Küresel ölçekte can kayıplarının neredeyse yarısından sorumlu olan kardiyovasküler hastalıklar ile kanser türleri arasındaki biyolojik ve istatistiksel bağlar, tıp dünyasında çığır açacak yeni bir keşfe zemin hazırladı. İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) tarafından yetişkinlerin damar sağlığını kontrol etmek amacıyla yaygın olarak kullanılan risk analiz modellerinin, bağırsak, prostat ve meme kanseri gibi en sık görülen kanser türlerini yıllar öncesinden yüksek isabet oranıyla tespit edebildiği saptandı. European Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırma, koruyucu hekimlikte yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
YAPAY ZEKÂ ALGORİTMALARI İKİ ÖLÜMCÜL HASTALIĞI TEK MERKEZDE TOPLUYOR
University College London (UCL) Kardiyovasküler Bilim Enstitüsü uzmanları tarafından yürütülen çalışmada, 40 ila 84 yaş aralığındaki binlerce yurttaşın uzun süreli sağlık verileri mercek altına alındı. Hekimlerin rutin kontrollerde kullandığı ve bireylerin 10 yıllık kalp krizi ile felç geçirme olasılığını hesaplayan “QRISK3” dâhil olmak üzere dört farklı kardiyovasküler analiz modeli test edildi.
Elde edilen bulgular, bu sistemlerin sadece damar tıkanıklıklarını değil; organizmada gelişebilecek olası kanser hücresi odaklarını da doğrudan kanser için geliştirilmiş özel hesaplayıcılar kadar başarılı bir şekilde tahmin ettiğini gösterdi. Araştırmanın başyazarı Dr. Sam Quill, “Mevcut protokollerde yüksek riskli kişilere damar sertliğini önleyici tedaviler uyguluyoruz. Son bulgularımız, tek bir test oturumunda bireyin kanser risk haritasının da eş zamanlı çıkarılabileceğini belgeliyor. Kanserle mücadelede erken teşhis kadar, hastalığın henüz hücre düzeyinde başlamasını engellemek hayati önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
ORTAK RİSK FAKTÖRLERİ: OBEZİTE, SİGARA VE HİPERTANSİYON
Araştırma verileri, kanser ve kalp hastalıklarının gelişim süreçlerinde aynı biyolojik ve çevresel faktörlerden beslendiğini bir kez daha kanıtladı. Modeller üzerinde yapılan analizlerde; yaş ve cinsiyetin ardından kanser riskini artıran en belirleyici unsurların sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, kalitesiz beslenme ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) olduğu kaydedildi.
Uzmanlar, hipertansiyonun tek başına kanseri doğrudan tetiklemediğini, ancak yüksek kan basıncının vücuttaki kronik iltihaplanma (inflamasyon), alkol tüketimi ve sedanter (hareketsiz) yaşam tarzıyla doğrudan ilintili olduğunu vurguluyor. İki hastalık grubunun da aynı yıkıcı faktörlerden kaynaklanması, tek bir hesaplama aracıyla her iki tehdide karşı aynı anda önlem alınmasını olanaklı kılıyor. Bu durum, hekimlerin hastalara çok daha güçlü ve bütüncül bir koruyucu tedavi protokolü sunmasını kolaylaştırıyor.
ERKEN TEŞHİSTEN ÖNCE TAM KORUMA DÖNEMİ
İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu (Cancer Research UK) Kıdemli Stratejik Kanıt Yöneticisi Dr. Sowmiya Moorthie de klinik pratikte kansere özgü hesaplayıcıların halihazırda kullanıldığını ancak damar sağlığı sistemleriyle entegre çalışacak bu yeni yaklaşımın erken teşhis oranlarını katlayacağını belirtti.
Bilim insanları, sıfırdan yeni ve karmaşık yazılımlar üretmek yerine, rüştünü ispatlamış kardiyovasküler algoritmaların kanser tarama programlarına dahil edilmesinin sağlık sistemlerindeki bütçe ve zaman kaybını ortadan kaldıracağını ifade ediyor. Sistemlerin klinik entegrasyonu tamamlandığında, hekimler tek bir risk skoru üzerinden hem kalp krizini hem de kanseri önleyici kişiselleştirilmiş yaşam tarzı müdahalelerini devreye sokabilecek. Uzmanlar, bu teknolojik dönüşümün yanı sıra bireylerin sigarayı bırakması, ideal kilolarını koruması ve alkol tüketimini sınırlandırması gerektiğinin altını çiziyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

