Site icon Serbest Görüş

Zülal Kalkandelen yazdı : Çin Halk Cumhuriyeti izlenimleri – 4: Köyleri kalkındırma hamlesi



Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Çinli bir aile.

Şehre göçün önemli nedenleri, şehirlerdeki sanayi, teknoloji ve hizmet sektörlerindeki maaşların kırsal tarım gelirlerine kıyasla çok daha yüksek olması ve istihdam çeşitliliği ancak ÇKP, köyleri çekici hale getirmek için on yıl önce bir kampanya başlatmış ve köy yollarını ana yollara bağlayıp asfaltlamış. Büyük köylerde yarım saatte ya da saatte bir, küçük köylerde günde iki kere ring seferleri ve otobüslerle köyleri kentlere bağlamışlar. 50’li yaşlardaki yerel rehberimizin anlattığına göre, onun çocukluğundaki toprak ve çamurlu yolların yerini bu sayede düzgün asfalt yollar almış. Kimi köylerde tuvaletler ortakken bugün olanağı olanlar ayrı tuvaletler yaptırmış.

Ayrıca köylerde herkese ulaşabilen ücretsiz sağlık sistemi ve yaşlılar için bakım hizmetleri sağlanmış. Sokakların temizliği, köy ve kentlerdeki güvenlik de ÇKP’nin hanesine yazılan önemli başarılar arasında sayılıyor. Rehberimiz, bu nedenle Çin’de en üzülecek şeyin erken ölmek olduğunu, çünkü ne kadar uzun yaşanırsa bu hizmetlerden o kadar çok faydalanacağını düşünüyor. Çinliler, genellikle ÇKP’deki tüm bu değişimin nedeni olarak 1971’de Çin Komünist Partisi’nde Mao Zedong’un resmi halefi Savunma Bakanı Lin Biao’nun tasfiye olmasını görüyor. Lin Bioa ve beraberindeki ekip, o yıl başarısız bir darbe girişiminde bulunduktan sonra Sovyetler Birliği’ne kaçmaya çalışırken uçak Moğolistan üzerinde düşmüş ve içindeki herkes ölmüştü.

SAVUNMA HATTINDAN TURİSTİK FAALİYETE ÇİN SEDDİ

21 bin 196 km uzunluğundaki Çin Seddi’ne adım attığımızda güneşli bir sabahtı. Teleferikle Pekin’in 120 km kuzeydoğusunda UNESCO tarafından “Orijinal Çin Seddi” olarak tescillenen, el değmemiş tarihi dokusuyla ünlü olan bölümü Simatai’ye gittik.

21 bin 196 km’lik Çin Seddi’nin kısacık bir bölümüne tırmanmak bile zorlayıcı!

İlk temelleri MÖ 7. yüzyılda ayrı krallıklar tarafından savunma amacıyla toprak ve kerpiçten küçük duvarlar olarak atılan set, bugünkü haline 14-17. yüzyıl arasında Ming Hanedanlığı döneminde gelmiş.

Daha sonra Han Hanedanlığı döneminde İpek Yolu’nun korunması amacıyla ekonomik bir işlev kazanmış, 20. yüzyılda ise artık savunma işlevini kaybetmiş ve yapılan restorasyonlarla turistik bir önem kazanmış. Çin Seddi üzerinde yürürken dik bölgelerde ciddi bir zorlanma yaşanabiliyor; biz kısa bir alanda gidip gelmemize karşın kan ter içinde kaldık. Orada yürürken insan düşünmeden edemiyor: Bu devasa duvarlar yapılırken zorlu çalışma koşulları yüzünden çok sayıda işçi, asker ve mahkûm öldü. Bugün dünyanın yedi yeni harikasından biri olarak gücün simgesi olarak anılıyor ama yüzyıllar boyunca adları günümüzde bilinmeyen nice insana mezar olmuş.

DÜNYANIN EN BÜYÜK 3. MEYDANI VE EN GENİŞ SARAY KOMPLEKSİ

Tiananmen Meydanı, 440 bin metrekarelik büyüklüğüyle (880 metre uzunluk, 500 metre genişlik), bildiğim kadarıyla dünyanın en büyük üçüncü meydanı ve kuşkusuz gördüğüm en büyük meydan.

Günümüzde halkın gücünü temsil etmesi için böylesine büyük tasarlandığı biliniyor. Neler neler yaşanmadı ki bu meydanda! Çin’in yakın tarihi boyunca imparatorluk döneminin sonundan modern cumhuriyete geçişindeki en önemli olaylar Tiananmen’de meydana geldi.

Tiananmen Meydanı’nın batısındaki Halkın Büyük Salonu’nda Çin Komünist Partisi ulusal kongreleri ve en üst siyasi oturumlar da yapılıyor. Ana oditoryumu yaklaşık 10 bin kişilik.

4 Mayıs 1919’da öğrenciler, Versay Antlaşması’na ve Batılı devletlerin Çin topraklarını Japonya’ya devretmesine karşı bu meydanda toplanıp eylem yaptı; Çin ulusal bilinci ve entelektüel uyanışı için bir simge oldu.

1 Ekim 1949’da Mao Zedong, Tiananmen Kapısı’nda “Çin halkı ayağa kalktı” cümlesiyle Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu tüm dünyaya ilan etti.

1989’da reform yanlısı lider Hu Yaobang’in ölümüyle başlayan eylemlerde, öğrenciler ve işçiler demokrasi, basın özgürlüğü ve yolsuzluğun önlenmesi talebiyle meydanı haftalarca işgal etti. 3-4 Haziran 1989 gecesi Çin ordusu tanklar ve ağır silahlarla meydana girdiğinde çok kanlı bir katliam yaşandı, binlerce insan yaşamını yitirdi. 5 Haziran’da askeri tankların önünde tek başına duran “Tank Adam” fotoğrafı meydanın hafızasına kazındı.

Meydana pasaportlarımızla çok sıkı kontrolden sonra girebildiğimizde, zihnimden bütün bu olaylar geçti. 1651’de Qing Hanedanı döneminde yalnızca imparatorun her yerine girmesine izin verilen Yasak Şehir’in giriş kapısı olarak inşa edilen Tiananmen Meydanı, bugün dünyanın her yerinden gelen insanların ilgi odağı.

Mao’nun mozolesinin de yer aldığı alandan surların içindeki Yasak Şehir’e geçtiğimizde ise dünyadaki en geniş saray kompleksi ile karşılaştık. Saray ve avlulu evlerin, imparatorluk bahçelerinin bulunduğu on bin dolayında oda ve salondan oluşan Yasak Şehir’de 600 yıl boyunca 24 imparator, 720 bin metrekarelik bu görkemli alanda yaşamış.

DEVLETİN İŞLETTİĞİ TURİSTİK BİR KASABA

Simatai Çin Seddi’nden nefes nefese inince seddin eteklerinde ferahlama olanağı veren muhteşem güzellikte bir yer var: Gubei Su Kasabası! Yalnızca 9 kilometrekarelik bu tarihi belde, Ming ve Qing hanedanlıkları döneminde önemli bir ticaret ve lojistik merkeziymiş.

Devletin işlettiği Gubei Su Kasabası’nda tekneyi çeken bir kürekçi.

2010’lu yıllarda Çin’in geleneksel mimarisini ve tarihsel dokusunu yaşatmak amacıyla bir turizm ve kültürel koruma projesi olarak önem kazanmış. İlginç olan şu: Kasabanın tamamı devlete ait bir turizm şirketi tarafından işletiliyor. Burada faaliyet gösteren yabancı şirketler de devlete kira ödüyor. Kuzey Çin mimarisine uygun siyah çatı kiremitleri, gri tuğla duvarları, taş sokakları ve ahşap kemerleriyle tarihi dokunun çok iyi korunduğu Gubei, aslında Çin’deki büyük antik su kasabası Wuzhen’den esinlenerek “Pekin’in Wuzhen’i” olarak anılıyor ama orayı görmediğim için bana ilk anda Venedik’i anımsattı.

Her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği kasabada bu bölgeyi bir devlet projesi olarak işletmek için zamanında o bölgede oturanlara çekici teklifler yapılıp başka yerlerde güzel evler verilmiş; şu anda içinde yalnızca birkaç yüz kişi yaşıyor.

TERRACOTTA SAVAŞÇILARI VE ATLAR!

20. yüzyılın en önemli arkeolojik buluntusu olarak kabul edilen terracotta askerler ve atları görmek için yoğun kalabalıkta ciddi bir çaba harcamak gerekiyor. Çünkü killi toprağın şekillendirilip yüksek sıcaklıkta fırınlanmasıyla üretilen, binlerce yıllık geçmişe sahip antik sanat eserlerinin bilinen ilk örneği, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarını korumak için yapılan Terracotta Ordusu!

Yaklaşık 8 bin askerden oluşan bu ordunun parçaları, Mart 1974’te, Çin’in Şaanxi eyaletinde kuyu kazan bir grup köylü tarafından bulundu. 2000 yıldan fazla bir süredir toprağın altında gömülü olan, gerçek boyutlarda pişmiş topraktan yapılmış asker ve atlardan oluşan bu ordu nefes kesici!

Terracotta savaşçı heykelleri, boyandıktan sonra çukurlara askeri düzen içinde yerleştirilmiş ve gerçek bronz silahlarla donatılmış.

Tam anlamıyla savaşa hazır gibi görünen orduda her askerin eli, ayağı, kilosu, boyu ve yüzü farklı olduğundan, bu heykellerin gerçek ordunun bir kopyası olduğu düşünülüyor. İnsan türünün yapabileceklerinin sınırı olmadığını düşündüren çok etkileyici bir buluntu gerçekten. 

SON

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version