Tiyatroyu belgelemek tiyatro yapmak kadar önemlidir. Ne ki sahnede yaratılan güzelliklerin belgelerini oluşturma ya da var olan belgeleri gelecek kuşaklar için düzenleyip saklama alışkanlığı bizde pek yerleşmemiştir. Ne de olsa taşıma gücü sınırlı olan göçebe yaşam kültüründen geliyoruz.
Yücel Erten.
Devlet Tiyatroları sanatçısı, yazar, oyuncu, uyarlamacı, çevirmen, eğitici, yönetmen Yücel Erten tiyatroyu belgeleme işinde yoğunlaşmış ender sahne insanlarımızdandır. Yönetici/ başrejisör olduğu dönemlerde, DT oyunlarını görev dağılımı, fotoğraflar ve eleştiri yazılarıyla birlikte ciltletip yayımlamış olmasıyla, “Devletin Tiyatrosu Olmaz(mı?)” adını taşıyan kitabıyla “devlet tiyatrosu” olgusunu gündeme taşımasıyla belge oluşturma konusundaki duyarlığını yıllar öncesinde kanıtlamıştı.
SONBAHARDA BİTİYOR
Erten, “anılar” olarak tanımladığı dört kitaplık çalışmasını sonbaharda tamamlamayı tasarlıyor.
“Dörtleme”nin ikinci kitabı “Yelkenler Fora”yı (1984 Yayınevi) daha önce (28/02/2023) yazmıştım. İlk kitap “Akıntıya Kürek Çekmek” 2018’de yayımlanmışsa da elime yeni geçti. Üçüncü kitap “Palamarı Çözmek” ise yeni çıktı (1984 Yayınevi). Nasıl anlatmalı? En iyisi baştan almak…
“Akıntıya Kürek” başlığını taşıyan ilk kitapta Erten’in 1983 yılına dek oluşturduğu sanat birikimi dillendiriliyor. 1945 doğumlu sanatçının çocukluğu, gençliği, Halkevi kursları, amatörlük dönemi, gördüğü Devlet Konservatuvarı eğitimi, burs kazanarak Almanya’ya gidişi ve rejisörlük eğitimi için kabul edilişi; Türkiye’ye yönetmenlik diplomasıyla dönüşte Devlet Tiyatroları’nın ilk Brecht oyunu, “Arturo Ui”yi (1979) Ankara DT’de sahneleyişi, Ankara Sanatevi için yönettiği, izleyenler için unutulmaz Aristofanes güldürüsü “Barış” (1983) oyununun kazandığı başarı anlatılıyor.
“Yelkenler Fora”da, Erten’in 1983-1994 yılları arasında yer alan tiyatroculuk eylemi dillendiriliyor. Bir süre DT genel müdürlüğünü de yaptığı bu dönem, sanatçının, tiyatrodaki çalışmalarıyla parladığı ve sahne sanatları için yönetmen yetiştirme zorluğunu aşamamış tiyatromuzun tarihine, yurtdışında eğitim görmüş birkaç yetkin yönetmenden biri olarak geçtiği aşamayı belirliyor. Euripides’in “Troyalı Kadınlar”ı, çıplak ayakları kanatan taşlar üstünde anlatılırken Shakespeare komedisi “Hırçın Kız”ın Katherina’sı (Işık Yenersu) erkek egemen dünyanın düzenine bileklerini keserek karşı çıkmaktadır. Shakespeare’den Can Yücel’in çevirip söylediği “Bahar Noktası” Osmanlı dönemindeki TürkYunan birlikteliğini sahneye getirmektedir. Çehov’un “Martı”sı “komik” öğeleri vurgulanarak sahnelenmiştir. Peter Shaffer’ın (Alev Sezer ve Can Gürzap’lı) “Amadeus”u parlak bir üstünyapımdır. Memet Baydur’un “Cumhuriyet Kızı” oyunu dev bir kadroyla sahnelenmiştir. Güngör Dilmen’in “Ben Anadolu”sunun Yıldız Kenter’li ilk yapımı Türkçe ve İngilizce olarak dünyayı dolaşmış, “Deli Dumrul” aylarca gündemde kalmıştır. “Keşanlı Ali Destanı”nın ilk DT yapımı Erten’in rejisiyle gerçekleşmektedir. Erten artık yurtdışı yapımlarda da üreten bir sanat insanıdır.
KANDEMİR ETKİSİ
Üçüncü kitap “Palamarı Çözmek” (2026) Erten’in DT genel müdürlüğünden ayrıldığı 1995 yılında başlıyor, pandemi etkisinin ülke çapında ağırlaştığı 2020 yılında noktalanıyor. Bu dönemin başında Erten’in DT ve Devlet Opera ve Bale’sinin çeşitli sahnelerinde görevlendirildiğini görüyoruz. Aziz Nesin’den uyarlanan “Azizname” Berlin’deki Tiyatrom’da ve DT’de sahnelenmiş, çeşitli DT sahnelerinde beş yıl kapalı gişe oynamıştır. Nâzım’ın “Ferhat ile Şirin”ine yurtiçinde ve dışında, bir önceki dönemde yaptığı “Don Giovanni”den sonra “Sihirli Flüt”e yönetmen imzasını atmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda yaptığı “Kafkas Tebeşir Dairesi” ve İstanbul DT’de yaptığı “Arturo Ui” yanında Ankara DT’deki kusursuz “Mutlu Son” çalışmasıyla Brecht’i yorumlamayı sürdürmektedir.
POLİTİK DURUŞ
Emeklilik öncesi ve sonrası aşamalarını içeren bu dönemde, Erten’in kurum içindeki savaşımları belgeleyen belirlemelerine ve 2000’li yıllarda toplum olayları içindeki politik duruşuna ağırlıklı olarak yer verilmiştir. İzmit Şehir Tiyatroları’ndaki genel sanat yönetmenliği süreci de kitabın 3. cildini renklendirmektedir.
Erten’in, bittiği zaman 1300 sayfayı aşacağını düşündüğüm yapıtından üçlü bir tat alıyorsunuz. Öncelikle, bir çocuğun/gencin sıradan sayılabilecek yaşamının nasıl bir tiyatro yönetmenliği uğraşına evrildiğini izliyorsunuz. İkinci olarak ülkemizdeki tiyatro kurumlarının geri düzlemlerinde yaşanmış tanıklıklarla karşılaşıyorsunuz. Son olarak da başta DT’de ve yurtdışında sahnelenmiş oyunlarla Yücel Erten’i 40 ödülle buluşturan 80 dolayında tiyatro olayının en önemlileriyle tanışıyorsunuz. Erten, belgeleme sürecini yalnız yazıyla değil, fotoğraflarla da destekliyor.
Rastgele!
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

