Doğanın en zarif canlılarından biri olan kelebekler, genellikle renkli çiçeklerin arasında geçirdikleri yalnızca birkaç haftalık ömürleriyle bilinirler. Ancak Güney ve Orta Amerika’nın derin yağmur ormanlarında yaşayan bazı tropikal kelebek türlerinin (özellikle Heliconius cinsi) aylarca, yani hemcinslerinden tam 25 kat daha uzun yaşayabilmesi bilim insanlarını uzun süredir büyüleyen bir gizemdi. Yürütülen yeni bir uluslararası araştırma, bu canlıların sıra dışı uzun yaşam sırlarını deşifre etmeyi başardı. Araştırma sonuçları, sadece biyoloji dünyasını aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda insanların yaşlanma karşıtı çalışmaları için de yepyeni pencereler açıyor.
SIRRIN ANAHTARI: SADECE NEKTAR DEĞİL, POLEN YEMEK!
Klasik kelebeklerin büyük bir kısmı sadece çiçek nektarı, yani şekerli su ile beslenir. Şeker anlık enerji sağlasa da hücre yenilenmesi ve vücut dokularının onarımı için gerekli olan proteinden yoksundur. Bilim insanlarının yaptığı incelemelere göre, 25 kat daha uzun yaşayan Heliconius kelebekleri evrimsel olarak radikal bir değişiklik geliştirdi: Polen (çiçek tozu) tüketmek.
Bu kelebekler, salgıladıkları özel tükürük enzimleri sayesinde topladıkları sert polen tanelerini harici olarak sindirip sıvılaştırabiliyorlar. Polenlerin içinde yer alan zengin amino asitler ve proteinler, kelebeklerin vücudunda adeta bir gençlik iksiri görevi görüyor. Aldıkları bu yüksek kaliteli besinler sayesinde kelebekler:
Hücresel yıpranmaya karşı metabolizmalarını koruyor,
Yumurta üretim süreçlerini aylarca sürdürebiliyor,
Bağışıklık sistemlerini parazitlere karşı sürekli güçlü tutabiliyorlar.
İNSAN ÖMRÜ VE HÜCRE GENÇLEŞMESİ İÇİN YENİ BİR IŞIK
Araştırmayı yürüten uzmanlar, bu tropikal türlerin genetik haritasını çıkardıklarında, polen beslenmesiyle tetiklenen ve hücresel yaşlanmayı yavaşlatan özel gen grupları tespit ettiler. Kelebeklerin amino asitleri işleme ve hücresel hasarları onarma mekanizması, insan vücudundaki yaşlanma süreçleriyle (oksidatif stres ve hücresel atık birikimi) büyük benzerlikler taşıyor.
“Bir canlının beslenme şeklini ve genetik ifadesini değiştirerek ömrünü 25 kat gibi inanılmaz bir oranda uzatabilmesi, biyolojik sınırların ne kadar esnek olduğunu kanıtlıyor. Bu kelebeklerin amino asit sentezleme yeteneğini anlamak, insanlarda yaşlanmaya bağlı doku kayıplarını ve hücresel yaşlanmayı önleyecek yeni nesil takviyelerin veya tedavilerin geliştirilmesinde kritik bir basamak olabilir.”
Doğanın bu küçük ama uzun ömürlü mucizeleri, beslenme kalitesi ile yaşam süresi arasındaki doğrudan bağı en çarpıcı şekilde kanıtlarken, laboratuvarlarda yürütülen uzun yaşam (longevity) araştırmalarına da yepyeni bir yön vermeye aday görünüyor.
KAYNAK: CNN International
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

