DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sürece ilişkin yasal düzenlemenin Meclis kapanmadan çıkarılması gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, iktidarın elinde bir taslak varsa bu hafta paylaşması gerektiğini belirtti. Düzenlemede insanların kategorize edilmesine ve pişmanlığı çağrıştıracak yaklaşımlara karşı olduklarını vurguladı. “AKP’nin hazırladığı belirtilen yasayı gördünüz mü?” sorusuna, “Hayır, görmedik. Son dönemde AK Parti adına konuşan isimlerden, yasa konusunda bir mutabakat sağlandığı, ortak bir metin üzerinde uzlaşıldığı ve bu metnin bize de verildiği yönünde açıklamalar ve haberler de çıktı. Ama şunu çok net söyleyebilirim, bize ulaşan herhangi bir metin yok. AK Parti’nin çıkarmayı hedeflediği yasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz. Bize ulaşmış somut bir içerik yok.” şeklinde cevap verdi. “Süreçte en zor dönemin geride kaldığını düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine ise şu ifadeleri kullandı: “Ben bundan o kadar emin değilim. Çünkü hâlâ ortada çıkarılmış bir yasal düzenleme yok.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt sorununa ilişkin yürütülen süreçte hazırlanması beklenen yasal düzenleme, silahsızlanma, İmralı görüşmeleri, CHP’ye yönelik operasyonlar ve olası seçim senaryoları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Nefes’ten Dilan Kutlu’nun sorularını cevaplayan Hatmoğulları, yasal düzenleme için “kök yasa” ifadesini kullandıklarını anlattı. Tülay Hatimoğulları’na yöneltilen sorular ve cevaplar şöyle:
– Neden “kök yasa” tabirini kullanıyorsunuz?
HATİMOĞULLARI: İlk kez Kürt sorunuyla ilgili bir yasal ve hukuki adım atılmış olacak. Bu bakımdan biz bu yasayı önemsiyoruz. Bir ‘kök yasa’ dememizin sebebi de bu. Bu yasa, başka yasaların ve çözüm sürecindeki başka zeminlerin oluşmasına ve güçlenmesine katkı vermesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama iktidarın nasıl düşündüğünü bilmiyoruz. Fakat bizim açımızdan esas mesele şudur, gerçekten Kürt sorununun siyasal ve hukuki bir zeminde çözülmesiyle ilgili samimi bir adım atılacak mı? Aslında bu yasanın ana fikrini belirleyecek olan da budur. Ardından diğer düzenlemeler, diğer yasalar da gelmeli.
– AKP’nin hazırladığı yasayı görebildiniz mi?
HATİMOĞULLARI: Hayır, görmedik. Son dönemde AK Parti adına konuşan isimlerden, yasa konusunda bir mutabakat sağlandığı, ortak bir metin üzerinde uzlaşıldığı ve bu metnin bize de verildiği yönünde açıklamalar ve haberler de çıktı. Ama şunu çok net söyleyebilirim, bize ulaşan herhangi bir metin yok. AK Parti’nin çıkarmayı hedeflediği yasanın içinde ne olduğunu bilmiyoruz.
Normal şartlarda şöyle bir süreç işleyecekti. Son görüşmede Sayın Öcalan, 7-8 maddelik bir kök yasa mantığına ilişkin hazırlık yapmış. Bu devlet temsilcileriyle de paylaşılmış. Metin bize ulaşmadı ama içeriği hakkında genel hatlarıyla bilgilendirildik. Son yapılan görüşmede de kök yasa konuşuldu. Devlet temsilcileri yine oradaydı. Aslında genel anlamda bir mutabakat henüz sağlanabilmiş değil. Dolayısıyla bize ulaşmış somut bir içerik yok. Yarın öbür gün beklentileri karşılamayacak bir yasa çıkarılırsa, bunun sürece katkısı olmaz. Çünkü bu kök yasadaki temel yaklaşım, silahsızlanma sürecini hızlandıracak, siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek bir düzenleme olmalıdır. Yasanın temmuz ayında geleceği söyleniyor. Ama daha önce de defalarca ‘gelecek’ denildi ve gelmedi. Zaten Meclis’in kapanmasına çok az zaman kaldı. Eğer ellerinde bir taslak varsa bu hafta paylaşmaları gerekiyor. Bu yasa çıkarılmadan Meclis kapanmamalı.
Bazı yaklaşımlara baştan karşı olduğumuzu ifade etmek isterim. Birincisi, insanların kategorize edilmesine karşıyız. İkincisi ise, etkin pişmanlığı ya da pişmanlığı çağrıştıracak herhangi bir yaklaşımın kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Çünkü insanlar gerçekten siyasette yeni bir başlangıç yapmak istiyorlar. Zaten Türkiye’de etkin pişmanlık yasası var. Dolayısıyla bu bizim açımızdan yeni bir yaklaşım değil. Sayın Öcalan da İmralı’da bu yaklaşımın kabul edilmeyeceğini çok net bir biçimde ifade etmiş.
Biz kendi taslağımızı ise önümüzdeki dönemde, gelişmelere göre kamuoyuyla paylaşabiliriz. Bizim taslağımızda kategoriler olmayacak. Numan Bey’in sık kullandığı bir ifade var, “Türk’ün de Kürt’ün de haysiyeti ve onuru.” Bu çok kıymetli bir yaklaşım. Yani kapsayıcı, insanları kategorilere ayırmayan, pişmanlığı dayatmayan, gerçekten siyasi ve hukuki çözümü esas alan, demokratik zemine oturacak bir kök yasadan söz ediyoruz. Hem kök yasaya ilişkin hem de Sayın Öcalan’ın umut hakkıyla ilgili hukuki düzlemde hazırladığımız çalışmalarımız bulunuyor.
– Yaklaşık 200 örgüt yöneticisini düzenlemede olması gerektiği konuşuluyor. Örgüt yöneticileri yasal düzenlemenin içinde mi?
HATİMOĞULLARI: Bu konuda iktidarın nasıl düşündüğünü net olarak bilmiyoruz. Bazı imalar var. Örneğin, silahlı eğitim almış ancak herhangi bir eyleme katılmamış kişilerden oluşan, birkaç yüz kişilik bir gruptan söz ediliyor. Eğer yasa bu şekilde çıkarsa kapsayıcılığı oldukça düşük olur. Böyle bir yasa çıkması halinde biz de kendi tutumumuzu çok açık ve net biçimde ortaya koyarız. Bugüne kadar somut adımlar atılmışken, tartışmanın insanları kategorilere ayırmaya indirgenmesi bu süreci heba eder. Kök yasa mümkün olan en geniş kapsamda hazırlanmalıdır. Bunu ‘200 yönetici’, ‘500 alt kadro’, ‘bin kişi başka bir kategori’ şeklinde ayırmaya kalkarsanız işin içinden çıkamazsınız.
Biz de DEM Parti olarak süreç o aşamaya geldiğinde ve taslakları gördüğümüzde, hukuk tekniğini gözeten ama aynı zamanda düzenlemenin siyasi anlamını güçlendirecek önerilerimizi sunacağız. Bu çalışmalarımız arasında bazı mekanizmalar da bulunuyor. Örneğin, silah bırakan kişilerin belli bir süre belirli merkezlerde kalmasını sağlayacak bazı mekanizmalar oluşturulabilir. Biz buna bir ‘uyum süreci’ demiyoruz. Ancak hem toplumun hem de ilgili kişilerin güvenliğini ve sürecin sağlıklı işlemesini sağlayacak bazı geçiş mekanizmaları elbette tartışılabilir.
– Süreci tabanınıza nasıl anlatıyorsunuz?
HATİMOĞULLARI: Aslında atılması gereken bazı adımlar var ki bunlar için yeni yasal düzenlemeye bile ihtiyaç yok. Bunların başında AİHM kararlarının uygulanması geliyor. Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve arkadaşlarının serbest bırakılması gerekiyor. Aynı şekilde Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş açısından da yapılması gerekenler var.
Bugün Türkiye’de barışın toplumsallaşmasının önündeki en önemli engellerden biri de CHP üzerinde yürütülen operasyonlardır. Bunlar hiçbir zaman olmaması gereken uygulamalardır. Ama özellikle barışın konuşulduğu bir dönemde yaşanması daha dikkat çekicidir. Böyle bir süreçte CHP’nin bütünlüklü desteği son derece önemlidir. İktidarın bunu gözetmesi gerekirken, CHP’ye yönelik operasyonlarla bu süreç adeta sabote edilmeye başlanmıştır. Üstelik bu gözaltılar ve tutuklamalarla sınırlı kalmadı. Mutlak butlan tartışmalarıyla hem CHP’nin dışına hem de iç işleyişine yönelik müdahaleler gündeme geldi. Operasyonlar devam ettiği sürece barışı toplumsallaştırmakta ve ‘Türkiye’nin birinci gündemi barıştır’ algısını oluşturmakta zorlanıyoruz.
– Silah bırakma süreci hangi aşamada?
HATİMOĞULLARI: Bununla ilgili teknik bilgiler bize gelmez. Bu bilgiler devlet mekanizmasıyla örgüt mekanizması arasında olan bilgilerdir. Ama şunu biliyoruz PKK, kendisini feshettikten sonra Türkiye’de herhangi bir silahlı mücadele yürütmeyeceğini ifade etti. Bunun taktiksel bir adım olmadığını, stratejik bir yaklaşım olduğunu söylüyorlar. Ancak hangi mağaranın boşaltıldığı, hangisinin doldurulduğu gibi teknik ayrıntıları bilmiyoruz.
– İmralı görüşmelerinin uzamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
HATİMOĞULLARI: İkinci kez benzer bir uzama yaşanıyor. Bunun nedenine ilişkin net bir bilgimiz yok. Ancak arka planda yasaya ilişkin bir diyalog yürütüldüğünü tahmin ediyoruz. Bunun yanında Sayın Öcalan yalnızca İmralı Heyeti ile değil; Türkiye’deki basın ve yayın kuruluşlarıyla, gazetecilerle, hukukçularla ve siyasetçilerle de görüşmek istediğini ifade ediyor.
– Erken ya da baskın seçim olması ve Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adayı olması halinde destek verir misiniz?
HATİMOĞULLARI: Bunu henüz hiç konuşmadık. Seçim süreci geldiğinde, o günkü gelişmelere göre kendi değerlendirmelerimizi yapacağız. Türkiye’deki mevcut tabloyu görüyorsunuz. Henüz seçim ittifakları ya da Cumhurbaşkanlığı seçimi partimizin yetkili organlarında konuştuğumuz konular değil. Önümüzde kongremiz var. Muhtemelen kongreden sonra Türkiye artık seçim gündemine daha fazla odaklanacaktır.
En zoru geride bırakmadık
-Süreçte en zor dönemin geride kaldığını düşünüyor musunuz?
HATİMOĞULLARI: Ben bundan o kadar emin değilim. Çünkü hâlâ ortada çıkarılmış bir yasal düzenleme yok. Temmuz ayında geleceği söyleniyor. Artık biz de ‘Çıksın da görelim, ondan sonra emin olalım’ noktasındayız. Eğer bu aşamayı sağlıklı biçimde tamamlayabilirsek, hep birlikte en zor dönemin önemli bir bölümünü geride bırakmış olacağız.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

