Haziranın son haftası düzenlenen Paris Erkek Moda Haftası, sunulan koleksiyonlar kadar yarattığı atmosferle de konuşuldu.
Moda markaları artık tüketicilerine yeni koleksiyonlarını hafızalarında yer edecek bir deneyimle sunmayı hedefliyor. Bu bağlamda, Paris Erkek Moda Haftası’nın en dikkat çeken şovlarından biri Louis Vuitton, İlkbahar-Yaz 2027 defilesiydi.Markanın kreatif direktörü Pharrell Williams, 41 dereceyi gören, kırmızı alarm altındaki Paris’in ortasına adeta küçük bir okyanus yerleştirdi.
Kumla kaplanan podyum, yaklaşık 8 metre yüksekliğindeki dev dalga enstelasyonu, yapay dalga sesleri ve su buharıyla çevrili alanda davetliler kendilerini okyanus kıyısında buldu. Koleksiyonun temasını oluşturan özgür sörfçü ruhu yalnızca kıyafetlerle değil, yaratılan atmosferle de hissettirildi. Defile sonunda kullanılan suyun yeniden şehir altyapısına kazandırılması, kumun okulların plaj voleybolu sahalarında değerlendirilmesi ise sürdürülebilirliğin marka hikâyesinin ne kadar önemli bir parçası olduğunu da gösterdi.
AKDENİZ ESİNTİSİ…
Benzer bir yaklaşımı Jacquemus, Fransa’nın Korsika Adası’nda gerçekleştirdiği “Le Bonheur” (Mutluluk) defilesinde benimsedi. Akdeniz yaşamının yalın, keyif dolu, çabasız yaz ruhunu yansıtan koleksiyon, Korsika’nın bozulmamış doğasında, turkuaz denizin hemen yanında sunuldu. Deniz fenerine uzanan kayalık doğal yol podyumun bir parçası oldu. Defile sırasında denize giren halktan bir kişinin kameralara yansıması, sosyal medyada en çok paylaşılan anlardan biriydi. Belki de bu, Jacquemus’un yaratmak istediği atmosferi en iyi anlatan kareydi; moda, doğa ve gerçek yaşamın aynı anda var olabildiği samimi bir dünya. Rahat siluetler, doğal kumaşlar ve sıcak renk paletiyle birlikte defile alanı da koleksiyonun hikayesini anlatan unsurlardan biriydi.
Dior ise müziği defilesinin merkezine taşıdı. İlkbahar/ Yaz 2027 Erkek defilesi, misafirleri müziğiyle içine çeken bir dünya yarattı. Jonathan Anderson’ın koleksiyonunda atmosferi tamamlayan en önemli unsurlardan biri, yapımcı, söz yazarı ve DJ Fred again tarafından hazırlanan müzik kurgusuydu. Farklı sanatçıların eserlerini bir araya getiren bu seçki, koleksiyonun anlattığı dönüşüm fikrini müzik üzerinden hissettirdi. Tanıdık melodiler yeni bir bakış açısıyla yorumlanırken, tıpkı koleksiyonda olduğu gibi geçmiş ve bugün arasında güçlü bir bağ kuruldu.
Moda haftalarında markalar artık kendi dünyalarını yaratıyor. Kimi bunu dev bir okyanusla, kimi doğanın içinde, kimi ise müziğin gücüyle yapıyor. Böylece defileler, uzun süre hatırlanacak bir anıya dönüşüyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

