Gazeteci ve yazar Ömür Kurt’un “Kitap Tamircisi” adlı kitabı Çin’de yürütülen önemli bir kültürel proje kapsamında dünya çocuk edebiyatının seçkin eserleri arasına girdi. Çin’in önde gelen çocuk yayınevlerinden Hunan & Juvenile Children’s Publishing House tarafından Çinceye çevrilen kitap, dünya çocuk edebiyatından seçilen eserleri bir araya getiren İpek Yolu Çocuk Edebiyatı Serisi’ne dahil edildi.
Lanzhou Üniversitesi Çocuk Edebiyatı Akademik Ekibi’nin, Prof. Li Lifang başkanlığında yürüttüğü çalışma kapsamında hazırlanan seri; dünya çocuk edebiyatından yalnızca sekiz eseri bir araya getiriyor. Kitap Tamircisi ile önemli bir uluslararası başarıya imza atan gazeteci-yazar Ömür Kurt ile kitabının Çin’e uzanan yolculuğunu, çocuk edebiyatının kültürler arasında kurduğu köprüleri, kitapların iyileştirici gücünü, Türk edebiyatını ve edebiyatın sınırları aşan ortak dilini konuştuk.
Kurt, çocuk edebiyatının ticari değil kültürel bir değer olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, “İyi edebiyata kimse sırtını çevirmez” diyor.
‘PEKİN’DE O GÖRÜNTÜYÜ İZLEYİNCE GÖZLERİME İNANAMADIM’
- Kitap Tamircisi, Çin’de dünya çocuk edebiyatından seçilen sadece sekiz eser arasında yer alarak Türkiye’yi temsil ediyor. Bu haberi ilk aldığınızda neler hissettiniz?
Esasında bir yazar, kitabını yazdıktan sonra okurlarına emanet ediyor ve o kitapta yer alan “dertlerin” başkaları tarafından da anlaşılmasını, sorunların çözülmesini, fark edilmeyenin fark edilmesini istiyor. Esasında bir kitabın çok okunması, bu açıdan yeterli bir tatmin. En azından ben Kitap Tamircisi kitabımın “İpek Yolu Edebiyat Serisi”ne seçilen ilk ve tek Türkçe kitap olduğunu öğrenene dek böyle düşünüyordum. Pekin Kitap Fuarı’ndaki basın toplantısının görüntüleri geldiğinde gözlerime inanamadım. Dev ekranlarda dünyadan “en seçkin sekiz kitap” diye tanıtılan kitaplardan biri de Kitap Tamircisi’ydi. Çok büyük bir mutluluk tabii… Türkiye temsili önemli benim için. Hele hele edebiyat gibi fark edilmesi çok zor bir alanda bunu başarmak daha da güzel.
Üstelik Lanzhou Üniversitesi Çocuk Edebiyatı Akademik Ekibi yürütmüş bu çalışmayı ve yüzlerce kitap arasından seçmiş bu sekiz eseri. Sadece Türkiye, İspanya, Slovenya, Hollanda, Tayland, Malezya, Güney Afrika ve Singapur’dan eserler girmiş listeye. Amaç ise kültürel köprü kurmakmış. Kültürleri buluşturmak için gerçekten de güzel bir yol bulmuşlar…
‘ÇOCUKLAR DA BİZİM KADAR FARKINDALAR’
- Kitap Tamircisi’nde aslında sadece eski bir kitabı değil, hafızayı, doğayı ve insanı da onarmaya çalışan bir hikâye anlatıyorsunuz. Bu romanı yazarken çocuk okura vermek istediğiniz en güçlü mesaj neydi?
Kitap Tamircisi kitabını yazmaya karar verdiğimde Türkiye’de çok ciddi bir ekokırım vardı. Madenler için dağlar oyuluyor, hidroelektrik şirketleri için özgür akan nehirler borulara hapsediliyor ve ekolojik çevre bundan zarar görüyor, kentsel dönüşüm adı altında şehirler yaşanmaz hale geliyor, dere yataklarına yapılan evler bir selle sular altında kalıyordu. Gerçi bu konularda hiçbir iyileşme olmadı. Hâlâ en büyük sorunlarımızdan her biri… Kitabın taslağını hazırlarken “Doğayı da iyileştirebiliriz, eğer istersek…” demiştim. Ve bir kitap tamircisinin eski bir el yazması kitabı tamir ederken, parçalanan haritalarda, öykülerde doğayı görmesini ve doğayı da tamir ettiğine inanmasını istemiştim. Keşke kitaptaki hikâyeler gerçek olsa… İyileştirsek, el birliğiyle hasta ettiğimiz dünyayı… Bakıldığında bir çocuk kitabında anlatılması çok zor gibi konular olarak görülebilir bunlar… Oysa değiller! Çünkü çocuğa anlatılamayacak hiçbir şey yok. Çocuklar da bizim kadar farkındalar. Sadece “çocuğa göre” anlatmak gerekiyor.
YEREL GÖRÜNEN HİKAYE ASLINDA EVRENSEL
- Sizce kitabınızın Çin’de bu kadar ilgi görmesini sağlayan en önemli unsur neydi? Hikâyenin hangi yönünün farklı bir kültürde de karşılık bulduğunu düşünüyorsunuz?
Esasında kitapta geçen konu yerel gibi görünse de evrenseldir. Bugün Türkiye’de gerçekleşen ve kapitalist anlayışın sonucu olan her türlü ziyan dünyanın çok büyük bir bölümünde karşımıza çıkıyor. Öte yandan kitabın ana konusu olan İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi’nden emekli olan Muhsin Dede’nin kitapları tamir etmesi de Çinliler için son derece dikkat çekiciydi sanıyorum. Zira Asya’da bu tür incelikli konular çok dikkat çekiyor. Çinlilerin tarihinde de tamir kültürü önemli bir yer tutuyor. Diğer yandan kitapta geçen “geçmişle bugünü buluşturma” metaforu da ilgilerini çekmiş olabilir. Çünkü kitabın başkarakteri Muhsin Dede kendi çocukluğuyla bugünü karşılaştırıyor. Kuşkusuz ki dünyada çocukluk kavramı da değişti.
KÜRESEL BARIŞ İÇİN BAŞAT ROL
- Bu proje, farklı ülkeler arasında edebiyat aracılığıyla kültürel bir köprü kurmayı amaçlıyor. Günümüzde kültürel diplomasinin giderek önem kazandığı bir dönemde, sizce çocuk edebiyatı ülkelerin birbirini tanıması açısından nasıl bir rol üstleniyor?
Çocuk edebiyatının küresel barış için başat bir rolü olduğunu düşünüyorum. Çocukların farklı kültürleri tanıması, insanların farklı din, dil, ırk ve kültürlere sahip olsa da aynı dünyanın paydaşları olduğunu anlaması ve hatta bu farklılıkların normal olduğunu ve aslında bir “öteki”nin olmadığını da anlaması, barışın ve karşılıklı anlayışın herkesin mutluluğu için gerekli olduğunu fark etmesi kitaplardan başlıyor. Kitap okuyan insanlar birbirlerini tanıyor, anlıyor. Bir kültürde onaylanan bir davranışın bir başka kültürde onaylanmayabileceğini öğreniyor. Bu durumda ikisinin de normal olduğunu ama kültürlere saygı için bir hassasiyet geliştirebileceğini de öğreniyor.
‘BATILI ÜLKELER TÜRKÇE ÇEVİRİ KONUSUNDA CİMRİ’
Bu sebeple kitap çevirilerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkçede çoğunluğu Batı ülkelerinden olmak üzere ciddi bir çeviri kültürü var ama meselâ Batılı ülkeler Türkçeden kitap çevirme konusunda son derece cimriler. Böyle bir ortamda Çinli bir akademik ekibin Kitap Tamircisi’ni keşfedip bu kitabı İpek Yolu Edebiyat Serisi’nin bir parçası yapması çok önemli… Üstelik seride İspanyolca kitap da var Flemenkçe kitap da… Yani dillere değil, kitaplara odaklanmışlar. Bu daha da önemli bence.
‘ÇOCUK EDEBİYATI CİDDİ BİR EDEBİYATTIR’
- Türkiye’de çocuk edebiyatı çoğu zaman yalnızca ticari başarı üzerinden konuşuluyor. Oysa sizin kitabınız uluslararası akademik ve kültürel bir projede yer aldı. Sizce Türkiye’de çocuk edebiyatı, kültürel bir değer olarak yeterince ciddiye alınıyor mu?
Türkiye’de çocuk kitapları “çocukça” görülüyor. Bir edebiyat olarak var olması pek de önemsenmiyor. Oysa çocuk edebiyatı ciddi bir edebiyat türüdür. Çocuğu hafife almamalı, “Çocuktur anlamaz biraz daha açıklayayım” anlayışında da olmamalı. Zira çocuklar her şeyin farkında. İyi edebiyatı da anlıyorlar, kötü örnekleri de… Son yıllarda peşi sıra çocuk kitabı yayımlanıyor. Üstelik bu kitaplar çok da hızlı üretiliyor. Bu durum yayın öncesinde resimlerin, metinlerin, biçim ve kitabın teknik özelliklerinin yeterince irdelenmesine fırsat tanımıyor.
Oysaki bir çocuk kitabının da hazırlanma süreci vardır. Acele işin ticari amaç güttüğü aşikâr. Ancak çocuk kitapları da edebi eserlerdir ve geleceğe kalacaklar. Dolayısıyla burada yazara, yayınevlerine ve editörlere büyük görev düşüyor. Kitaplar iyi planlanmalı, çocuğa göre olmalı ama ‘çocukça’ olmamalı. Ve bir çocuk kitabının amacı, çocuğu daima iyiliğe yönlendirmek olmalı…
‘İYİ EDEBİYATA KİMSE SIRTINI ÇEVİRMEZ’
- Son yıllarda Türkiye, dizileri, sineması ve gastronomisi ile dünyada daha görünür hale geldi. Sizce edebiyat, özellikle de çocuk edebiyatı, Türkiye’nin kültürel tanıtımında yeterince değerlendiriliyor mu? Bu uluslararası başarıdan sonra hem sizin yeni projeleriniz hem de Türk çocuk edebiyatının yurt dışında daha fazla yer bulması adına beklentileriniz neler?
Türkiye’de yayınevlerinin kendi içinde “kavgalı bir yarış” halinde olduklarını gözlemliyorum. Yayınevleri birbirlerinin yazarlarını “almaya” çalışıyor, proje kitaplar peşi sıra geliyor. Bu da edebiyatın özgün, özgür ve biricikliğini zedeliyor. Yazarın bağımsız gözlemleriyle, bilgi birikimiyle, kendini var ettiği düşünce yapısıyla ve bağlamlarıyla bir edebi eser üretmesi süreç işidir. Pazarlama amacı olarak görülen hiçbir kitap gerçek anlamda başarıya ulaşamaz. Evet milyonlarca satabilir, ama çocukta neleri değiştirebilir? Gerçek başarı ticari başarı mıdır, yoksa kitabın ulaştığı çocuğa kazandırdığı değerler mi? Elbette bu sorulara farklı yanıtlar verenler olacaktır. Bence bir kitap çocuğu iyiliğe ve sevgiye yönlendirmeli, çocuğun yüreğinde vicdan filizleri yeşertmeli. O zaman bir kitap başarıya ulaşılır…
Ticari kaygıların böylesine yoğun olduğu bir ortamda yayınevlerinin iş birliği yaparak dünya edebiyatına açılmasının da güç olduğunu düşünüyorum. Kalitenin düştüğü bir ortamda dünyaya açılamazsınız. Aksine kaliteyi desteklemelisiniz. Öyle ki, bazı çok saygın yayınevlerinin reddettiği çocuk kitabı dosyalarını bir başka yayınevi “ticari kaygılarla” hemen yayımlayabiliyor. Burada da kaliteli bir duruş ortaya çıkamıyor. Bence yayınevlerinin iyi editöryal kadrolara sahip olması da şart. Çünkü iyi ekiplerden iyi işler çıkıyor ve dünyaya açılmak da bir ekip işi… Dolayısıyla ancak bu tür hassasiyetler bizi ileri taşıyabilir.
Şu anda Türkiye’den dünyanın saygın çocuk kitap fuarlarına katılan eserlerin büyük bir bölümü ilgi bile çekmiyor, Türkiye’de çok ünlü olan kitaplar, oralarda hiç ilgi görmeyebiliyor. Bunun sebebinin de Türk yayıncılığındaki ticari kaygı olduğunu düşünüyorum. Bizi çocuk yayıncılığı açısından dünyaya tanıtacak olan “iyi edebiyat”tır. İyi edebiyata kimse sırtını çevirmez.
KİTAP TAMİRCİSİ KİTABI HAKKINDA
Kitap Tamircisi, Kitap Hastalıkları Hastanesi’nden emekli olan Muhsin Dede’nin, parçalanmış bir el yazması kitabı onarma sürecinde çıktığı sıra dışı yolculuğu anlatıyor. Tamir ettiği kitabın sayfaları arasında öyküler, haritalar ve geçmişten notlarla karşılaşan Muhsin Dede, zamanla yalnızca kitabın değil; doğanın, şehirlerin ve insanların da iyileşebileceğine inanmaya başlıyor. Gerçek ile masalı buluşturan roman, çevre duyarlılığı, kültürel miras ve umut temalarını güçlü bir anlatımla işlerken, Türkçenin zengin anlatım olanaklarından da yararlanıyor. Eser, yayımlandığı yıl çocuk edebiyatı alanında dikkat çeken kitaplar arasında gösterilmiş ve Çin baskısının arka kapağında “2021 yılının en iyi 20 kitabından biri” ifadesine yer verilmişti.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

