Türkiye’de sosyal güvenlik ve emeklilik sistemini kökten değiştirmesi beklenen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) için takvim daralırken, Ankara kulislerinde sistemin geleceğine dair belirsizlik giderek tırmanıyor.
Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) işveren payıyla desteklenen zorunlu bir ikinci basamak emeklilik modeline dönüştürülmesini amaçlayan yasal düzenleme, ekonomi yönetimi ile sahada can çekişen sosyal taraflar arasında ciddi bir uzlaşmazlık duvarına çarptı.
TASLAK BILE ORTADA YOK
Türkiye Gazetesi’nden İsa Karakaş’ın kaleme aldığı yazıya göre, ilk olarak 2024 sonbaharı için planlanan, ardından 2025 yılına sarkan TES, son olarak Cumhurbaşkanlığı Programı ile 2026 yılına ötelenmişti. Ancak bugüne kadar kamuoyunun ve paydaşların önüne somut bir yasa teklifi veya taslak metin getirilmedi.
TBMM’nin ekim ayındaki açılışının hemen ardından başlayacak yoğun bütçe maratonu göz önüne alındığında, sistemin öngörülen sürede yasalaşması hakikate aykırı duruyor. Bu kronik erteleme süreci ise “Sistem yine rafa mı kalkacak?” sorusunu gündeme getiriyor.
İŞÇİNİN ÇIKMAZI
Sistemin önündeki en büyük bariyer ise çalışanların omuzundaki geçim yükü olarak öne çıkıyor. Sosyal taraflardan yükselen sesler hissiyatın ötesinde, katı ekonomik verilere dayanıyor:
- Asgari Ücret: 28 bin 75 TL seviyesinde.
- Açlık Sınırı: 36 bin 940 TL’yi aşmış durumda.
- Maddi Makas: Açlık sınırı asgari ücretin yüzde 31,6 üzerinde bulunuyor.
Mevcut yüzde 15’lik SGK prim yükünün üzerine eklenecek yüzde 3’lük zorunlu TES kesintisi, net asgari ücreti 27 bin 84 TL’ye düşürecek. Evine ekmek götürmekte zorlanan ve sofrası her geçen gün daralan işçi kesiminin yanıtı net: “Bir kuruş bile eksiltemeyiz.”
İŞVERENİN KABUSU
Sistemin işveren kanadı da en az çalışanlar kadar tepkili. Enflasyon, yüksek faiz ve döviz sarmalında maliyet hesabı yapamayan sanayici ve KOBİ’ler için yeni bir fon yükünü göğüslemek imkansız görünüyor.
SGK ve işsizlik sigortası prim yükü Ocak 2026 itibarıyla yüzde 38,75’e tırmanırken, TES’in getireceği ek yüzde 3’lük pay ile bu oran toplamda yüzde 44,75’e fırlayacak. İmalat dışı sektörlerdeki yüzde 5’lik prim indirimi teşvikinin yüzde 2’ye çekilmesi de esnafın nefes borusunu tıkamış durumda.
Uzmanlar, gücü tükenen taraflara zorla yüklenecek primlerin kayıt dışı istihdamı tetikleyeceğini ve resmi istihdam tabanını çökerteceğini vurguluyor.
KIDEM TAZMİNATI GİDİYOR MU?
2003 yılından beri kıdem tazminatının fona devredilmesi ve TES ile birleştirilmesi tartışmaları her dönem masaya gelse de, tarafların mutabakatı olmadan bu nizamın kurulması imkansız görünüyor:
“TES ile birlikte kıdem tazminatının elden gideceği yolundaki gerçek dışı haberlere itibar edilmesin. İşinden olunmasın. Kıdem tazminatında bir değişiklik söz konusu değil. Mevcut uygulama aynen duruyor. Saman altından su yürüten habere kapılmak, asıl kaybı iş kapısında yaşatır.”
Sonuç olarak devlet bütçeye kaynak, işçi nefes, işveren ise sürdürülebilir maliyet arıyor. Üç kesim aynı masada uzlaşmadan yazılacak bir reformun, sahadaki kaçışı hızlandırmaktan başka bir sonuç vermeyeceği ve TES’in belirsiz bir istikbale ötelenen bir ‘tasarruf hayali’ olarak kalacağı öngörülüyor.
Kaynak: Türkiye Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

