Site icon Serbest Görüş

Yalanlar üstüne…

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Tayyip Erdoğan’ın sık kullandığı cümlelerden biri: “15 Temmuz bir işgal girişimiydi…”

Kim işgal edecekti? Amerika mı? Avrupa mı? Rusya mı? Yoksa NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen dış güçler mi? 15 Temmuz’un en üst düzey rütbeli ismi Akın Öztürk hangi yabancı ülkenin adamı? Bu kadar iddialı bir cümlenin devamı ve ayrıntısı da olmalı…

Üzerinden koca bir 10 yıl geçti ve fakat cümlenin devamı gelmedi…

Siyaset dürüstlüğü pek önemsemez. Doğru söyleyen küçümsenir, ‘Doğrucu Davut’ diye alay edilir. Denir ki; “Politikacının iki dili vardır, biriyle yalan söyler, diğeriyle yalanını tekrar eder…”

Türk siyasetinde ‘iki yüzlü’, ‘fırıldak’, ‘dönek’ gibi kavramlar sık kullanılır. Son dönemde buna ‘hain, terörist’ de eklendi. “Her doğru her yerde söylenmez!” tamam; peki yalan her yerde söylenir mi? Bir siyasetçi gerçeği herkesin bildiği yerde neden ısrarla yalan söyler? Her dediğine inanan bir kitlesi olduğu için mi? Ama yalanının farkında olduğunu bilen başka kitle de var.

AKP iktidarını ‘yalanlar üstüne’ inşa etti. Yalan AKP’nin siyaseti oldu. Allah korkusu kalmadı, haya veya ar duygusunu da yitirdi. O damarı çatladı. İnsan en azından kuldan utanır değil mi?

Vaktiyle bir AKP’liden dinlemiştim… Ona da babası nasihat etmiş: “Oğlum yalanı düzgün söyleyeceksin… Bir bina inşa eder gibi… Büyük yalanları alta, temele koyacaksın, sonra küçükleri sıralayacaksın… Yoksa yıkarsın yalan kulesini…”

Evet o isim hala AKP’de ve de çok muteber… Havayı çok iyi koklardı, rüzgarın nereden eseceğini bilirdi. Siyasi yaşamında neredeyse  oturmadığı koltuk kalmadı. Yalan sadece AKP ile sınırlı değil tabii…

“Yalan meselesi nereden çıktı?” diyeceksiniz!

15 Temmuz haftasında o kadar çok yalan dinledim ve okudum ki… Hamasi nutuklar, filmler, belgeseller hep yalanlar üstüne…

‘Asırlık Gece’ belgeseline şöyle bir göz attım. Bu kadar abartılı ismi kim buldu acaba? Henüz asrın ilk çeyreğindeyiz. Yaşanacak üç çeyrek daha var. Abartı yalanın en masum hallerinden biri değil mi? Tam bir ‘asırlık palavra’.

Final maçının devre arasında da bol bol tanıtımı yapıldı. Duymayan kalmadı. Reytinginin fazla olacağını sanmıyorum. TRT’nin kitlesi belli… ‘Çok izlensin’ gibi bir derdi yok böyle yapımların. Amaç ‘propaganda’ gerisi hikaye…

AKP’yi kuranların baba ocağı Refah Partisi ve Fazilet Partisi’ydi. ‘Erdemliler Hareketi’ olarak ortaya çıktı. Kendilerine ‘yenilikçiler’ de dendi. Yeni olan kendileri, Erbakan ve arkadaşları eskiydi.

Erdoğan ‘Milli Görüş elbisesini’ çıkardı attı. Yerine ne giydi? Hocası Erbakan, “Bilderberg ve Rotaryen gömleği giydi!” diyerek tepki göstermişti o dönem. İlerleyen zamanlarda hızını alamadı, ‘Deli gömleği giydiğini’ söylediği de oldu.

Son 15 yıla bakılırsa ‘sihirbaz elbisesi’ giydiğini söylemek daha isabetli olmaz mı? Sihirbaz işini sadece el çabukluğuyla değil, göz boyama ve hile hurdayla yapar. Erdoğan’ın siyaseti de böyle değil mi? Acı olan ise bu sihre kendini kaptıran kitleler! İnananı olduktan sonra sihirbaz çok olur.

‘Erdem’ siyasetin aradığı bir kavramdı. Siyaset çürümüş ve yozlaşmıştı. 28 Şubat ise bütün bütün felç etmişti. ‘Yeni’ arayışı had safhadaydı. Bir de buna ‘erdem’ eklenince Erdoğan’ın AKP’si büyümekte sorun yaşamadı. Vaatleri demokrasi ve özgürlüktü. ‘3Y’ ile mücadele edecekti. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar… İlk yıllar fena gitmedi. Meclis’te yolsuzlukları araştırmak için komisyon bile kurdu.

Sonrası tam bir felaket…

Artık iktidar mı yozlaştırdı yoksa bünye hastalıklı ve yozlaşmaya teşne miydi? Belki de her ikisi… ‘3 Y’ AKP’nin karekteri oldu. Bugün Erdoğan’ın siyasetini tanımlamak için ‘3Y’yi söylemek kafi… Adeta imzasına dönüştü Erdoğan’ın 3Y… Şimdi bir de buna yalanı ekledi. Y 4’e çıktı.

Bu yalanlar yüzünden 15 Temmuz tanımlanamadı. Tiyatro mu, darbe girişimi mi? Yoksa kusursuz bir senaryo mu? Önyargım yok. Gerçek darbe girişimi de olabilir. Ne olduğunun tespit edilebilmesi için soruların cevap bulması gerekiyor.

Soru sorma, konuşma, tartışma, mesaj atma, yazma!

Peki ‘karanlıklar nasıl çıkacak aydınlığa!’ Çılgın sorular herkesin zihninde dönüp duruyor. AKP’nin tek politikası konuşturmamak ve susturmak. Herkesin AKP’nin 15 Temmuz bayrağını sallamasını istiyor. Mümkün mü bu? 15 Temmuz’a ‘asırlık gece’ diyenler darbe davalarını neden yakından takip etmez? O salonlarda bazı sırlar deşifre olmakta… 15 Temmuz’un ‘kara kutusu’ Hulusi Akar, Meclis’in davetine icabet etmedi. Sanıklar yüzleşmek istedi, mahkemeye de gitmedi. Neden? İnsan sırf izlemek için gider.

15 Temmuz’da çok yalan dinledim. Gördüm ki ülkem fena halde yalanlarla yaralı!

Bir zamanların erdemlileri yalana ‘altın devrini’ yaşattı. Yalanın ‘asrı saadeti’ desem uygun düşer mi bilmiyorum ama hiçbir dönem yalanın saltanatı bu denli hüküm sürmemişti. Yalan balonu bu kadar şişmemişti. Hakikat ve gerçekler bu denli yetim ve öksüz kalmamıştı. Doğrunun yalan gürültüsüyle bastırıldığı yerde 15 Temmuz’un iç yüzünün aydınlanması mümkün mü?

AKP’nin yalanları o kadar gürültü çıkarıyor ki… Hakikat veya gerçek psikolojik harbin bir unsuru olan bu gürültülü kara propaganda karşısında etkisiz ve çaresiz kalıyor. AKP tüm kanalları kapamamış olsa bir soruyla yıkılıp gidecek. Erdoğan’ın ‘nass muamelesi’ yaptığı 15 Temmuz tezi o kadar da çürük ve temelsiz.

AKP, sözde erdemliler ve inançlılar hareketi ya… En azından yola bu iddiayla çıktı ya… Onları uyarı ve ikaz niteliğinde bir mesajım var. Acaba duyarlar mı? Kulakları ve kalpleri mühürlü olmayanların işitmesini isterim.

Hz Peygamber’e (sas) sorulur; “Bir Müslüman içki içebilir mi?”

Efendimiz (sas), “İçmemesi lazım ama nefsine uyar, (hata yapar) içebilir.”

Arkasından, hırsızlık ve zina soruları gelir. Cevap aynı. “Yapmaması lazım ama gaflete düşebilir!”

Ve final sorusu; “Müslüman yalan söyler mi?”

Benzer cevap bekleyenler yanılır. “Hayır!” der Hz. Peygamber… “Bir Müslüman asla yalan söylemez. Yalanı ancak iman etmeyen insan uydurur.”

Buyrun ölçü ve kıstas bu… Vurun bu kıstasa kendinizi… İktidar ve koltuk için her yol meşru mudur?

15 Temmuz yalanları ve palavralarını sıralamaya kalksam ansiklopedi olurdu, onun için bir genel değerlendirme yaptım. Yalanın dudaklardan bu kadar kolay dökülmesi beni çok rahatsız etti. Ne siyaset ne de toplum bu kadar yalanı kaldırabilir.

Yazık ülkeye… İnsan, bile bile yalan söyler mi? İktidar ve koltuk söz konusu olduğunda söylüyor maalesef. Bir tanığı olarak bunu ben de tarihe not düşüyorum. Siz de şahit olun…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version