Site icon Serbest Görüş

ABD savcılarından Reza Zarrab için yeni belge; “İşbirliği doğru, eksiksiz ve güvenilir!”

TR724 HABER


TR724 ÖZEL HABER | ABD’de Halkbank davasının düşürülmesinin ardından savcılar, Reza Zarrab’ın cezası öncesi mahkemeye yeni bir belge sundu. Belgede Zarrab’ın, Halkbank üzerinden İran yaptırımlarını delmek için kurulan sistemin “başlıca mimarlarından biri” olduğu belirtildi. Savcılık, Zarrab’ın işbirliğinin “doğru, eksiksiz ve güvenilir” olduğunu savunarak ceza indiriminde dikkate alınmasını istedi. Zarrab, ABD’de verdiği ifadesinde AKP’li bakanlara rüşvet verdiğini belgeleriyle itiraf etmişti. Dosyada, dönemin Türkiye başbakanı ve daha sonra Enerji Bakanı olan “başbakanın damadı” ifadeleriyle yapılan siyasi atıflar da yeniden mahkeme kayıtlarına girdi.

ABD’de Halkbank davasının düşürülmesinden sonra Reza Zarrab dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne sunulan savcılık belgesinde, Zarrab’ın İran yaptırımlarını delmeye yönelik sistemdeki rolü ve ABD makamlarıyla yaptığı işbirliği ayrıntılı biçimde anlatıldı. Savcılık, Zarrab’ın Türkiye’nin devlet bankası Halkbank üzerinden İran petrol gelirlerinin aklanmasını sağlayan mekanizmanın “başlıca mimarlarından biri” olduğunu belirtti. Belgeye göre Zarrab, Halkbank yöneticileri ile Türkiye ve İran’dan bazı üst düzey yetkililerle birlikte çalışarak sistemi kurdu, yürüttü ve korudu.

Dosyada, Halkbank üzerinden 2012’den Zarrab’ın 2016’da ABD’de tutuklanmasına kadar yaklaşık 20 milyar dolarlık İran petrol gelirinin aklandığı ifade edildi. Bu sistemde önce altın ticareti, daha sonra ise sahte gıda ticareti yönteminin kullanıldığı belirtildi. Savcılık belgesindeki en dikkat çekici bölümlerden biri, dönemin Türkiye başbakanına yapılan atıf oldu. Belgede, altın yöntemi sahte gıda ticaretine geçildikten sonra da tamamen durdurulmadı; bunun nedeni olarak da “Türkiye Başbakanı’nın Halkbank’a altın yönteminin devam etmesi gerektiğini söylemesi” gösterildi. Dosyada isim verilmese de söz konusu dönemde başbakanlık koltuğunda Recep Tayyip Erdoğan bulunuyordu.

Reza Zarrab’la ilgili 19 sayfalık raporun ilk sayfası…

 

Belgede ikinci kritik atıf ise 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrasına ilişkin oldu. Savcılığa göre Zarrab, 2014’te Halkbank’ın yeni yönetimiyle sistemi yeniden başlatmak için temas kurdu. Banka yönetiminin risk nedeniyle çekinceli davrandığı, ancak “daha sonra Enerji Bakanı olacak Türkiye Başbakanı’nın damadı” tarafından sistemin sürdürülmesi yönünde talimat verildiği kaydedildi. Bu tarif, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’a işaret ediyor.

Zarrab bakanlara rüşvet verdiğini itiraf etmişti

Savcılık ayrıca Zarrab’ın dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a yaklaşık 70 milyon dolar, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’a ise en az 8,5 milyon dolar rüşvet verdiğini belirtti. Belgede Egemen Bağış, Muammer Güler ve bazı kamu görevlileriyle ilgili rüşvet iddialarına da yer verildi. Zarrab, 2017’de ABD’de suçunu kabul etmiş ve eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davada tanıklık etmişti. Savcılık, Zarrab’ın verdiği bilgilerin telefon kayıtları, e-postalar, banka kayıtları ve diğer delillerle desteklendiğini savundu.

Belgede Zarrab’ın işbirliği nedeniyle tehdit edildiği de anlatıldı. Savcılığa göre Zarrab, cezaevindeyken “Türkiye’deki büyük insanlara karşı” işbirliği yaptığı gerekçesiyle öldürülmekle tehdit edildi ve daha sonra FBI gözetimine alındı.

ABD savcıları, 14 Temmuz’da yapılacak ceza duruşması öncesinde mahkemeden Zarrab’ın işbirliğinin dikkate alınmasını istedi. Böylece Halkbank davası kapatılmış olsa da Zarrab dosyası üzerinden Erdoğan hükümeti dönemine uzanan ağır iddialar bir kez daha ABD mahkemesi kayıtlarına girmiş oldu.

REZA ZARRAB NE DEMİŞTİ? 

Reza Zarrab’ın (Rıza Sarraf) 2017 yılında ABD’deki New York federal mahkemesinde “tanık” (itirafçı) olarak verdiği ifadelerde, Türkiye’deki bakanlar ve bürokratlarla ilgili öne çıkan beyanları kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Zarrab, AKP’li bakanları ‘maaşa bağladığını’ söylüyordu ifadelerinde. 

Zarrab, İran’a yönelik ABD yaptırımlarını delmek amacıyla kurduğu sistemi yürütebilmek için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile iş birliği yaptığını söylemişti. Zafer Çağlayan ile yaptıkları anlaşmaya göre, bu yasa dışı ticaret mekanizmasından elde edilen toplam kârın yüzde 50’sini Çağlayan’a rüşvet olarak verdiğini anlatmıştı.

Zafer Çağlayan’a ödediği toplam rüşvet miktarının 45-50 milyon Euro, 7 milyon Dolar ve yaklaşık 5 milyon Türk Lirası civarında olduğunu kayıtlara geçirmişti. Buna ilişkin belgeleri de mahkemeye sunmuştu. 

Dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da bu sistemdeki rolü ve risk yönetimi karşılığında kendisinden milyonlarca Euro rüşvet aldığını belirtmişti. 

Ayrıca eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler aracılığıyla, koruma ve danışmanlık adı altında rüşvet karşılığı yardım aldığını anlatmıştı. 

Aynı şekilde dönemin AB Bakanı Egemen Bağış’ın, Halkbank’ta hesap açılması sürecinde bürokratik engelleri aşması için kendisine doğrudan yardımcı olduğunu anlatmıştı. Ayakkabı kutusuyla götürülen rüşvet de kayıtlara girmişti. 

Bakanların ve banka yetkililerinin bilgisi dahilinde, altın ticaretinin durdurulmasının ardından yaptırımları aşmak için hayali/sahte gıda ticareti belgeleri düzenlediklerini de itiraf etmişti. 

Zarrab, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, Ziraat Bankası ve VakıfBank’ın da bu İran ticaretine dahil edilmesi için şifahi talimat verdiğini kendisine Süleyman Aslan’ın söylediğini anlatmıştı. Yani Erdoğan da bizzat işin içindeydi. 

İfadelerinde, Türkiye’deki üst düzey yetkililere rüşvet vermeden Halkbank üzerinden bu büyüklükteki bir kara para ve ambargo delme operasyonunu yürütmesinin imkansız olduğunu vurgulamıştı Zarrab. 

Mahkemede, kendisine yöneltilen ABD’yi dolandırmak, bankacılık sahtekarlığı ve kara para aklama dahil tüm suçlamaları kabul etmiş ve savcılıkla işbirliği yapmıştı.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version