NECİP F. BAHADIR | YORUM
Meclis Adalet Komisyonu gece gündüz demedi, 20 saate yakın mesai yaptı. Gerilim hiç eksik olmadı. Oysa muhalefet eden sadece İYİ Parti’ydi. Kamuoyu ne olduğunu anlayamadı.
Peki milletin vekilleri anladı mı? Emin değilim.
Emir yüksek yerdendi. “İmzala!” dendi. Vekiller gözü kapalı imzayı bastı. Metni görmedi. Böyle siyaset mi olur? AKP vekilleri robota dönüştürdü. “Parmak kaldırılacak… Kaldır’!”
Öcalan, “Cumhuriyetin kurulusu kadar önemli!” dedi. O biliyordu. İçeriğinden haberdardı. Müzakere etti hatta AKP’li Mehmet Metiner’in söylediğine göre ‘onayladı.’
AKP ve MHP için de ‘cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli’ adım mı? Keşke önce kamuoyu tartışsaydı! Halkın kanaati ortaya çıksaydı. Hukukçulardan görüş alınsaydı. Akademisyenlerin ciddi itirazları var.
Bir zamanlar AKP’nin de ‘üstad’ olarak gördüğü, Erdoğan’ın hemşehrisi İzzet Özgenç’in “Kaos getiri!” dediğine önceki yazımda dikkat çektim. Hemen tüm hukukçuların ortak kanaati düzenlemenin anayasaya aykırı olduğu yönünde… ‘Eşitlik’ ilkesinin gözardı edildiğini söyleyen söyleyene… Bir kişiye ya da gruba, zümreye özel ‘af’ olmaz.
Erdoğan ve AKP’nin gözünde Öcalan ve PKK’nın ayrıcalıklı ve özel yeri var. Diğerleri devletin ‘üvey evlatları…’ veya ‘zencileri’. Çerçeve yasa toplumsal barış için zemin olabilirdi. AKP çok fazla kırdı, döktü. Adalet paydasında buluşulabilseydi, demokrasi ve özgürlük rüzgarları esebilirdi.
Bırakın kamuoyunu AKP kendi içinde tartışabilseydi, o kapıyı aralasaydı vekillerin bu yönde talepleri duyulacaktı. Erdoğan ‘Sadece PKK ve Öcalan’ dedi. Selahattin Demirtaş’ı bile dışarıda bıraktı. Varsa yoksa Öcalan…
Erdoğan’ın, “Onun bu yasayla ilgisi yok.” dediği medyaya yansıdı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de kapıyı kapattı. Sonradan yalanladı ama inandırıcı olmadı. Erdoğan’ın yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Kişiye (gruba) özel düzenleme olmaz!” dedi. Çerçeve yasa kişilere özel değil mi? ‘Sadece PKK’ demek bir zümreye özel anlamına gelmiyor mu?
Kaldi ki Demirtaş’ın tahliye edilmesi için yasaya ihtiyaç yok. AİHM kararları yeterli… Aslında mevcut yasalar da kafi. Sorun uygulamada… Erdoğan ‘yeşil ışık’ yakmadan ‘tahliye’ mümkün değil.
‘Demirtaş’sız süreç’ nasıl işleyecek? Kürt sokağı kabullenecek mi? Demirtaş’ı içeride tutan sadece Erdoğan mı? Onun kişisel öfkesi olduğunu bilmeyen yok. “Seni başkan yaptırmayacağız!” çıkışının bedeli bu?
Demokrasi ve hukuk olmadan barış olur mu?
Erdoğan’ı tanıyanlar “Bunu yanına bırakmaz!” dedi ve haklı çıktı. Demirtaş, 10 yıldır demir parmaklıkların altında… O kapı onun için açılmadı. Öcalan’ın da Demirtaş’tan rahatsız olduğu herkesin bildiği sır. Erdoğan açıkça söyledi. Öcalan’ın bir görüşme sırasında Demirtaş’tan söz ederken eliyle silah işareti yaptığı iddiası AKP’liler arasında dolaşmıştı.
Selahattin Demirtaş iki güçlü aktörün öfkesini üzerine çekti. Erdoğan’ın korkusu, Öcalan’ın hırsı ve haseti Demirtaş’ı içeride tuttu.
Sosyal medyaya bir gazetecinin ilginç kulis haberi yansıdı. Gürkan Zengin yazısına “2016 yılının Nisan ayı…” diye başladı. Demirtaş’ın seçimlerde yüzde 13 oy aldığını hatırlattıktan sonra o anekdotu paylaştı. Uçakta bulunan muhalefetten bir isim Demirtaş’ın yanına gitti ve “Müthiş hava yakaladın. Ben de senin yanına gelirim. Ecevit olursun… Ama PKK’nın terör örgütü olduğunu söyleyeceksin…” dedi. Demirtaş Bir cümleyle cevap verdi; “Abi beni yasatmazlar…!”
Çok çarpıcı ve anlamlı bir cümle… Kim yasatmaz? PKK mı Erdoğan mı? Yoksa ikisi birden mi? Haklı da çıktı Demirtaş… Yüzde 13’lük zafer statükoyu ürküttü. Ve zindana atıldı. ‘Siyasi yaşamı’ neredeyse bitti. ‘Medeni ölü’ haline geldi. Çerçeve yasayla binlerce PKK’lının tahliyesi konuşulurken öyle görünüyor ki Demirtaş içeride kalacak.
Erdoğan ve Öcalan öyle istiyor çünkü. Kürt kamuoyu bunu nasıl içine sindirecek? Doğrusu merak ediyorum. Sırf Demirtaş faktörü bile sürecin ne denli sakat ve kusurlu olduğunu anlatmaya yeter. Demokrasi ve hukuksuz barış mümkün mü?
Çerçeve yasada ‘kayyım’ sorunu da yok
Peki ‘kayyım sorunu’ ne olacak? AKP, 31 Mart’ta DEM’in kazandığı yerlere patır patır ‘kayyım atadı’. İki Ahmet’in ismi öne çıktı. Bahçeli sloganı dönüştürdü. “İki Ahmet göreve…!” dedi. Ahmet Özer ve Ahmet Türk… Çerçeve yasada ‘kayyım problemi’ yer aldı mı? Hayır… Yeni Parti komisyonda öneri verdi, AKP ve MHP reddetti.
10 yıldır cezaevinde esir alınan Selahattin Demirtaş içeride tutulacak… ‘Ahmetler’ göreve iade edilmeyecek, ‘kayyım’ uygulamaları sürecek… Bu nasıl süreç? Kürt sorunu böyle mi çözülecek? Kayyım basit ve sıradan bir sorun mu? ‘Bundan sonra kayyım atamayacağız’ demek meseleyi halleder mi? Bugüne kadar yapılanlar ne olacak?
İşin aslı Erdoğan’ın derdi ne Kürt, ne de PKK meselesi… Onun tek meselesi tekrar aday olabilmek ve iktidarını sürdürebilmek… DEM’in oyuna ihtiyacı olmasaydı asla sürece geçit vermezdi. Her şey koltuk için… Veremeyeceği taviz yok… Bu uğurda davasından da geçer, kutsallarından da… Koltuğu ve iktidarı için ülkeyi yakmaktan bile geri durmaz. Ne gerekiyorsa onu yapar. Süreçle birlikte DEM, AKP ve MHP blokunun yanında konumlandı. Artık yeni anayasa mı olur, yoksa erken seçim mi, DEM’in oyu hazır… Kasap et koyun can derdinde… Olan ülkeye olacak… Kasap ete, koyun cana kavuşacak.
Yangından mal kaçırıyorlar!
Komisyonda siyasi tarihe geçen bir anekdot yaşandı. Türkeş’in kızı Ayyüce Türkeş Taş İYİ Parti milletvekili olarak yasaya sert muhalefet etti. MHP yönetimini eleştirdi. Çünkü sürecin mimarı Bahçeli’ydi. MHP’li Muhammed Levent Bülbül eleştiri karşısında kendini kaybetti, masayı yumrukladı ve Ayyüce Türkeş’e, “Sen pisliksin…!” diye bağırdı.
Çerçeve yasaya komisyondaki İYİ Parti grubundan başka itiraz eden yoktu!
Hızını alamadı. İri cüssesiyle üzerine yürümeye kalktı. Araya giren milletvekilleri olmasa fiili saldırıda bulunacaktı. Bir yasa uğruna Türkeş’in kızına ‘pislik’ diyebilmek nasıl bir çılgınlık halidir? Haberi manşetlere çıktı. MHP yönetiminden ‘çıt yok’ Milletvekilinin hakaretini parti kabullendi.
Siyaset bu mudur? MHP’nin düştüğü hale bak… AKP’de siyaset yapan Tuğrul Türkeş gibi bir isim bile tepkisiz kalamadı. Ve, “Asgaride teröristlere gösterilen toleransın onda birinin bir hanımefendiye ve milletvekillerine de gösterilmesini beklerdim…”
MHP ve AKP’nin tüm toleransı ve hoşgörüsü PKK ve Öcalan’a… Çerçeve yasanın da anlamı bu. PKK ve Öcalan dışında yasa ve tolerans kapsamına girecek başkaları yok. MHP ve AKP’nin Öcalan-PKK aşkının umarım tabanları da farkındadır.
Adalet Bakanı Gürlek, “Türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak.” demişti. Pazar oldu yeni bir sabaha uyandı mı ülke? Yasanın Genel Kurul’dan geçeceğini varsaydı. Herhalde komisyonu kastetmedi. Meclis haftanın ilk günü ele alacak. Yine jet hızıyla görüşülecek. Yangından mal kaçırır gibi… Milletvekillerinin otomatik parmakları inip kalkacak. Ve metin geldiği gibi yasalaşacak.
Toplum ertesi günü yeni bir sabaha uyanacak mı? Veya nasıl bir sabaha uyanacak? Daha aydınlık bir güne mi yoksa belirsiz ve alacakaranlığa mı?
Ne dersiniz?
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

