Edebi Şeyler etiketiyle okurla buluşan ve yazda kalanlara sonsuzlukla bir ithafını taşıyan Bir Yaz Günü Ölmek, odağına ölümü alarak yeni bir bakışla yaza ve yasa yaklaşma iddiasını taşıyan bütünlüklü bir kitap. Köprü ve Yaz Kapısı adlı iki bölümden oluşan kitapta birbirinden bağımsız ve bir o kadar da birbirine bağlı, birbiriyle konuşan iki şiir yer alıyor.
“termometre 42 hissedilen 51
kronometre başladı ve ben çürüyorum
hepinizin koştuğu güneşte
otuz dakika içinde kaslarım gevşedi
sindirim sistemim ağız ve gözlerim açık değil apaçık
on saat sonra sertleşme katılaşma
her bir saatte soğuma
-bir insan nereden başlar çürümeye?
beynim hazırlan seninle başlıyor ölüm
en geç kalp çürürmüş
kalp
bu yüzden kötü insanlara
kalbi çürümüş denir
ey kara yaz
yok mu bana söyleyecek bir sözün?”
Modern şiirde ölüm olgusu başta Nâzım olmak pek şairde yer almıştır. Ancak burada ölüme ne ideolojik yaklaşılıyor ne de konvansiyonel bir bakışla ölüm yüceltiliyor. Verili, kabul edilmiş değerler üzerinden ölüm olgusu sorgulanıyor. Başta kutsal kitaplar olmak üzere geçmişten günümüze yazılı ve sözlü kaynaklarda yer alan ölüm imgesi ile bir diyaloğun olduğu kitapta dikkat çekici bir parçalılık söz konusu.
Her parça hem bizi bütünden koparıyor hem de bir bütünün parçasını tamamlamaya götürüyor. Tıpkı ani olan ölüm gibi bizi tehlikeli ve tehditli yerlerde yani sınırlarda gezdiriyor. Bir rüya gibi ince bir çizgi içinde gerçek ve düş arasında açtığı alanda konaklatıyor Bir Yaz Günü Ölmek.
İçerik ve biçimiyle farklı bir yola çıktığını ifade eden ölümle yaşamı yaşamla ölümü sorgulayan ve bize soru sorduran Cenk Gündoğdu, Bir Yaz Günü Ölmek’te şöyle sesleniyor:
“yakınım çocukluk arkadaşım
tanrım,
peşine düştüğümde on üç yoktum
yatılı okulda her yerde seni sordum
sen olmadan yaşamayı denemedim hiç
uyanıp yüzümü seninle yıkadım
dünyayı seninle gördüm
seninle duydum seninle tanıdım
sınavlara seninle girdim hayırlara evetlere
sana inandığım duvarları kireç badanalı o avluda
uyanıp yüzümü yıkamak istiyorum şimdi seninle”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

