Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) internet ve altyapı üzerindeki kritik yetkilerini doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı’na (SGB) devreden kanun teklifinin 23. maddesi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Düzenleme, dijital alanda yargı kararı olmaksızın “erişim engellemenin ötesine geçen” çok geniş yetkiler tanımlarken, siber altyapı aktörlerine “2 saat içinde uygulama” zorunluluğu getiriyor. Saray’ın istihbarat ağına ‘süper yetkiler’ veren yasa muhalefetin gündeminde bile yok!
Önce uygula, sonra sorgula!
Kabul edilen 23. maddeye göre, güvenlik ve istihbarat kurumlarının talebi üzerine veya SGB tarafından resen (kendi kararıyla) “önleyici tedbirler” alınabilecek. Kanunda içeriği ve sınırları açıkça tanımlanmayan bu tedbirlerin, internet servis sağlayıcıları, veri merkezleri ve erişim sağlayıcılar tarafından en geç iki saat içinde uygulanması zorunlu olacak.
Hukukçular ve bilişim uzmanları, mahkeme kararı mekanizmasını devre dışı bırakan bu sistemi “önce uygula, sonra sorgula” anlayışı olarak nitelendiriyor.
Sadece sitelere değil, altyapıya doğrudan müdahale
Yeni yasa, geleneksel URL veya web sitesi bazlı erişim engelleme pratiklerinin çok daha ötesine geçen bir müdahale ağ haritası yaratıyor. SGB’ye tanınan yeni teknik yetkiler şunları kapsıyor:
Protokol Engelleme: Belirli iletişim protokollerinin (VPN, şifreli mesajlaşma altyapıları vb.) tamamen engellenmesi.
Trafik Filtreleme ve Bant Daraltma: İnternet trafiğinin anlık olarak taranması ve belirli servislerin hızının durma noktasına getirilmesi.
DNS ve Alan Adı Altyapısına Müdahale: Web sitelerinin alan adlarına ve DNS sunucularına doğrudan müdahale edilerek sitelerin tamamen ulaşılamaz kılınması.
Hizmet Durdurma: Veri merkezleri (data center) üzerinden barındırma hizmeti veren sunucuların ve dijital servislerin doğrudan fişinin çekilebilmesi.
Düzenleme, siber güvenlik alanında tek merkezden hızlı aksiyon alınması amacıyla savunulurken; muhalefet, sivil toplum örgütleri ve dijital hak savunucuları karara tepkili. Eleştirilerin odağında, “milli güvenlik” veya “siber tehdit” gibi kavramların muğlak bırakılması yer alıyor. Uzmanlar, sınırları çizilmemiş bu açık uçlu yetkilerin ifade özgürlüğünü, dijital basını ve teknoloji yatırımlarını doğrudan tehdit edebileceği, hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldıracağı uyarısında bulunuyor.
‘Tek Adam’ rejiminin altı sağlamlaştırılıyor!
Olan şey şu aslında; Saray’ın bünyesinde ihdas edilen bu başkanlık, Türkiye’de kimin dinleneceğine, hangi teknik takibin yapılacağına karar verme ve yürütme yetkisini tek elde topluyor. Üstelik MİT, Emniyet ve Jandarma gibi kolluk ve istihbarat kurumları bile dinleme yapabilmek için bu Başkanlığın “şalteri açmasına” muhtaç hale geliyor. Yetmiyor, bu kurumların tepe yöneticilerini denetleme ve onlardan bağımsız dinleme yapma yetkisi de var. Kişisel veri ihlali şikayetleri bile yine bu Başkanlığa yapılacak.
Yani hem operasyonu yapan, hem denetleyen, hem de şikayetleri alan aynı merci oluyor. BTK gibi bağımsız bir kurumdan alınıp doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanması da cabası. Teknik olarak devletin tüm istihbarat ve güvenlik birimlerinin üstünde, doğrudan Saray’a bağlı bir “süper istihbarat merkezi” doğuyor.’Tek adam’ denilen sistemin altı sağlamlaştırılıyor…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

