Son günlerde bir tartışma aldı gidiyor. Tartışılan konu Orhan Veli’nin Yahya Kemal’e imzaladığı kitabın 500 bin liraya satılması. Soru da şu “İmzalı bir kitap bu kadar pahalı olur mu?”
Ben de sahaf bir arkadaşa aynı soruyu sordum. Yanıtı çok netti: “On – on beş sene önce kimse ilgi göstermezdi. Son dönemde fiyatlar uçtu. Biz de şaşkınız”.
Malum Orhan Veli yaşadığı dönemde maddi açıdan çok sıkıntı çekiyor. Sevgilisi Nahit Hanım’a yazdığı mektuplarda bunun ayrıntılarını görebilmek mümkün. Kimi zaman Nahit Hanım sitem ediyor “niye mektup yazmıyorsun?”. Orhan Veli’nin yanıtı net: “Mektubu postalayacak param yok”.
Bilen bilir memuriyeti yapmıyor, dönemin gazetelerine, dergilerine yazmak istiyor; ya çok az para veriliyor ya o bile verilmiyor. Geçinemiyor. 1945-1946 yılları arasında çalıştığı Tercüme Bürosu’ndaki memuriyeti sona erdikten sonra ev sorunu yaşıyor, parasızlık çekiyor. Sonunda İstanbul’daki ailesinin yanına adeta sığınıyor. Tek çare çeviri işleri. Fransızcası olduğu için Şevket Rado’dan iş istiyor. Bilirsiniz belki La Fontaine’in Masalları’nın tercümesi Orhan Veli’nin elinden çıkmıştır. Doğan Kardeş yayınlıyor. Ha bir de yazdığı bir öykü var: “İşsizlik”. Kendisini anlatıyor orada. Parasızlığının can alıcı detaylarını…
Bıçak kemiğe dayanınca Nahit Hanım’a bir mektubunda artık bezdiğini, vatman ya da balıkçı olmak istediğini yazıyor. Bir yandan “gericiliğe karşı” dediği “Yaprak” gazetesini yayımlamaya çalışıyor, günü geliyor matbaaya ödeme yapamıyor. Bu kez de Abidin Dino’nun hediyesi o paha biçilemez tabloları satıyor; kış günü de ceketini… Fikret Adil’in verdiği eprimiş bir pardösü ile kışı geçiriyor.
YAHYA KEMAL İLE İLİŞKİSİ
Orhan Veli 13 Haziran 1941 günü “Türk şiirinin efendisi büyük Yahya Kemal’e” diye imzalamış Garip’in 1941 yılı ilk baskısını…
“Peki bu kitap nasıl sahaflara düştü?” sorusu zihnimde devindi. Malum Yahya Kemal vefat edince kişisel eşyası, evrakı Eminönü’ndeki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Medresesi’nin içerisine yerleştiriliyor ve burası müze oluyor. Belki Yahya Kemal önemsemedi çöpe attı, biri buldu, yıllar geçti, satıldı, alındı, bize de bunu sorgulamak düştü. Bilemeyiz tabii Yahya Kemal’in neden Orhan Veli’nin imzalı kitabını çöpe attığını? Belki atmadı, bir dostuna verdi, ondan buna, şundan ona el değiştirdi durdu ve bugüne geldi. Ben ilişkilerine ve başka bir kitaba değineceğim. Orhan Veli’nin vefatından üç hafta önce bir başka kitap daha imzalar Yahya Kemal’e bilir misiniz? Hem de “En genç şairimize” diye imzalar. O kitap bugün nerede acaba? İnsan düşünmüyor değil, belki Orhan Veli’nin imzaladığı son imzalı kitap bile olabilir o.
Cihat Tanyol bize anlatır bu ayrıntıyı. Tanyol, Yahya Kemal ile görüşerek bilgi alır, sonra bir kitap yazar. İşte bu bilinmeyen ikinci imzalı kitap orada karşımıza çıkar. 17 Ekim 1950 günü, Orhan Veli’nin ölümünden üç hafta kadar önce. Tanyol, Beyatlı’nın kaldığı Park Otel’e gider, Orhan Veli’nin “Destan Gibi” adlı kitabını fark eder. “En genç şairimize” diye Orhan Veli’nin imzaladığı kitap oradadır. Kanık, Yahya Kemal’e “genç şair” ifadesiyle aslında bir latife yapmıştır. Çünkü Beyatlı kendisinden otuz yaş büyüktür ve 66 yaşındadır.
Biraz kurcalayınca ikili arasında “genç” olmak üstüne bir şakalaşma olduğu görülür. Çünkü Orhan Veli’nin 21 Mart 1947 tarihli Tasvir gazetesine verdiği röportajda muhabirin “Günümüz şairlerini nasıl buluyorsunuz?” sorusuna “Doğrusu gençlerden en beğendiğim Yahya Kemal!” yanıtını vermiştir.
Orada da Beyatlı için “genç” ifadesini kullanmıştır. O imzalı kitap da bunun bir yansımasıdır.
Kanık yeni nesil şiir anlayışının, Beyatlı ise eski şiirin temsilcidir. Orhan Veli düşünce farklılığı olsa da Yahya Kemal’i yazılarında ve röportajlarında hep över, hele ki bir röportajında “Şeyh Galip’ten beri bir asır zürriyetsiz kalmış olan Türk şiiri ancak Yahya Kemal’le yeniden devama başladı” diyerek yere göğe sığdıramaz.
CENAZE
Orhan Veli vefat eder 14 Kasım 1950 günü… Cenazesine birçok önemli isim iştirak ederken gözler Yahya Kemal’i arar ama yoktur. Tanyol nedenini söyler bize.
Defin günü; yani 17 Kasım 1950 günü Yahya Kemal’e uğradığını, cenazeye katılmak için hazırlanırken Beyatlı’nın birden fikir değiştirildiğini belirtir. Neden mi? Yahya Kemal nedenini şöyle açıklar:
‘Bu gençlerin şiir anlayışı bizimkine muhalif. Hatta onun da önemi yok. Fakat bunlar çıkardıkları Yaprak adlı bir gazetede müteaddit defalar aleyhimde bulundular. Şimdi benim bu cenazeye gitmemi istismar ederler ve bundan bir nevi dehalet (sığınma) manası çıkarabilirler. Belki de gazeteler ‘Yahya Kemal de cenazede vardı’ diye yazarlar. Ve bu onların şiir anlayışı için reklam olabilir. Şiiri bizim anladığımız gibi düşünenlerin yolunu şaşırtabiliriz. Oysa biliyorsun ben bunların şiirine inanmıyorum”
Beyatlı’nın cenazeye katılmama konusundaki düşüncesi doğru mu yanlış mı yorumu sizlere bırakıyorum.
Ama şu bir gerçek ki günümüzde birçok imzalı kitap müzayedelerde… Orhan Veli’ninkine gelince sahaf arkadaşın dediği o söz çınlıyor kulaklarımda:
“Yaşarken kıymet verilmemiş, bugün imzalı kitabına yarım milyon veriliyor, hayat ne ilginç!”
Son
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

