Site icon Serbest Görüş

15 Temmuz’un 10. yılında Reichstag’ı hatırlamak!

İdris Gürsoy


27 Şubat 1933 gecesi Reichstag yakıldı. Naziler suçluyu anında ilan etti, propaganda makinesi devreye girdi, anayasal haklar bir gecede askıya alındı. Yangının faili hâlâ tartışmalıdır. Ama tarihçilerin uzlaştığı şu: O gece Almanya’nın siyasal tarihinde bir dönüm noktasıydı. Demokrasiler bazen açık saldırılarla değil, kriz dönemlerinde alınan olağanüstü kararların kalıcılaşmasıyla çöker. 15 Temmuz’un onuncu yılında bu hatırlatma tesadüf değil.

İDRİS GÜRSOY | YORUM 

27 Şubat 1933 gecesi saat 21.00 civarında Berlin’de Alman parlamentosu Reichstag’ın yakınından geçen yayalar bir cam kırılma sesi duydular. Kısa süre sonra binadan alevler yükseldi. İtfaiye yaldızlı kubbeyi ve genel kurul salonunu yakıp kül eden alevleri söndürmek için saatlerce uğraştı.

Polis binanın içinde 24 yaşında işsiz bir Hollandalı inşaat işçisi buldu: Marinus van der Lubbe. Komünist sempatizanıydı. Yangını kendisinin çıkardığını itiraf etti.

Almanya Şansölyesi Adolf Hitler, yangın haberini alır almaz harekete geçti. Joseph Goebbels, Prusya İçişleri Bakanı Hermann Göring ve Reich İçişleri Bakanı Wilhelm Frick ile birlikte olay yerine geldi.

Yangının küllerinden dumanlar tütüyordu. Hitler o akşam suçluyu ilan etti: “Uluslararası komünizm Alman birliğine saldırmıştır! Artık acıma yok. Kim yolumuza çıkarsa kafasını keseceğiz. Komünist milletvekilleri bu gece asılmalı. Bu ülkede komünizmle ilgili ne varsa dümdüz edilecek!”

Propaganda makinesi devreye girdi. Nazi kontrolündeki basın ertesi sabah tek sesle bağırdı: “Komünistler devlet binalarını yakıyor! Alman halkı tehlike altında! Hükümet derhal harekete geçmeli!”

Sahte belgelerle kara propaganda!

Nazi kontrolündeki Prusya hükümeti el koyduklarını iddia ettiği ‘gizli komünist belgeleri’ kamuoyuna duyurdu. Bu belgelere göre komünistler hükümet binalarını, müzeleri ve fabrikaları ateşe vermeyi, suları zehirlemeyi, kamu görevlilerini öldürmeyi planlamıştı. Belgelerin sahte olduğu sonradan anlaşıldı, ama o sabah hiç kimsenin belgeleri doğrulama fırsatı olmadı.

Milyonlarca Alman sabah uyandığında şunu biliyordu: Ülke tehlike altında. Hükümet koruyucu. Komünistler suçlu.

Kamuoyu hazırdı. Almanya Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg’a imzalatılan kararname ile Alman anayasasının kişi hak ve özgürlüklerine ilişkin maddeleri askıya alındı. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplanma hakkı, posta ve telefon gizliliği, konut dokunulmazlığı hepsi ‘geçici’ bir tedbirle rafa kaldırıldı.

Komünist Parti’nin milletvekilleri tutuklandı. Almanya’nın önde gelen gazetecileri, yazarları ve aydınları evlerinden alındı.

Reichstag yangınının ardından Adolf Hitler’in ilk hedefi Komünistlerdi. Ardından Sosyal Demokratlar geldi. Sonra sendikalar. Sonra Yahudiler. Her adımda hedef genişledi.

‘Yetki Yasası’ çıkarıldı. Bu yasa Adolf Hitler’e parlamentoyu devre dışı bırakarak tek başına yasa çıkarma yetkisi verdi.

Reichstag yangınının gerçek faili hâlâ tartışmalıdır. Kimilerine göre yangını tek başına Marinus van der Lubbe çıkardı. Kimilerine göre ise Naziler olaydan önceden haberdardı ya da onu kendi siyasal amaçları doğrultusunda kullandı.

Buna karşılık tarihçilerin büyük ölçüde üzerinde uzlaştığı başka bir gerçek vardır: Yangının faili kim olursa olsun, 27 Şubat 1933 gecesi Almanya’nın siyasal tarihinde bir dönüm noktası oldu. O geceden sonra yalnızca olağanüstü tedbirler alınmadı; devletin güç dengeleri ve yönetim biçimi de köklü biçimde değişti.

Reichstag yangınından 12 yıl sonra Nazi rejimi çöktü. Olağanüstü yasalar yürürlükten kaldırıldı. Nürnberg’de hesap soruldu. Almanya demokratik kurumlarını yeniden inşa etti.

Reichstag yangınının tarihsel önemi, yalnızca bir parlamento binasının yanması değildi. Asıl önemli olan, yangının iktidarı sınırlayan kurumları ortadan kaldırmak isteyen bir siyasi hareket için nasıl bir fırsata dönüştürüldüğüydü.

Demokrasiler bazen açık saldırılarla değil, kriz dönemlerinde alınan olağanüstü kararların kalıcılaşmasıyla zayıflar. Hazırlıklı bir siyasi güç, korkuyu büyüterek muhalifleri etkisizleştirebilir ve geçici yetkileri kalıcı bir yönetim aracına dönüştürebilir.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version