AYDOĞAN VATANDAŞ | WASHINGTON
Emekli Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu, Alesta YouTube kanalında yaptığı açıklamalarda Ergenekon yapılanmasının devletin kritik kurumlarına yayılmış organize bir güç odağı olduğunu anlattı. Uğurlu, askeri okullara sistematik öğrenci yerleştirildiğini, personel atamalarının örgütün kontrolünde yapıldığını ve 15 Temmuz sürecinde yeniden güç kazandıklarını söyledi. Kendi terfi sürecinde yaşadığı olayları örnek gösteren Uğurlu, yapının seçilmiş hükümetlerden bağımsız olarak devleti kontrol etmeyi amaçladığını ifade etti. Uğurlu, Balyoz ve Ergenekon davaları, 15 Temmuz süreci ve sonrasında yaşanan gelişmeleri kendi tanıklıkları üzerinden kamuoyuyla paylaştı.
15 Temmuz sonrasında yurt dışında yaşamaya başlayan emekli Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu, Alesta isimli YouTube kanalında yayınlanan uzun söyleşide, yaklaşık 40 yıllık askerlik hayatı boyunca gözlemlediğini söylediği Ergenekon yapılanmasını ayrıntılarıyla anlattı. Konuşmasının merkezinde, kamuoyunda “Ergenekon” olarak bilinen ve kendisinin “devlet içinde örgütlenmiş bir yapı” olarak tanımladığı oluşum yer aldı. Uğurlu’ya göre bu yapı yalnızca belli dönemlerde ortaya çıkan bir grup değil; Cumhuriyet tarihi boyunca farklı isimler altında varlığını sürdüren ve devletin stratejik kurumlarında etkisini koruyan organize bir güç merkeziydi.
Söz konusu yapının temel hedefinin seçimle gelen hükümetlerden bağımsız olarak devletin asli karar mekanizmalarını elinde tutmak olduğunu belirtti. Ona göre yapı, siyasi iktidarların değişmesini önemsemiyor; asıl olarak askerî bürokrasi, güvenlik kurumları, yargı ve kritik devlet kadrolarını kontrol ederek ülke üzerinde kalıcı nüfuz oluşturmayı hedefliyordu. Konuşmasında bu anlayışı “memleketin ayar vericisi olmak” şeklinde tanımlayan Uğurlu, söz konusu yapılanmanın kendisini halkın ve yasaların üzerinde gördüğünü ifade etti.
Her dönemin rengine büründüler
Mustafa Zeki Uğurlu’nun dikkat çektiği noktalardan biri de örgütün ideolojik esnekliği oldu. Geçmişte komünizm tehdidini gerekçe gösteren, daha sonraki yıllarda ulusalcı çizgide hareket eden, günümüzde ise Rusya ve Çin eksenli jeopolitik söylemleri benimsediğini aktardığı yapının, değişen siyasi şartlara göre sürekli pozisyon değiştirdiğini kaydetti. Bu nedenle örgütün klasik anlamda belirli bir siyasi parti veya ideolojiyle tanımlanamayacağını söyledi: “Ahtapot gibiler; hangi kayaya tutunurlarsa onun rengini alıyorlar.”
Kritik personel daireleri onların kontrolündeydi
Eski tümamiral, özellikle personel atamalarının örgütün en güçlü olduğu alanlardan biri olduğunu kaydetti. Kendi anlatımına göre başarılı subaylar sistematik biçimde pasif görevlere gönderiliyor, örgüt mensubu olduğu ileri sürülen personel ise kritik karargâhlara ve terfi süreçlerine taşınıyordu. Uğurlu, özellikle Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığı ve atama mekanizmalarının bu süreçte belirleyici rol oynadığını öne sürdü.
15 Temmuz’dan sonra yeniden güç kazandılar
Uğurlu’nun en çarpıcı iddialarından biri ise 15 Temmuz sonrasına ilişkin oldu. Konuşmasına göre Balyoz ve Ergenekon davalarında yargılanan yapı mensupları daha sonra yeniden devlet içinde etkili pozisyonlara döndü. Özellikle bazı general ve amirallerin emekliliklerinin ardından Doğu Perinçek’in liderliğini yaptığı siyasi hareket içinde görünür hâle geldiklerini hatırlatan Uğurlu, bunun örgütün gerçek kimliğini ortaya koyduğunu savundu. Kendisine göre yapı yalnızca serbest kalmakla kalmadı; 15 Temmuz sonrasında oluşan yeni devlet yapılanmasının da önemli aktörlerinden biri hâline geldi.
Mustafa Uğurlu, söyleşisinde en ağır iddialarını ise 15 Temmuz sürecine ilişkin dile getirdi. Kendisinin değerlendirmesine göre söz konusu yapı, cezaevinden çıktıktan sonra MİT ile birlikte çeşitli toplantılar yaptı, fişleme faaliyetlerinde bulundu ve darbe gecesine ilişkin hazırlıklarda aktif rol oynadı. Bu süreçte Ankara’da otellerde toplantılar düzenlendiğini, görev dağılımları yapıldığını ve 15 Temmuz sonrasında yürütülen soruşturmalarda kullanılacak bazı delillerin hazırlanmasına katkı sağlandığını kaydetti.
Mustafa Uğurlu kimdir?
Emekli tümamiral Mustafa Uğurlu, 1982 yılında Deniz Harp Okulu’na girdi ve 1986 yılında mezun oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde elektronik subaylığı, harekât subaylığı ve çeşitli karargâh görevlerinde bulundu. Deniz Harp Akademisi’ni tamamladıktan sonra Genelkurmay Plan Prensipler Başkanlığı’nda görev yaptı, NATO’da farklı kademelerde çalıştı ve fırkateyn komutanlığı ile çeşitli deniz görevlerinde bulundu.
2011 yılında tuğamiralliğe terfi eden Uğurlu, Deniz Kuvvetleri Karargâhı’nda Personel Başkanı olarak görev yaptı. Daha sonra Amfibi Görev Grup Komutanlığı’nı yürüttü. Son olarak ABD’nin Virginia eyaletindeki Norfolk kentinde bulunan NATO Müttefik Dönüşüm Komutanlığı’nda (Allied Command Transformation-ACT) Türk Silahlı Kuvvetleri’ni temsilen görev yapan bayrak rütbeli subay (flag officer) olarak çalıştı.
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında NATO görevi nedeniyle ABD’de bulunan Uğurlu, Türkiye’ye dönmedi. Hakkında Türkiye’de yürütülen soruşturmaların ardından görevinden ihraç edildi. O tarihten bu yana yurt dışında yaşamını sürdüren Uğurlu, çeşitli yayın organları ve dijital platformlarda Türk Silahlı Kuvvetleri, 15 Temmuz süreci, Balyoz ve Ergenekon davaları ile Türkiye’deki hukuk ve demokrasi tartışmaları üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

