NECİP F. BAHADIR | YORUM
Erdoğan’ın mayıs seçimlerinde konumu ve propagandası neydi? PKK’ya karşı sert duruşu ve kararlılığı… Kemal Kılıçdaroğlu’nu PKK ve DEM çizgisine yakın durmakla suçladı. Bunun için seçim meydanlarında sahte ve üzerinde oynanmış yalan yanlış görüntüler kullandı. Sadece şu cümlesi politikasını özetlemeye yeter; “Kılıçdaroğlu hapisteki tüm PKK’lıları çıkartacak! Apo ve Selo dahil. Kandil’den talimat almışlar… Meclis’te HDP ile ne görüştünüz? Söyleyin!”
Hatırladınız değil mi?
Sadece Erdoğan da konuşmadı. AKP sokak sokak dolaştı, vatandaşa bu yönde propaganda yaptı. O dönem Kılıçdaroğlu’nun Öcalan’ı affedeceği herkesin dilindeydi.
İnsan nisyanla malul… Ama unutmadık o günleri… Arşivler ortada. Google’a sorarsınız çok zengin malzemeyle karşılaşırsınız. Alt alta yazdığınızda Erdoğan’ın söyledikleri hacimli kitap hatta ansiklopedi olur.
Seçmen, Erdoğan’a niye oy verdi? PKK ile mücadelesine aynen devam etmesi için… PKK karşıtı duruşunu sürdürmesi için… Kılıçdaroğlu’nu niye seçmedi? PKK’ya müsamaha gösterilmesini istemediği için… DEM çizgisini PKK ile eş değerde gördü. Bu parti ile görüşmeyi, selamlaşmayı yadırgadı.
Devlet Bahçeli hızını alamadı, DEM’i Altılı Masa’nın gizli ortaklarından olmakla itham etti. Hatırladınız değil mi?
Anayasa Mahkemesine kafa tuttu; “Niye kapatmıyorsun?” diyerek tepki gösterdi… Ayrıca DEM Partililerin milletvekili maaşlarının kesilmesini talep etti. AKP ve MHP’nin oluşturduğu ‘Cumhur İttifakı’nın siyasi pozisyonu buydu.
Seçimden sonra ne oldu? Erdoğan köprüyü geçti, tekrar seçildi. Ve politikalarını hiç özeleştiri yapmadan tam aksi yönde değiştirdi. Seçim döneminde suçladığı ne varsa hemen hepsini ‘yeni politika’ olarak benimsedi.
Birkaç adım daha ileriye gitti. Meclis’i Öcalan’ın ayağına götürdü ve muhatap etti. Öcalan’a ‘başmüzakereci rolü’ verdi. Öcalan bir anda ‘barış elçisi’ oluverdi. AKP iktidarının İmralı adasında Öcalan’a ‘özel konut’ inşa ettirdiği herkesin bildiği sır…
Öcalan adada klasik mahpus falan değil. Özel mahkum… AKP yöneticisi Abdullah Güler gazeteci ve siyasetçilerin ziyaret edebileceğini söyledi. Hangi başka mahkum bu haklara sahip? Tarih ve Kader Erdoğan veya AKP’nin ‘PKK – Öcalan aşkını’ kayda geçirdi. Meğer asıl ‘PKK sevici’ AKP imiş. Gerçekler tüm çıplaklığıyla ortada… Görmemek için kör ya da kalbi mühürlenmiş olmak lazım. Hakikat gün gibi ortaya çıktı.
Erdoğan, “PKK ile savaşacağım!” diye oy aldı. Kılıçdaroğlu’nu “PKK ile işbirliği yapıyor!” diye geriletti. Seçimden sonra vatandaşın oyuna ihanet etti. PKK’ya af süreci başlattı. Bahçeli’nin iteklediği doğru… Erdoğan da ‘hayır’ demedi, direnmedi. “Seçmene ne diyeceğiz!” kaygısına girmedi. “Dün dündür, bugün bugündür!” sözünü şiar edindi.
Vatandaşın oyun peşini düşmeye ve Erdoğan’a hesap sorma hakkı var. Ama nerede o bilinçli seçmen? AKP’nin neyi olağan ve normal ki…
Çözüm ve barış süreci olamaz mı? Olur elbette… Normal demokrasilerde toplumdan bu amaçla oy istenir, ardından da gereği yapılır. Yoksa hiçbir siyasetçi dün ‘kara’ dediğine bugün ‘ak’ demez, diyemez.
‘Terörsüz Türkiye’ imiş… Ülkede terör mü vardı Allah aşkına… Kırsalda kaç PKK teröristi kaldığını Süleyman Soylu biliyordu. Ayakkabı numalarından bile haberdardı. Öyle demişti. PKK bitmiş, ömrünü tamamlamıştı zaten. Yoksa Soylu yalan mı söylüyordu? AKP 2002’de iktidara gelirken neredeyse ‘sıfır terör’ teslim aldı. Sonradan yaşanan terör eylemleri ise AKP bataklığından doğdu.
AKP bugün doğru bir terör tanımı yapabilecek durumda değil. Siyaseti ve kavramları birbirine o kadar çok karıştırdı ki… Erdoğan’ın önce ‘Mayıs tevbesi’ yapması gerekirdi. Seçmene de ülkeye de borcuydu bu. Politika değişikliğini herkesin anlayacağı dilde anlatmalı ve ikna etmeliydi. “Ben yaptım oldu!” ile siyaset yürütülmez.
Tabii CHP ve Kılıçdaroğlu’ndan da özür dilemesi lazım. Sahte görüntüler bir yana… Haksız ithamlarda bulunduğu için… O ithamları kendisi politikaya dönüştürdüğü için…
Önce Öcalan’ın onayından geçmiş!
İlk düğmesinin yanlış iliklendiği sürecin ‘çerçeve yasası’ nihayet ortaya çıktı. Adada Öcalan’la müzakere edildi. Öcalan ‘tamam’ deyince imzaya açıldı. 360 milletvekili altına imzasını koymuş…
Acaba kaçı okudu? Bu kadar önemli bir konuyu imzalamanın siyasi sorumluluğunu üstlenmek kolay mı? AKP ve MHP için kolay… Butlan CHP’si için de… Vekillerin okumadan, incelemeden ‘boş kağıda’ imza attığını tüm toplum gördü.
Süleyman Soylu da imzaladı mı? Herhalde… Yoksa haber olurdu. Hiç mi itirazı yoktu?
AKP çerçeve yasayı kamuoyundan da kaçırdı. Tartışmaya açmadı. Yangından mal kaçıran mağribi gibi… ‘Oldu bittiye’ getirmek için her yolu denedi. Erdoğan’ın süreci şeffaf değil gizli saklı götürmek gibi bir çaba içinde. Korku ve endişesi var çünkü. ‘PKK’ya af’ kamuoyunun kolay kabulleneceği gelişme değil. Toplum maddi ve manevi olarak çok ağır bedeller ödedi. Onbinlerce evladını kurban verdi. Madem ki AKP riski üstlendi, göze aldı arkasında da adam gibi durabilmeli, sahip çıkabilmeli…
İlanihaye gizli kalması da mümkün değil elbette. Sır gibi saklanan ‘12 maddelik’ mini paketten kamuoyunun haberi oldu. Jet hızıyla yasalaşacak. Komisyonda ele alındıktan sonra vakit kaybetmeden Genel Kurul’a sevk edilecek. Bir hafta içinde her şey olup bitecek. AKP medyası yasanın propaganda kısmını öne çıkardı. Milli birlik, kardeşlik, dayanışma gibi kavramlarla perdelemeye çalıştı. O kadar masum değil paket… Sonunda Öcalan’ın dediği oldu, AKP’nin değil.
Önce silahlar bırakılacak sonra yasa çıkacaktı. Öyle mi oldu? Hayır… Kandil silah bırakmakta direndi. Paralel yürüyecek… Son sözü Öcalan söyleyecek…
Toplumda ciddi boyutta ‘adalet sorunu’ yaşanmakta… Sadece PKK’ya dönük kısmi af veya infaz düzenlemesi ne demokrasinin, ne hukuk, ne de vicdanla bağdaşır. Meclis Baskanı Numan Kurtulmuş, “Kimse dışarıda kalmayacak!” gibi bir cümle kullanmıştı. Bir vaatti bu.
Burada bir yazıya başlık yapmıştım o cümleyi…
Sonuç? Sadece PKK… Diğerleri dışarıda… Kalem ve kitap AKP için silah ve mermiden daha ağır suç unsuru… Siyasi suçlara af yok. Erdoğan’a sorsan devlet vatandaşa karşı işlenen suçlara affedemez. Bugüne kadar çıkardığı tüm infaz düzenlemeleri bu görüş ve inancına aykırı…
Deva lideri Ali Babacan çağrısı yerindeydi; “Teklifin hukuk önünde eşitlik ilkesini gözetmemesini ve kişiler arasında farklı muamele yapılmasını önemli eksiklik olarak değerlendiriyoruz”
AKP kulak verir mi? Komisyonda değişikliğe gider mi? Pek umutlu değilim. Keşke yapsa… Erdoğan’a parti içinden de bu yönde istekler gitti. Fakat o kulaklarını tıkadı. “Sadece PKK!” dedi. Benzer durumdaki diğer mahpusları dışarıda tuttu. Çözüm süreçi toplumsal barışa vesile olabilirdi. “Milli birliğimiz perçinlenecek” demekle olmaz. Ne perçini, milli birliği dinamit bu!
Ceza hukuku üstadı İzzet Özgenç, çerçeve yasayı okuduktan sonra ciddi uyarılarda bulundu. Ve kamuoyuyla da paylaştı; “Söz konusu teklif bu haliyle kanunlaştığı makaranda uygulamada içinden çıkılamaz, bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız”
Sadece hukuki değil, her açıdan…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

