Büyükbabam Osmanzade Hüseyin Vassaf Bey (1872- 1929) Uşşaki şeyhi ve bir bürokratmış. Mekteb-i Mülkiye’den mezunmuş. Aynı zamanda gümrükler umum müdürüymüş (rüsümat başmüdürü). Uçak olmadığına göre o zamanki gümrük, karayolu ve deniz yolu için geçerliymiş. Fransızca, Arapça ve Farsça bilirmiş. Tasavvuf tarihi ve gönül ehli zatlarla ilgili 30’dan fazla biyografik eser bırakmış. Arnavutköy’deki ahşap evimizde ağabeyimin odasında, duvar boyu, kocaman, camekânlı bir kütüphane içinde onun elyazması kitapları dururdu. Evimiz ahşap olduğu için hep yangın korkusu yaşardık. Annem hepimizi tembihlemişti: “Yangın halinde önce canınızı sonra büyükbabanızın kitaplarını kurtaracaksınız!”
Küçücük çocuktum, içindeki yazıyı anlamadığım bu kocaman kitapların neden bu denli değerli olduğunu hiç bilemiyordum. Ara sıra “önemli” adamlar gelip onları evde, bizlerin gözü önünde inceleyip giderlerdi. Babam ve annem eski Türkçe bilirlerdi. Babam bazı geceler bize büyükbabanın kitaplarından esprili pasajlar okurdu. Biz o büyük evden taşınırken aile büyükbabanın kitaplarını Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlamaya karar verdi.
HİCAZ SEYAHATNAMESİ
Kitapların hepsi o kütüphaneye gönderilmiş ancak Suat dayımın kızı Faika Erler Kalafat, Hicaz Seyahatnamesi’ne sahip çıkmış, onu saklamıştı. Bugün büyükbabamızın kitaplarından kalan tek miras. İçi esprilerle dolu. Örneğin, Nil Nehri kenarında oturan develer için: “Tıpkı Fransızların sofrada oturması gibi diziliyorlar nehrin kenarına: bir madam, bir mösyö şeklinde sıralanıyorlar” diye yazmış.
Yazdığı eserleri 3-4 kopya yapıp kütüphanelere ve dostlarına armağan edermiş. Sefine-yi Evliya (Evliyalar Gemisi) beş ciltlik bir küllüyat. 2 bin civarında Osmanlı âlim, şair ve mutasavvıfı tanıtıyor. “Yasin Suresi Tefsiri” de çok önemli bir çalışması. Gördüğü rüyaların da üstünde dururmuş, onları anlatan “Vakaat” diye bir kitap yazmış. Hüseyin Vassaf Bey’in aydınlık bir yönü de büyük dayım Talat Erler’in İsviçre’de mühendislik eğitimi almasını; küçük dayım Suat Erler’in Robert Kolej’de okumasını ve annem Mualla Sander’in Amerikan Kız Koleji’nde okumasını sağlamış olmasıdır.
Derken ben de büyüdüm. Ağabeyimin odasındaki romanları ve şiir kitaplarını okumaya başladım. Ve büyükbabamın okuyamadığım kitaplarını hep merak ettim. Sonra o ahşap köşkten taşındık, kâgir evlerde yaşamaya başladık, artık yangın korkusu kalmamıştı. Ağabeyim şiir yazıyordu. Ben de müzisyen biyografileri, müzik tarihi kitapları.
Geçen hafta Bebek’teki Türkü Kitapevi’nde kitaplarımı imzalarken eski Bebekliler vardı. Eski yeni birçok kitabımı imzaladım. Şimdi 12. baskıyı yapan Zaman İçinde Müzik olmak üzere, hepsi birkaç baskı yapmış. En yeni çıkan da “İki Âlem Arasında Ali Darmar”. Doğal ki büyükbabamın kitaplarıyla ve onun koşullarıyla kıyaslamam olanaksız. Büyükbabamın kitaplarının yeniden hayat bulmasını değerli araştırmacı Mehmet Akkuş’a ve Hicaz Seyahatnamesi’ni ayrıntılarıyla yazan Ersu Pekin’e borçluyuz.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

