Site icon Serbest Görüş

İran’ın ‘gölge’ iktidarı; güç kimde?

Ahmet Kemal Genç


İran’da seçilmiş cumhurbaşkanı var ama asıl iktidar onda değil. Devrim Muhafızları askeri bir güç olmaktan çıkıp ekonomiyi, istihbaratı ve dış politikayı kontrol eden devasa bir yapıya dönüştü. Pezeşkiyan’ın “Dini Lider’in açıklamaları bile sansürlendi.” itirafı, güvenlik bürokrasisinin seçilmişleri nasıl gölgelediğini gözler önüne serdi. Öyle görünüyor ki son savaşla birlikte bu görünmeyen iktidar daha da güçlendi; asıl mücadele artık reformcularla değil, sistemin içindeki güvenlik eksenli statükoyla yaşanıyor. 

AHMET KEMAL GENÇ | İNCELEME

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezerkiyan’ın sözleri neden bu kadar dikkat çekti? Ne demişti Pezeşkiyan: “Dini Lider’in açıklamaları bile sansürlendi!”

Bu sözler İran siyasetinde uzun zamandır konuşulan önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Gerçekten de İran’da seçilmiş siyasetçiler mi karar veriyor, yoksa devletin görünmeyen ama çok güçlü güvenlik ağı mı ülkeyi yönetiyor? Bu soruya cevap verebilmek için önce İran’daki güç sistemini anlamak gerekiyor.

İran dışarıdan bakıldığında cumhurbaşkanı, hükümet, meclis ve yargısı olan klasik bir devlet gibi görünüyor. Ancak sistem bunun çok ötesinde işliyor. 1979 Devrimi’nden sonra kurulan düzen, yalnızca devleti değil, devrimi koruyacak ayrı bir güvenlik ve ideoloji mekanizması da oluşturdu. Bugün birçok uzman bu yapıyı “İran’ın derin devleti” ya da “asıl güç merkezi” olarak tanımlıyor.

Bu yapı seçimlerden etkilenmiyor, hükümetler değişse bile varlığını sürdürüyor ve özellikle güvenlik, dış politika ile nükleer program gibi kritik alanlarda son sözü büyük ölçüde elinde tutuyor.

Bu sistemin merkezinde kim var?

İran’ın en güçlü kurumu hiç kuşkusuz Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC). İlk kurulduğunda amacı devrimi korumaktı. Ancak zaman içinde yalnızca askeri bir güç olmaktan çıktı. Bugün ekonomi, istihbarat, siyaset, medya ve dış operasyonlar dahil birçok alanda etkili bir yapıya dönüştü.

Uzmanların büyük bölümü, Devrim Muhafızları’nın artık yalnızca bir askeri kurum değil, aynı zamanda İran’ın en güçlü siyasi ve ekonomik aktörü olduğu konusunda birleşiyor. Özellikle son yıllarda bu etkinin daha da arttığı görülüyor.

Devrim Muhafizları, ‘İran rejiminin bekçileri’ olarak adlandırılıyor.

Basij (Basij-e Mostazafan): Rejimin gönüllü milis gücü. İç güvenlikten, protestoların bastırılmasına, mahalle denetiminden ideolojik örgütlenmeye kadar geniş bir alanda faaliyet yürütüyor. İran’da son 25 yılda yaşanan hemen bütün büyük halk protestolarının acımasızca bastırılmasında ön safta yer aldı.

Bölge politikasını kim yürütüyor?

İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki etkisinin arkasında büyük ölçüde Kudüs Gücü bulunuyor. Bu yapı yıllardır İran’ın bölgesel stratejisini uygulayan en önemli dış operasyon birimi olarak çalışıyor. Hizbullah, Irak’taki bazı silahlı gruplar ve Yemen’deki Husiler gibi “Direniş Ekseni” içinde yer alan aktörlerle ilişkileri de büyük ölçüde bu yapı yürüttü.

Kasım Süleymani döneminde zirveye çıkan bu model, İran’ın nüfuzunu sınırlarının çok ötesine taşıdı.

Devrim Muhafızları’nın gücü yalnızca askeri kapasitesinden kaynaklanmıyor.

İran ekonomisinin önemli bölümü, dini vakıflar (Bonyadlar), büyük holdingler ve yarı kamusal şirketler üzerinden bu güvenlik ağıyla bağlantılı yapılar tarafından kontrol ediliyor. Enerji, inşaat, limanlar, ulaştırma ve büyük altyapı projelerinde bu yapıların etkisi oldukça yüksek.

Bu nedenle İran’da siyasi güç ile ekonomik güç büyük ölçüde aynı merkezde toplanmış durumda.

Cumhurbaşkanı neden sınırlı hareket edebiliyor?

İran’da cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Ancak yetkileri birçok konuda sınırlı. Dış politika, savunma, nükleer program ve stratejik güvenlik kararlarında belirleyici olan kurumlar çoğu zaman hükümet değil. Bu nedenle reformcu ya da daha ılımlı isimler seçilse bile devlet politikalarında köklü değişiklikler yapmak kolay olmuyor.

Pezeşkiyan’ın son açıklamaları da bu güç dengesine işaret ediyor. Eğer gerçekten dini liderin mesajlarının bile filtrelendiği bir ortam oluştuysa, bu durum seçilmiş yönetim ile güvenlik bürokrasisi arasındaki gerilimin arttığını düşündürüyor.

Ancak bu aşamada, İran’da Dini Lider’in tamamen etkisiz bırakıldığı ya da devlet içinde bağımsız bir yapının ona rağmen hareket ettiği yönünde doğrulanmış kanıtlar bulunmuyor. Bu nedenle bu tür iddiaları temkinli değerlendirmek gerekiyor.

Son savaş bu dengeleri iyice değiştirdi

ABD ve İsrail ile yaşanan son savaş, İran’da güvenlik kurumlarının etkisini daha da artırdı. Savaş dönemlerinde karar alma süreçleri doğal olarak askeri kurumların eline geçiyor. Bu durum Devrim Muhafızları’nın hem siyasette hem de kamuoyu üzerindeki etkisini güçlendirdi.

Bugün birçok İran uzmanı, ülkede reformcu siyasetçilerin alanının daraldığını, güvenlik merkezli karar alma mekanizmasının ise daha belirgin hale geldiğini değerlendiriyor.

İran’da gerçekten bir çatırdama mı var?

Son dönemde yaşanan gelişmeler sistem içinde görüş ayrılıklarının arttığını gösteriyor. Bir tarafta savaş, ekonomik kriz, yaptırımlar ve uluslararası baskılar nedeniyle diplomasiye ağırlık verilmesini isteyen daha pragmatik bir çizgi bulunuyor. Diğer tarafta ise taviz verilmesinin rejimi zayıflatacağını düşünen güvenlik merkezli daha sert bir yaklaşım var.

Bu farklılıklar İran yönetimi içinde zaman zaman görünür hale geliyor. Ancak bugünkü tablo, rejimin çökmekte olduğunu söylemek için yeterli değil. Daha doğru ifade, İran’da karar alma mekanizmaları içinde güç mücadelesinin belirginleştiği ve güvenlik kurumlarının etkisinin giderek arttığı yönünde olur.

İran’ı anlamak için yalnızca cumhurbaşkanına ya da hükümete bakmak yeterli değil. Asıl belirleyici olan, dini lider, Devrim Muhafızları, güvenlik bürokrasisi, dini kurumlar ve ekonomik ağlardan oluşan çok katmanlı güç yapısıdır.

Bugün tartışılması gereken soru da “İran’da derin devlet var mı?” değil; bu güvenlik merkezli yapının, savaşın ardından devlet içindeki ağırlığını ne kadar artırdığıdır.

Önümüzdeki dönemde İran siyasetini belirleyecek temel mücadele de büyük ihtimalle muhalefet ile iktidar arasında değil, sistem içindeki reform arayışları ile güvenlik eksenli statükoyu korumak isteyen güçler arasında yaşanacak…

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version