Site icon Serbest Görüş

L’Express dergisinden övgü dolu Hakan Fidan portresi: “Erdoğan’ın olası halefi”

Tr724 Haber Merkezi


Fransız haftalık haber dergisi L’Express, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan hakkında geniş bir portre yayımladı. Gazeteci Jean-Dominique Merchet imzasıyla 7 Temmuz’da yayımlanan yazıda, eski istihbarat şefi Fidan’ın Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine geçebilecek adaylardan biri olduğu aktarıldı.

Fidan’ı “sessiz, etkili ve hırslı” bir figür olarak tanımlayan L’Express’in portresi, büyük ölçüde övgü dolu bir çerçevede kaleme alınmış görünüyor. Dergi, Fidan’ı ağırlıklı olarak Batılı diplomatik ve istihbarat çevrelerinin olumlu değerlendirmeleri üzerinden anlatırken, kariyerinin daha tartışmalı yönlerine değinmiyor. Portrenin yazarı Merchet’ye göre, Hakan Fidan diplomasi ve istihbarat dünyasında “büyük bir profesyonel” olarak değerlendiriliyor.

Astsubaylıktan MİT Başkanlığına

Portreye göre Fidan, mütevazı bir ailenin çocuğu olarak Ankara’da doğdu, 18 yaşında astsubay olarak orduya katıldı ve elektronik istihbarat alanında uzmanlaştı. L’Express, Fidan’ın kariyerini şekillendiren unsurun disiplinli bir kendini yetiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Habere göre, generallerin ülke siyasetine ağırlığını koyduğu bir dönemde astsubaylık rütbesi büyük bir kariyer vaat etmiyordu. Bu sebeple, Fidan Almanya’da NATO karargâhında görevliyken yoğun olmayan iş temposunu değerlendirip bir Amerikan üniversitenin uzaktan eğitimle verdiği siyaset bilimi lisans programına kaydoldu; askerlikten ayrıldıktan sonra Bilkent Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktorasını tamamladı. Dergiye göre doktora tez konuları da geleceğine adeta işaret ediyordu; Fidan, “istihbaratın dış politikadaki rolü” ve “bilgi çağında diplomasi” konuları üzerine çalışmıştı. L’Express, bu akademik birikimin, Fidan’ı sıradan bir asker kökenli bürokrattan ayırıp stratejik düşünen bir devlet adamına dönüştürdüğünü öne sürdü.

Dergi, Fidan’ın 2003’te AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte önce TİKA’nın başına getirildiğini, ardından 2010’da sürpriz bir kararla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) direktörlüğüne atandığını hatırlattı. 13 yıl boyunca yönettiği MİT’i Türkiye içinde ve dışında etkin bir kuruma dönüştürdüğü belirtilen Fidan için, eski Fransız Dış İstihbarat Servisi (DGSE) direktörü ve eski Ankara Büyükelçisi Bernard Emié’nin değerlendirmesine yer verildi. Fidan’ı “bir arkadaş ve vazgeçilmez bir muhatap” olarak değerlendiren Emié’ye göre Fidan döneminde MİT, “adeta ikinci bir dışişleri bakanlığı” haline geldi.

Erdoğan’ın güveni

Habere göre Erdoğan’ın Fidan’a duyduğu güven, sıradan bir bakan-cumhurbaşkanı ilişkisinin ötesine geçiyor. Yabancı dil bilmeyen ve diplomatlara pek sıcak bakmayan Erdoğan’ın, 2023’te dışişleri bakanlığını Fidan’a teslim ederken ona geniş bir hareket serbestisi tanıdığı yazıldı. Dergiye göre yabancı başkentlerde artık Fidan’ın söylediği sözün, Erdoğan’ın sözü kadar bağlayıcı kabul ediliyor. L’Express bu güvenin temelini, Fidan’ın dindar-muhafazakâr kimliğinin Erdoğan’ın siyasi-dini çizgisiyle örtüşmesine ve ayrıca MİT’te geçirdiği 13 yıl boyunca kurduğu operasyonel kapasiteye bağladı.

Dergi, Fidan’ın Suriye konusundaki adımlarına da yer verdi. MİT’in 2011’den itibaren Beşar Esad karşıtı muhalefete destek verdiğini, silah sağladığını ve yabancı savaşçıların sınırdan geçişine izin verdiğini yazdı. Fidan’ın zaman zaman Suriye’deki Kürt hedeflerine yönelik dron saldırılarını Fransız personelin zarar görmemesi için erteletmiş olabileceği iddiasına da yer verildi.

Yazının son bölümünde Fidan’ın Erdoğan’ın yerine geçebilecek 3 adaydan biri olduğuna dikkat çekilirken, liderlik yolunda kameralar önünde rahat olmamasının önemli bir handikap olduğu ve parti içerisindeki bazı isimler tarafından 15 Temmuz’un geldiğini göremediği suçlamalarına maruz kalabileceği hatırlatılıyor. İbrahim Kalın gibi “rakiplerinin” Fidan’ın yoluna “muz kabuğu” atabileceği belirtiliyor.

Dergide yer alan portre, övgü dolu değerlendirmelere ağırlık verirken, Fidan’ın kariyerinin karanlık noktalarına değinmiyor.

Bunlardan biri, MİT’in yurt dışında gerçekleştirdiği ve insan hakları örgütlerince eleştirilen operasyonlar. Kırgızistan, Malezya, Moldova, Kosova, Kenya gibi pek çok ülkeden Hizmet Hareketi’ne yakın öğretmenlerin zorla kaçırılması gibi vakalar, Fidan’ın MİT yönetimi altında gerçekleşti. Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi ve insan hakları grupları, Türkiye raporlarında yıllardır tekrarlayan biçimde “ulusötesi baskı” başlığı altında, Türk vatandaşlarının yurt dışında hukuksuz bir şekilde hedef alınmasına ve zorla kaçırılmalara dikkat çekiyor.

Bir diğer konu ise, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi gecesine ilişkin hâlâ netleşmemiş sorular. Erdoğan’ın sözde darbe girişimini eniştesinden öğrendiğini belirtmesi, bir hareketlilik olabileceğine dair istihbarat olmasına rağmen MİT’in gerekli önlemleri almaması, 15 Temmuz günü Genelkurmay’da Hulusi Akar ile gerçekleştirdiği gizemli toplantı ve aynı gece yaşanan can kayıplarında kimliği belirlenmeyen silahlı grupların ve keskin nişancıların rol alması gibi konularda gözler Fidan’a çevrilmişti. 15 Temmuz gecesinin en önemli iki ismi Akar ve Fidan, TBMM’de ifade vermeyi reddetmişti.

Suriye’de yürütülen operasyonlar konusuna da portrede değinilmiyor. Özellikle 2014’teki “MİT Tırları” olayı gibi, MİT’in silah sevkiyatlarına ilişkin iddiaların yargıya ve kamuoyuna yansıyan boyutuna yer verilmiyor.

L’Express’in yazısı tartışmalı başlıklara yer vermeyerek, Fidan’ı büyük ölçüde tartışmasız bir “profesyonel” olarak resmediyor.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version