Fotoğraf: Tadeu Andre
Güney Afrika’da 30 Haziran’da göçmen karşıtı protestolar ve şiddet olaylarının ardından on binlerce kişi evlerini terk ederek parklara, kiliselere ve konsolosluklara sığındı.
TÜRKMEN TERZİ | JOHANNESBURG TR724
Güney Afrika’da son haftalarda tırmanan göçmen karşıtı saldırılar nedeniyle on binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, uluslararası yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ülkede büyüyen bir insani kriz yaşandığı uyarısında bulundu. Kuruluş, Gauteng, KwaZulu-Natal, Western Cape ile Güney Afrika-Zimbabve sınırındaki Musina ve Beitbridge bölgelerinde acil insani yardım operasyonu başlattığını açıkladı.
MSF’nin açıklamasına göre, göçmen karşıtı grupların 30 Haziran’a kadar “belgesiz göçmenlerin ülkeyi terk etmesi” yönünde ültimatom vermesinin ardından şiddet olayları hızla yayıldı. Saldırılar sonucunda en az dört kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı ve çok sayıda ev yakılıp yağmalandı.
Kuruluş, son iki hafta içinde çoğunluğu Zimbabve, Mozambik, Malavi, Nijerya ve Gana vatandaşlarından oluşan on binlerce kişinin can güvenliği endişesiyle evlerinden kaçarak parklara, kiliselere, konsolosluklara ve geri gönderme merkezlerine sığındığını bildirdi.
“İnsani krize dönüşmesinden endişe ediyoruz”
MSF Acil Durum Koordinatörü Claire Waterhouse, yaşananların giderek ağırlaştığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Taciz ve şiddetten kaçan insanları görmek bizi derinden üzüyor. Sağlık ve insan onuru hakları zedelenen topluluklarla dayanışma içindeyiz. Önceliğimiz, kim olduklarına veya nereden geldiklerine bakmaksızın en risk altındaki kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini yeniden sağlamaktır. Henüz bitmedi; durumun giderek insani bir krize dönüşmesinden ciddi endişe duyuyoruz.”
MSF ekipleri, mobil klinikler kurarak temel sağlık hizmetleri, ilk yardım, psikolojik destek ve kronik hastalıkların tedavisini sürdürüyor. Ayrıca hijyen kitleri dağıtılıyor ve ileri tedaviye ihtiyaç duyan hastalar hastanelere sevk ediliyor.
Fotoğraf: Kate Stegeman, Johannesburg, Güney Afrika.
Johannesburg’daki bir mobil klinikte, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Güney Afrika’da yabancı düşmanı şiddet, tehdit ve yıldırma nedeniyle yerlerinden edilen göçmenlere temel sağlık hizmeti, kronik hastalık bakımı, psikolojik destek ve ilk yardım sağlıyor.
“Hamile olduğumu söyledim, yine de dövdüler”
MSF’nin paylaştığı tanıklıklar, saldırıların boyutunu gözler önüne serdi. 2018 yılından bu yana Güney Afrika’nın North West eyaletindeki Hebron bölgesinde yaşayan 30 yaşındaki Zimbabveli ve hamile olan “Grace” yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Cuma gecesi saat 10’dan sonra üç çocuğumla kaldığım eve geldiler ve kapıyı kırarak içeri girdiler. Polisi aramaya çalışınca telefonumu elimden alıp parçaladılar. Yan komşumu zincirle dövdüler. Mozambikliydi. Ben kadın olduğum için beni daha az dövdüler ama iki aylık hamile olduğumu söylememe rağmen yine de bana saldırdılar. Vücudumun her yeri ağrıyor.”
Grace, saldırının ardından hamilelik kaydı yaptırmak için gittiği yerel sağlık kliniğine de alınmadığını söyledi. MSF, sağlık merkezlerinde göçmen karşıtı gruplar tarafından engellenen hastaların sayısının arttığını belirtti.
“Kanlar içindeydim, bana ‘Ülkene dön’ dediler”
Johannesburg’un South Lenasia bölgesinde yaşayan 49 yaşındaki Malavili Dalitso ise saldırganların evine girerek tüm parasını, dizüstü bilgisayarını ve değerli eşyalarını çaldığını anlattı.
Ertesi sabah yaralı halde gittiği sağlık merkezinde ise beklemediği bir muameleyle karşılaştığını söyledi:
“Pasaportumu gösterdim. Evime girip beni dövdüklerini, eşyalarımı çaldıklarını anlattım. Ağzımdan ve gözümden kan geliyordu. Klinikteki görevli bana, ‘Sen yabancısın. Sana yardım edemeyiz. Kendi ülkene dön. Burada yabancı istemiyoruz. Burada beklersen o insanları çağırırım, seni yine döverler’ dedi.”
MSF, sağlık hizmetlerine erişimin milliyet veya göçmenlik statüsüne göre engellenmesinin hem hukuka hem de halk sağlığı ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.
“21 yıllık emeğim birkaç saatte kül oldu”
Yaklaşık 21 yıldır Güney Afrika’da yaşayan 45 yaşındaki Zimbabveli Thulani ise 30 Haziran gecesi güvenlik gerekçesiyle başka bir evde kaldığını söyledi.
Ertesi sabah döndüğünde evinin tamamen yakıldığını belirten Thulani yaşadığı travmayı şu sözlerle anlattı:
“Sabah erkenden evime gidip yıkanmak istedim ama evimi tamamen yakmışlardı. Önce televizyonumu, buzdolabımı, koltuğumu aldılar, sonra teneke evimi ateşe verdiler. Büyük bir adam ağlamaz derler ama ben ağladım. Artık hiçbir şeyim kalmadı. Zimbabve’ye elim boş dönüyorum.”
Kanser hastası çocuk ve ilaçsız kalan hastalar
MSF, saldırıların yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı kalmadığını, sağlık hizmetlerine erişimin de ciddi biçimde aksadığını belirtti.
Cape Town’da ekipler, belgesiz olduğu gerekçesiyle ev sahibince tahliye edilen bir annenin nadir görülen kanser hastası küçük oğlunun acil kemoterapi tedavisine ulaşması için müdahalede bulundu. Çocuk sonunda hastaneye yatırıldı ancak ailenin Güney Afrika’da kalıp kalamayacağı belirsizliğini koruyor.
Johannesburg’da ise daha önce ruh sağlığı teşhisi bulunan bir kadın, şiddetten kaçarken ilaçlarına ulaşamadığı için ağır halüsinasyonlar yaşamaya başladı.
MSF hemşiresi Phumla Tsotetsi, ekiplerinin aynı gün hastanın tedavisini yeniden başlatmayı başardığını belirterek şu uyarıda bulundu:
“Diyabet, hipertansiyon, HIV, tüberküloz ve ruh sağlığı sorunları yaşayan hastalar için tedavinin kesintiye uğraması çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle küçük çocuklar, hamile kadınlar ve şiddet mağdurları öncelikli gruplarımız arasında yer alıyor. Protestolardan sadece birkaç gün önce sezaryen doğum yapmış ve yaraları henüz iyileşmemiş kadınlara da tedavi sağladık.”
Daha önce de benzer saldırılar yaşandı
MSF, Güney Afrika’da göçmen karşıtı şiddetin yeni olmadığını hatırlatarak benzer olayların 2008, 2009, 2015 ve 2019 yıllarında da yaşandığını belirtti. Özellikle 2008 yılındaki saldırılarda en az 62 kişi hayatını kaybetmiş, 100 binden fazla kişi yerinden edilmişti.
Kuruluş ayrıca Aralık 2025’te diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte Gauteng Yüksek Mahkemesi’nde açtıkları davayı kazandıklarını, mahkemenin kamu sağlık kuruluşlarına göçmenlerin girişinin engellenmesini hukuka aykırı bularak devletin gerekli önlemleri almasına hükmettiğini hatırlattı.
Waterhouse, son olarak kamuoyunda oluşmaya başlayan “şiddetin abartıldığı” yönündeki değerlendirmelere de karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:
“Güney Afrika’da yaşananların çok da şiddetli olmadığı ya da sonuçlarının ağır olmadığı yönünde oluşmaya başlayan algının aksine, görüştüğümüz göçmenler maruz kaldıkları kötü muameleyi ayrıntılarıyla anlattılar. Zimbabve’deki ekiplerimiz hâlihazırda müdahalede bulunuyor. Mozambik’te ise geri dönen göçmenlerin insani ihtiyaçlarını değerlendirmeye devam ediyoruz.”
Güney Afrika’da göçmen karşıtı grupların başında gelen March and March hareketi, her Perşembe protestolara devam edeceklerini açıkladı. En son Afrika kıtasının en önemli finans merkezi olan Sandton’ın yemen yakınındaki, yüzbinlerce fakir siyahın yaşadığı Alexandra bölgesinde Afrikalı yabancılara yönelik protestolar şiddet eylemine dönüştü. Evleri ve işyerleri yağmalanan göçmen Afrikalılar polisin müdahelesi ile hayatlarını linç edilmekten kurtuldular.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

![Tr724 [Haber Merkezi]](https://serbestgorus.com/wp-content/uploads/2026/07/Guney-Afrikada-gocmen-karsiti-siddet-buyuyor-insani-kriz-uyarisi.jpeg)