Site icon Serbest Görüş

İhracatta sert düşüş, sanayide daralma; büyümenin yükü ‘tüketime’ kaldı

TR724 HABER


Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre bir önceki çeyreğe kıyasla büyüme yalnızca yüzde 0,1 oldu. Sanayi yüzde 0,8 daralırken, hanehalkı tüketimi yüzde 4,8 arttı; ihracat ise yüzde 12,7 geriledi. Veriler, ekonomide büyümenin sürdüğünü ancak ivmenin zayıfladığını ve büyümenin ağırlıkla iç talep yani tüketim üzerinden taşındığını gösteriyor.

İlk çeyrek verileri, ekonomide büyümenin sürdüğünü ancak bunun güçlü ve dengeli bir büyüme olmadığını gösteriyor. Sanayinin daraldığı, ihracatın sert düştüğü bir tabloda büyümenin ağırlıkla tüketim ve hizmetler üzerinden gelmesi, üretim kapasitesi ve dış talep açısından kırılgan bir görünüm yaratıyor. Çeyreklik büyümenin yüzde 0,1’de kalması, ekonominin ivme kaybettiğini gösteren en kritik veri. Bu nedenle asıl mesele yalnızca ekonominin büyüyüp büyümediği değil; büyümenin hangi alanlardan geldiği, üretime ve gelir dağılımına ne kadar yansıdığı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2026 yılı birinci çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre Türkiye ekonomisi ocak-mart döneminde yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Böylece ekonomi büyümeye devam etti ancak büyümenin hızı önceki dönemlere göre zayıf kaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veride bir önceki çeyreğe göre artışın yüzde 0,1 olması, ekonomide çeyreklik bazda neredeyse yatay bir seyre işaret etti.

Cari fiyatlarla GSYH, yılın ilk çeyreğinde 16 trilyon 999 milyar 977 milyon TL’ye çıktı. Dolar bazında GSYH ise 389 milyar 598 milyon dolar olarak hesaplandı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH, geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,6 arttı. Sektörler itibarıyla en güçlü artış bilgi ve iletişim faaliyetlerinde görüldü. Bu alanda büyüme yüzde 9,5 oldu. Diğer hizmet faaliyetleri yüzde 5,2, tarım yüzde 4,6, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,7, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,5 büyüdü. İnşaatta büyüme yüzde 3,2 olarak kaydedildi. Buna karşılık sanayi sektörü yüzde 0,8 daraldı. Bu tablo, büyümenin üretim ayağında dengeli dağılmadığını; hizmetler ve tüketim ağırlıklı bir yapı oluştuğunu gösterdi.

Harcama tarafında büyümeyi en çok hanehalkı tüketimi destekledi. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları yüzde 4,8 arttı.

Peki bu ne anlama geliyor?

Ekonomi büyüyor ama bu büyüme ağırlıklı olarak hanehalkının harcama yapmasıyla sağlanıyor. Yani üretim, sanayi, ihracat ve verimlilik güçlü biçimde büyümeyi taşımıyor; insanlar gıda, kira, ulaşım, hizmet, dayanıklı tüketim ya da kredi kartı/krediyle harcama yaptıkça ekonomi büyüyor gibi görünüyor. Yani ekonomiyi dış satışlar ya da sanayi üretimi değil, içerideki tüketim harcamaları destekledi.

Devletin nihai tüketim harcamalarındaki artış yüzde 2,1, gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki artış ise yüzde 3 oldu. Buna karşılık dış ticaret tarafında dikkat çeken bir gerileme yaşandı. Mal ve hizmet ihracatı yüzde 12,7 azalırken, ithalat yüzde 2 geriledi. İhracattaki sert düşüş, büyüme kompozisyonunda dış talebin zayıfladığını ortaya koydu.

Grafiklerdeki büyüme eğilimi de hız kaybını net biçimde gösterdi. 2025’in ikinci çeyreğinde yüzde 4,7 olan yıllık büyüme, üçüncü çeyrekte yüzde 3,8’e, dördüncü çeyrekte yüzde 3,4’e geriledi. 2026’nın ilk çeyreğinde ise büyüme yüzde 2,5 oldu. Bir önceki çeyreğe göre büyümenin yüzde 0,1’de kalması, ekonominin yeni yıla oldukça sınırlı bir ivmeyle başladığını gösterdi.

Gelir yöntemiyle bakıldığında işgücü ödemelerinin Gayrisafi Katma Değer içindeki payı yüzde 42,7 oldu. Bu oran geçen yılın aynı çeyreğiyle aynı seviyede kaldı. Net işletme artığı ve karma gelirin payı ise geçen yılın ilk çeyreğindeki yüzde 36,3 seviyesinden yüzde 35,8’e geriledi. Bu grafik, üretilen toplam katma değerden emeğin aldığı payın yıllık bazda değişmediğini, şirket kârları ve karma gelirlerin payında ise sınırlı bir düşüş olduğunu gösterdi.

İşgücü ödemeleri yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 35,9 arttı. Net işletme artığı ve karma gelirdeki artış ise yüzde 34,4 oldu. Ancak bu artışlar cari fiyatlarla hesaplandığı için tek başına çalışanların alım gücünün arttığı anlamına gelmiyor. Asıl gösterge, emeğin toplam katma değer içindeki payının değişmemesi ve büyümenin gelir dağılımına sınırlı yansıması oldu.

Veriler genel olarak, 2026’nın ilk çeyreğinde ekonominin büyümeyi sürdürdüğünü ancak büyümenin zayıflayan bir tempoya girdiğini ortaya koydu. Sanayide daralma, ihracatta sert düşüş ve çeyreklik büyümenin yüzde 0,1’de kalması, büyümenin kalitesi açısından dikkat çeken başlıklar oldu. Buna karşılık tüketim harcamalarındaki artış, iç talebin hâlâ ekonomiyi ayakta tutan ana unsur olduğunu gösterdi.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version