Site icon Serbest Görüş

Hürmüz beklentisi nefes aldırdı; Brent petrol zirveden döndü ama risk sürüyor

TR724 HABER


TR724 | EKONOMİ

Petrol fiyatları, ABD-İran hattında anlaşma ihtimalinin güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceği beklentisiyle zirveden geriledi. Brent petrol, savaş öncesinde yaklaşık 70 dolar seviyesindeyken Hürmüz kaynaklı arz endişesiyle 126 doların üzerine çıkmıştı. Bugün fiyatlar 94 dolar bandında seyrediyor. Bu düşüş, enerji ithalatına bağımlı Türkiye gibi ekonomiler için enflasyon ve cari açık baskısı açısından sınırlı rahatlama anlamına geliyor. Petrol piyasasında fiyat düşmüş olabilir ama risk ortadan kalkmış değil. Hürmüz Boğazı tam kapasiteyle açılmadan ve arz güvenliği sağlanmadan, petroldeki düşüşü kalıcı bir ekonomik rahatlama olarak tanımlamak mümkün değil.

Peki bugün ne durumdayız?

Savaş öncesinde günlük 130 civarında gemi geçişinin olduğu boğazda, son dönemde ortalama geçişlerin yaklaşık 11 gemi seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Evet piyasalarda biraz rahatlama var ama görüldüğü gibi ‘normalin’ çok uzağındayız… 

Petrol piyasasında son günlerde yaşanan hareket, savaşın sona erdiği ya da enerji arzındaki risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Asıl fiyatlanan gelişme, ABD ile İran arasında geçici ateşkesin uzatılabileceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların gevşetilebileceği beklentisi. Bu beklenti, Brent petrolde savaş döneminde oluşan risk priminin bir bölümünü geri aldı. Brent petrol, İran-ABD-İsrail gerilimi sertleşmeden önce yaklaşık 70 dolar seviyesindeydi. Hürmüz Boğazı’nın kapanabileceği ya da petrol sevkiyatının kalıcı biçimde aksayabileceği korkusu fiyatları hızla yukarı taşıdı. Brent, bu süreçte 126 doların üzerine çıkarak son yılların en sert jeopolitik yükselişlerinden birini yaşadı.

Bugün gelinen noktada Brent petrol 94 dolar bandında. Bu seviye zirveye göre belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Ancak savaş öncesi fiyatlara göre hâlâ yüksek bir düzey söz konusu. Dolayısıyla piyasada tam bir rahatlamadan değil, yüksek riskli döneme göre kısmi bir gevşemeden söz etmek daha doğru.

Hürmüz Boğazı’ndaki tablo da bu temkinli okumayı destekliyor. Bazı tanker geçişleri başlamış olsa da geçişler savaş öncesi seviyenin çok altında. Savaş öncesinde günlük 125-140 gemi geçişinin olduğu boğazda, son dönemde ortalama geçişlerin yaklaşık 11 gemi seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Bu da petrol ve LNG akışının hâlâ sınırlı olduğunu gösteriyor.

Petroldeki düşüşün ana nedeni fiziksel arzda tam bir normalleşme değil; anlaşma ve yeniden açılma ihtimalinin piyasalar tarafından fiyatlanması. Bu nedenle fiyatlar haber akışına son derece duyarlı. Uzmanlara göre ateşkes, güvenlik garantileri, mayın temizliği, sigorta düzenlemeleri ve tanker trafiğinin yeniden güvenli hale gelmesi gibi başlıklar çözülmeden petrol fiyatlarındaki düşüş kalıcı kabul edilemez.

Kalıcı rahatlama yok!

Türkiye gibi enerjide büyük oranda dışa bağımlı ülkeler açısından bu gelişme kritik. Enerji ithalatına bağımlı ekonomi için petrol fiyatındaki her düşüş, ithalat faturası, cari açık, akaryakıt maliyetleri ve enflasyon beklentileri üzerinde rahatlatıcı etki yaratabilir. Petrolün 126 dolar seviyesinden 94 dolar bandına gerilemesi, özellikle enerji maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını sınırlayabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Ancak bu rahatlama otomatik ve kalıcı değil. Çünkü petrol hâlâ savaş öncesi seviyenin üzerinde. Ayrıca kur, vergi yapısı, akaryakıt fiyatlama mekanizması ve iç talep koşulları nedeniyle küresel petrol fiyatındaki düşüşün yurtiçine birebir ve hızlı yansıması beklenmeyebilir. Bu nedenle “petrol düştü, enflasyon rahatladı” gibi kesin bir sonuç yerine, “enerji kaynaklı baskı bir miktar hafifleyebilir” ifadesi daha doğru olur.

Doğu Avrupa ve Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı kırılgan ekonomiler için asıl mesele fiyatın nereye düştüğünden çok, düşüşün kalıcı olup olmayacağı. Hürmüz trafiği normale döner, arz güvenliği sağlanır ve Brent yeniden savaş öncesine yakın seviyelere çekilirse bu ülkelerin dış finansman, enflasyon ve büyüme görünümünde daha güçlü bir rahatlama görülebilir. Aksi halde bugünkü düşüş, kalıcı bir iyileşmeden çok jeopolitik riskin geçici olarak iskonto edilmesi anlamına gelir.

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version