Site icon Serbest Görüş

Faik Öztrak: “Mutlak butlan kararına sebep olan itirafları yok mu sayacağız?”

TR724 HABER


‘Mutlak butlan’ kararıyla yeniden CHP’nin genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, gazeteci Murat Yetkin’in sorularını cevapladı. “Mutlak butlan kararını Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kararla başkanlığa dönmesini gerçekten onaylıyor musunuz?” sorusu üzerine Faik Öztrak, şöyle konuştu: “Bütün CHP’liler gibi mutlak butlan kararından memnun olmam mümkün değil. Ama “Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle” diyenlere de sorarım; yok hükmünde sayılan Kurultaydan sonra yönetime gelenlerin en yakınlarının delegenin iradesini satın almak için operasyon yaptıklarına dair itiraflarını, delegenin iradesini fesada uğratmak için kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, belediyelerde iş vadedildiği iddiaların yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde, bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hale getirenlerin durumunu sorgulamayacak mıyız?” 

Murat Yetkin’in Yetkinport sitesinde yayınlanan röportajdan soru ve cevaplardan bazı bölümler şöyle:

Özgür Özel sizin kendisini “bahçıvan torunu” ve “emekli öğretmen çocuğu” diye küçümsediğini ve “Biz buradaydık, Meclis üstümüze kuruldu!” diyerek büyüklendiğinizi söyledi. Yıllardır siyasettesiniz, gerçekten söylediniz mi bunları?

Hayır, böyle bir şey hiç söylemedim. Kimseyi küçümsemem, özellikle de ailesi nedeniyle. Özgür Özel’in ailesinin kökenini, işini hiç bilmem, sormadım. Kimsenin dinini, mezhebini, kökenini sormam. CHP’de sorulmaz zaten. Tekrar edeyim ben hiçbir yerde Özgür Bey’in iddia ettiği sözleri söylemiş değilim. Bu söylediklerini Özgür Bey’in içinde bulunduğu strese bağlıyorum. Kendisi bunu düzeltecektir sanırım.

Peki, Özgür Bey’in Meclis konusunda size atfen söyledikleri?

O da şöyle, bir gün rahmetli Sırrı Süreyya Önder ile sohbet ediyorduk. O arada, sayın Veli Ağababa TBMM’nin kurulu olduğu arazideki bir arsanın zamanında dedeme ait olduğunu, kamulaştırıldığını, itiraz etmediğimizi anlattı.
Rahmetli de bir gün Meclis’i yönetirken söz aldığımda, şaka yollu “Tapusu sizde, istediğiniz kadar konuşun” diye dostane bir şeyler söyledi. Demek ki Özgür Bey bunu unutmamış. Söylediği sanırım odur.

Bilen bilir, ben bürokraside görev aldığım dönemde de parti görevindeyken de kimseye karşı küçük gören bir tavır içinde bulunmamaya özen gösterdim. Kibirli olmadım, protokol gerekleri dışında partinin makam aracını hiç kullanmadım, hep kendi aracımı kullandım. Bulunduğum makam mevki sebebiyle ne bürokraside ne de siyasette kimseye tepeden bakmadım. Hep mahkeme kadıya mülk değildir anlayışıyla hareket ettim.

Siz bu kadar yıldır, aileden de gelerek bürokrasinin siyasetin içinde yer aldınız, CHP’de önemli görevlerde bulundunuz. Mutlak butlan kararını Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kararla başkanlığa dönmesini gerçekten onaylıyor musunuz?

Bütün CHP’liler gibi mutlak butlan kararından memnun olmam mümkün değil. Ama “Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle” diyenlere de sorarım yok hükmünde sayılan Kurultaydan sonra yönetime gelenlerin en yakınlarının delegenin iradesini satın almak için operasyon yaptıklarına dair itiraflarını, delegenin iradesini fesada uğratmak için kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, belediyelerde iş vadedildiği iddiaların yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde, bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hale getirenlerin durumunu sorgulamayacak mıyız?
Bunları TBMM’de yaptığım basın açıklamasında da söyledim. Bizim önceliğimiz otokrasiye karşı mücadele olmalıydı, parti içinde, birbirimizi kutuplaştırarak düşmanlaştırarak, hakimiyet sağlamak değil.

CHP’nin mevcut bölünmüşlük durumuyla AK Parti iktidarıyla daha iyi mi mücadele edeceğini düşünüyorsunuz?

Hayır, Özgür Bey için hâlâ vakit geçmiş değil. Sürekli yumruklarını sıkmak yerine partisinin Genel Başkanıyla konuşmasının ve birlik beraberliği sağlayarcak bir çıkış yoluna katkı vermesinin hâlâ mümkün olduğuna inanıyorum. Ama Özgür Bey ne zaman elini açsa, sanki bir şeyler, birileri devreye giriyor, onu engelliyor.

Kimdir o birileri?

Onu bilemem, ama gördüğüm kadarıyla birileri CHP içinde uzlaşma olmasın parti bölünsün istiyor. AK iktidara taşıyan yeni parti kurma stratejisinin tekrar başarıya ulaşacağına inanıyor. Buna izin vermemek her CHP üyesinin görevi ve borcudur. Çok da uzun sayılmayacak bir süre önce millet bizi seçimlerde birinci parti yaptı. Ama yönetim milletin meşruiyet urbasını yırttığı Sarayla mücadele etmek yerine “normalleşme” yi tercih etti.

Genel Merkezimize Erdoğan’ın forsu çekildi, TBMM açılışında bir başka partinin Genel Başkanı olan Erdoğan karşısında ayağa kalkmamız istendi. Ben bunları o zaman da eleştirdim. Normalleşmenin ne olduğu konusunda milletvekillerine doğru dürüst bilgi de verilmedi. Yetmedi parti Cumhurbaşkanlığı konusunda erken rekabete sokuldu. Yönetim değişikliğinin (2023 Kurultayında Özel’in seçilmesi-MY) üzerinden 2,5 yıl geçti, milletimizin genel seçimler için vitrinimiz olarak gördüğü belediyelerimiz ağır saldırı altında kaldı. Yaşanan onca şeye rağmen milletvekillerinin görüşlerini dile getirdiği kapalı grup toplantılarının sayısı bir elin parmaklarını geçmedi; üç kere yapıldı. Onlarda da tartışmadan çok karar tebliğ edildi.

CHP Genel Merkezine polis zoruyla girilip boşaltıldı. O konuya nasıl bakıyorsunuz?

Çok üzücüydü. Genel başkanımız da üzüldüğünü ifade etti.

Ama polis çağıran Kemal Bey’in avukatı değil mi?

O gün sabah milletvekili arkadaşlarımız kapıya gitmiş içeri almamışlar. Engellemek için de, ne partimize ne de Millet ittifakının ortak adayı Kemal Kılıçdaroğluna oy verdiğini söyleyen Adnan Beker’in otobüsü çekilmiş kapıya. Şunu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Özgür Özer kendini grup başkanı seçtirerek zaten genel başkan olmadığını kabul etti. Bunu kabul ettikten sonra Genel Başkanlık Makamını işgal etmenin gerekçesi neydi? Neden parti binasını önceki seçilmiş genel başkan yerine polise teslim etmeyi tercih ettiler? Ve neden “kendimizi zincirleriz, asla bırakmayız” dedikleri Genel Merkezi, istedikleri fotoğrafları alıp videoları çektikten sonra 3 dakikada bırakıp gittiler?

Özgür Bey bir de size Tekirdağ sokaklarında birlikte yürümeyi önerdi. Ne diyeceksiniz?

Kendisinin bunu söylerken ne ümit ettiğini anlayabiliyorum. Ama Tekirdağ Özgür Bey’in düşündüğü gibi bir yer değildir. Evladını da, misafirini de bağrına basar. Tekirdağlı memleketinin evlatlarını birbirine kırdırıp buradan siyasi rant devşirmeye kalkanları da görecek kadar feraset sahibidir.

Ben Tekirdağ sokaklarında her zaman yürürüm. Çünkü hemşerilerimin yüzünü yere baktırmadım. Kimseye kibirle yaklaşmam. Kimseyle de kendi memleketinde yürüme yarışına girecek kadar kibir sahibi olmadım. Partimin bir milletvekili ilime misafir geldiğinde kendisiyle birlikte yürümekten gurur duyarım. Tabii geleceğini önceden haber verirse.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version