Site icon Serbest Görüş

Murat Karayalçın: “Ülkeyi yönetenler CHP’ye tuzak kurdu”

TR724 HABER


Eski Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP’nin ülkeyi yönetenler tarafından çukura itildiğini söyledi. Karayalçın, “Siyasi bir gasp olayı yaşadık, CHP Genel başkanının, seçilmiş yöneticilerinin görev ve yetkileri bu gaspla ellerinden alındı. Bir çukura itildik, bir tuzak kuruldu. Tuzağı kuran ülkeyi yönetenler. 19 Mart’tan itibaren tuzak kuruldu. Aşama aşama geliyorlar. Bir ülkenin demokrasisine yönelik en ağır olayı yaşıyoruz. Görünen şu ki bunu biz çözeceğiz. Düşürüldüğümüz tuzaktan ancak biz çıkabiliriz.” dedi. “Tuzak ve çukur diyorsunuz, Kemal Bey bunun neresinde?” sorusuna ise şu cevabı verdi: “Bilemem, bilsem de yorum yapmayı uygun görmem. Bulunduğumuz dönemde birlikte bunu aşmayı öne çıkarmalıyız.”

Türkiye siyasetinin deneyimil isimlerinden Murat Karayalçın, son dönemde yaşananları Cumhuriyet’e değerlendirdi. O röportajdan soru ve cevaplardan bazı bölümler şöyle:

Dileğim bu süreçten CHP’liler olarak başarıyla çıkmamız. Herkes bir durup düşünmeli, bir soluklanmalı. Bize devlet kurumlarının, yargının yardım etmeyeceği ortada. Bunu kurgulayanlar da “Bu CHP’nin işi” diyor. Bu ortamda iş başa düştü.

Çözebiliriz, çözersek çok büyük bir kazanım elde ederiz. Öncelikle birlikte çözüme odaklanmalıyız. Partide kalmayı sürdürmenin gerekli olduğu kanısındayım. Tüm yollar tıkanabilir. Her partilimizin, her seçmenimizin “Her şey yapıldı, artık çözüm kalmadı” diyebileceği noktaya kadar direnmek gerek.

CHP’nin durumunu değerlendirirken bölge ülkelerinde yaşananlara da bakıyorum. Hindistan’ı kuranlar laik sosyalist kadrolardı. Bizim kardeş partimizdi, bugün yoklar, silindiler. İsrail’i kuranlar laik ve sosyalist kadrolardı, yoklar. İngiltere’de sosyal demokratlar ikiye bölündü. Bu böyle giderse Farage’ın kazanmasına sosyal demokratlar da katkıda bulunmuş olacak. Almanya’da da durum aynı. Bölünürsek böyle bir gelişme ile karşılaşmaktan endişe duyarım. Son çareyi de kullanmalıyız.

– 2002 seçimleri öncesinde DSP İsmail Cem öncülüğünde ikiye bölündü. Hem DSP hem de kurulan Yeni Türkiye Partisi çok düşük oy aldı. Aynı seçimde başka bir siyasi görüşten kopan Erdoğan ve ekibi iktidar oldu, koptukları parti Meclis dışı kaldı. Özel ve ekibi CHP dışında bir parti ile devam etse hangi örneğe daha yakın bir sonuç alınır?

19 Mart’tan beri yaşadıklarımızı dikkate alırsak başka bir partide seçime girilmesinde AKP’nin 2002’deki aldığı sonuca benzer bir durum ortaya çıkacağına inanıyorum. Özgür Bey’e karşı öyle bir coşku, sevgi var. Ama ben yine de bütünlüğü korumanın gerekli olduğu kanısındayım. CHP’li olmak Cumhuriyet gazetesi okuru olmak gibidir. Yerleşmiş değerler çok güçlüdür. SHP, CHP ile birleştikten sonra 2001’de Erdal Bey (İnönü) ile birlikte istifa ettik. Ayrı bir parti kurulacaktı, Erdal Bey vazgeçti, ben devam ettim.

Evet. Erdoğan o gün de cumhuriyet değerleri, Atatürk, İsmet İnönü üzerinden CHP’ye saldırıyordu. AKP ile CHP arasında siyaseten bize yarayacak bir kavga olmasına rağmen ben genel başkan olarak Erdoğan’a cevap veriyordum, çünkü benim ağrıma gidiyordu. Böyle bir damar var, bu önemsenmeli. O nedenle CHP adıyla devam etmeli, sonuna kadar direnmeliyiz. CHP’de yönetime getirilen kişileri, doğru kararları alması yönünde ikna etmeliyiz. Tüm CHP’lilere çağrıda bulunuyorum: Siyasi bir gasp olayı yaşadık, CHP Genel başkanının, seçilmiş yöneticilerinin görev ve yetkileri bu gaspla ellerinden alındı. Bir çukura itildik, bir tuzak kuruldu.

Tuzağı kuran ülkeyi yönetenler. 19 Mart’tan itibaren tuzak kuruldu. Aşama aşama geliyorlar. Bir ülkenin demokrasisine yönelik en ağır olayı yaşıyoruz. Görünen şu ki bunu biz çözeceğiz, yerli film ifadesiyle “Biz kardeşiz”, bunu unutmamalıyız. Düşürüldüğümüz tuzaktan ancak biz çıkabiliriz.

Arkadaşlarımızın çabalarını takdirle karşılıyorum. Kim devreye girebiliyorsa, kim masaya oturulmasını sağlayabilecekse bunu yapmalı. Ben devreye girmeye çalıştım, 22 Mayıs akşamı Özgür Bey’den randevu istedim, devreye girmek istediğimi, kendisiyle ve Kemal Bey ile bu konuda uygun görürse görüşmek istediğimi ilettim. Özgür Bey çok memnun olacağını söyledi. Ben de pazartesi günü Kemal Bey’den randevu istemeyi planlamıştım. Pazar sabahı genel merkezimizin çevrildiğini görünce Kemal Bey’i aradım, yanıt vermedi, bir daha dönmedi. Çok üzüldüm tabi. Sonra 27 Mayıs günü Cumhuriyet Gazetesi’nde Sertaş Eş ile Özgür Bey’in söyleşisi çıktı. Özgür Bey 23 Mayıs Cumartesi akşamı Kemal Bey ile telefonda görüştüklerini, Kemal Bey’e “İkimiz de çekilelim, kurultaya kadar eski genel başkan ve büyüğümüz olarak Murat Karayalçın yönetsin” diyor. Ben bunu bilmeden Kemal Bey’i aramıştım, belki bununla da ilişkilendirdi ama sonuçta olmadı.

Hem Zeynel Emre’nin hem de Gül Çiftçi’nin bu açıklamaya Cumhuriyet’te yanıtları vardı. Öyle anlaşılıyor ki bu değerlendirme doğru değil. AYM’nin “İrade şekillenmişse tedbir olmaz” diye bir içtihadı var. Ayrıca Sayın Emre, İstanbul İl Kongresi’nin tedbir olmasına rağmen yapıldığını örnek gösterdi. Öte yandan “Tedbir diye sorun varsa itirazı çekin” diyor.

Kılıçdaroğlu, “CHP arınmalı” ve “Önce hesap soracağım sonra kurultay yapacağım” diye ifadeler kullandı. Arınma ve hesap sorma işi birbiriyle ilişkili. Bizim arınacak neyimiz var, biz kirli bir parti miyiz ki arınacağız… Partimiz kirli olamaz ama partimiz içinde arınılması gereken isimler varsa o da açıklanmalı. Bizim her hafta bir arkadaşımız, belediye başkanımız içeri alınıyor. Bu kabul edilemez. Onun için arınma konusunu işletmek gerek. “Madem böyle söylüyorsunuz, bu konuda bir hazırlığınızın olduğu anlaşılıyor, bunu çözelim” denmeli. Arınma da kurultay da olabilir. Buna engel yok. CHP’liler olarak içine itildiğimiz çukurda bir soluklanalım. Kardeş olduğumuzu görelim ve bu ikisini bir takvime bağlayalım.

Bilemem, bilsem de yorum yapmayı uygun görmem. Bulunduğumuz dönemde birlikte bunu aşmayı öne çıkarmalıyız.

Mansur Bey’in katkısı olursa Mansur Bey de devreye girmeli. Kimin katkısı oluyorsa devreye girmeli, yardımcı olmalı.

Bu yıl kasımda yapılacağı iddiaları var ama bu yıl için seçim görmüyorum. Bu yıl CHP’yi sarsıyorlar. Önümüzdeki yıla başlarken de yoksullaşan kitlelere destek verileceğini, seçime sonra gidileceğini düşünüyorum. Başkanlık sistemi ile seçime gidilecek olmasının CHP’de yaşadığımız sorunun çözümünde katkısı olabilir.

Bu çok ileri bir aşama olur.

Doğru vermiyordu. Özgür Bey kısa sürede uluslararası güçlü bir figür oldu. Sosyalist Enternasyonel’in başkan yardımcılığını çok iyi kullandı. Avrupa Sosyalist Partisi’nin de çok büyük bir desteği var. O nedenle yapılacağını sanmıyorum.

Devlet aklı diye bir şey olduğunu sanmıyorum. Devleti yönetenlerin aklı olur. Devleti yönetenlerin yaptıklarını yumuşatıcı biçimde devlet aklı diye sunmanın geçerliliği yok. Eskiden buna Hikmeti Hükümet derlerdi. Kitlelerin hoş karşılamadığı uygulamalarda “Vardır bir nedeni” anlamında kullanılırdı. Oysa böyle bir şey yok. Tarihte 16 devlet kurmuşuz, önce devlet olmuş, devlet milleti oluşturmuş. O nedenle devlet Türkler için çok önemli bir örgütlenme şekli. Devlet aklı diyerek yanlışları devlet üzerinden yumuşatmaya çalışıyorlar. Devletin örgütlenmesini anayasalar ortaya koyar. Yok böyle bir şey. Bu devleti yönetenlerin aklının işidir, devlet aklı değil.

Lübnanlaşma’nın örneğini Irak’ta yaşadık. Irak Anayasası Lübnan Anayasası’na benzer. Bu işgalcilerin, emperyalistlerin bölgeleri yönetmek için kendilerine sağladıkları bir kolaylık. Lübnanlaşma ile “Bir Alevi bir de Kürt cumhurbaşkanı yardımcısı olsun” arasında bir paralellik var. Iraklılaşma da aynı. Çevremizdeki rejimler yıkılırken, çökerken biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak tüm sorunlarımıza rağmen ayaktayız. Bizi ayakta tutan Atatürk’ün yurttaşlık anlayışı. Biz Atatürk milliyetçiliği dediğimiz millet anlayışını, anayasal sistemi Ortadoğu’ya taşımalıyız. Lübnanlaşma, Iraklaşma değil Türkiye’deki sistem Ortadoğu’da da geçerli olmalı. Atatürk’ün ortaya koyduğu anlayış Otadoğu’da da olursa Ortadoğu’nun gelişmesi çok rahat olur.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version