AKP rejiminin küçük ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, CHP’de yaşanan ‘iki başlılık’ sorununun toplumsal istikrarı bozduğunu söyledi. “CHP içinde yaşanabileceği ileri sürülen olası bir ayrışma, yalnızca bir parti meselesi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin demokratik kültürü, siyasal kurumlaşma düzeyi ve toplumsal huzur ortamı üzerinde de etkiler üretebilecektir.” diyen Bahçeli, siyasi mücadelenin sokaklara taşınmasına da tepkiliydi: “Tekraren Herkesi uyarıyorum! Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir.”
Devlet Bahçeli’nin, partinin yayın organı Türkgün’e verdiği röportajdan bazı bölümler şöyle:
YILDIRAY ÇİÇEK: Türkiye’nin ana gündemi CHP’deki gelişmeler oldu. CHP’de verilen mutlak butlan kararı sonrasında yaşanan güncel gelişmeler iki ayrı cephede devam ediyor. Sizce yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin toplumsal huzur ve istikrarını düşündüğümüzde hangi çizgide ilerlemelidir?
BAHÇELİ: Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak butlan kararıyla başlayan parti içi kriz, kısa sürede çözümsüzlüğe evrilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak sorumlu siyaset anlayışımızın gereği taraflara önerdiğimiz diyalog ve uzlaşı çağrısı bu güne kadar karşılık bulmamıştır. CHP içerisindeki iç çekişme önce taraflar arasında çatışmaya dönüşmüş, sonrasında ise yol ayrımına zemin hazırlamıştır.
Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.
Hatırlanacağı gibi 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38’nci Olağan Kurultayı’nın mutlak butlanla sakat olduğuna karar vermiştir. Bunun üzerine yaptığımız açıklamalarda özetle Sayın Kılıçdaroğlu ile Sayın Özel’in bir araya gelerek CHP kurumsal kimliğini koruyacak ve geleceğe taşıyacak ortak bir iradenin oluşmasını temenni ettiğimizi ifade etmiş, CHP’de bir arınma sürecini müteakip süratle kongreye gidilmesinin yerinde olacağını belirtmiştik.
Mutlak butlan kararının verildiği ilk gün tarafların açıklamaları ortaklaşmak için bir umut oluşturmuş olsa da sonrasında gelişen olaylar CHP içerisinde bir uzlaşmadan süratle uzaklaşıldığını göstermektedir. Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği, kaybedilmiş bir zamana dönüşmüştür.
..
Sayın Özel, Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yapmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak Sayın Özel, fiili bir müdahale ile TBMM grup başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurmuş; kanunda tanımlanan Genel Başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri unvanını almıştır. İkinci olarak, CHP kurumsallığında yaşanan bu ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür.
…
CHP’deki giderek sertleşen liderlik mücadelesi, mevcut kutuplaşma ortamını daha da derinleştirme potansiyeli taşımaktadır. … Türkiye’nin köklü bir partisi olan CHP’de yaşanmakta olan gerilimin yaygınlaşması toplumsal barış gibi geniş siyasi mutabakat gerektiren milli meselelerde ortak zemin oluşturulmasını zorlaştırabilecek, kamuoyu enerjisi terörsüz Türkiye veya reform gündemlerinden ziyade parti içi tartışmalara yönelebilecektir. Tarihsel olarak toplumsal gerilim dönemlerinde radikal söylemler daha görünür hale geldiğinden kutuplaşma üzerinden beslenen marjinal aktörlere alan açılabilecektir. Bu nedenle CHP içinde yaşanabileceği ileri sürülen olası bir ayrışma, yalnızca bir parti meselesi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin demokratik kültürü, siyasal kurumlaşma düzeyi ve toplumsal huzur ortamı üzerinde de etkiler üretebilecektir.
YILDIRAY ÇİÇEK : Yaşanan gelişmeler CHP’de ortak aklın ve beraberlik şuurunun kaybolduğunu gösterirken başta Özgür Özel olmak üzere bazı isimlerin “fiziki mücadele” adı altında toplumsal huzur ve istikrarı zedeleyici çağrılarının da olduğunu gözlemledik? Sağduyu çizgisinde duran MHP, bu çağrılara ve yaşanan gelişmelere nasıl bakıyor, neyi tavsiye ediyor?
BAHÇELİ: Mutlak butlan kararı üzerine Parti genel merkezini baba ocağı tabir ederek teslim etmeyeceklerini ifade eden Özgür Özel ve ekibi, kısa süre sonra partiden ayrılmışlar, oradan TBMM’ne yürümüşlerdir. O süreçte haksızlıktan, hukuki ve siyasi mücadeleden bahsederken 30 Mayıs Perşembe günü Ankara İl başkanlığı önünde yaptığı açık hava toplantısında “canımızı ortaya koymaya, fiziki mücadeleye var mısınız” diyerek meseleyi yeni bir boyuta taşımış, oradan da Anıtkabir’e yürümüştür. Ancak Gazi’nin huzurunda yaşanan görüntü hoş olmamış, Anıtkabir’in mehabetine uygun düşmemiştir. Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün parti içi bir mesele için araçsallaştırılmaya çalışılması kabul edilemez bir tutumdur.
31 Mayıs günü de CHP sözcüsü Zeynel Emre, “her türlü siyasi, hukuki ve fiziki mücadeleyi vereceğiz. Meydanlara gideceğiz, mitingler yapacağız, yürüyüşler yapacağız. Sokak sokak dolaşacağız.” diyerek fiziki mücadele kavramını Özgür Özel’den sonra tekrarlamıştır.
Bu açıklamaların Gezi Parkı olaylarının yıl dönümünde yapılması da manidar olmuştur.
Böylesi bir durum karşısında şu soruların sorulması gerekmektedir: İlk defa ve dikkat çekici bir vurguyla servis edilen “fiziki mücadele” ne anlama gelmektedir? Bu şekilde kimlere ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir?
Toplumda meşru hukuk yollarından sonuç alınmadığı algısı oluşturularak partililerin kışkırtılması kamu güvenliğini de tehdit eden bir tablo ortaya çıkarabilecektir. O sebeple bunların iyi değerlendirilmesi ve kamuoyunun dikkatle hareket etmesi hayati önemdedir.
Bir açıklamasında Sayın Özel, her ne kadar “göğüs göğüse bir şeyden bahsetmiyorum” dese de (Deniz Zeyrek, Nefes Gazetesi, 30 Mayıs 2026) bu yönlü vurgu, meseleyi hukuki zeminden çıkarma ve siyasi atmosferi zehirleme anlamı taşıyabilecek, aynı zamanda da provokasyona yol açabilecek tehlikeli bir retoriktir. Fiziki mücadele insanları sokağa dökme, çatışma dinamiği oluşturma, kamu güvenliği ve kamu düzenini tehdit etme gibi tehlikeler çağrıştırırken, CHP içerisinde telafisi imkansız kırılmalara da sebep olma potansiyeli taşımaktadır.
…
Tekrar ifade etmeliyim ki biz Cumhuriyetle yaşıt bir siyasi parti olan CHP’nin kurumsal kimliğinin titizlikle korunmasından yanayız. Siyasi partilerin parçalanarak, ufalanarak siyaset üretme fonksiyonlarını kaybetmelerini istemiyoruz. CHP’deki karışıklığı siyasetteki kurumsallaşmaya vereceği zarar ve demokratik siyasi kültürün gelişmesine sekte vurucu olması açısından değerlendiriyoruz.
Bu gibi toplumsal olayları tetikleyici, kaos ve kargaşaya davetiye çıkarıcı fiil ve eylemleri Türkiye’nin huzurunu ve istikrarını tehlikeye sokucu davranışlar olarak görüyoruz. Yaşananların demokratik tepki hakkını aşan bir noktaya evrilmesinden endişe duyuyoruz. Konunun CHP’nin kendi iç meselesi olmaktan çıkarılarak sokaklara taşınma, istismar edilerek toplumsal olaylara zemin hazırlama girişimlerini çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşma yolunda alınan mesafeyi sabote etmeye, tesis edilen barış, huzur ve istikrarı zehirlemeye dönük bir unsur olarak değerlendiriyoruz.
…
2 Haziran 2026 tarihli Meclis Grup toplantısında işaret ettiğim gibi tekraren Herkesi uyarıyorum !
Mesele hukuk zemininden, demokrasi platformundan, siyasi rekabet ve nezahetten uzaklaşmamalıdır. Türkiye’yi karıştırmaya kimse cüret etmemelidir. Olaylar sokağa taşıp, fiziki mücadele çağrılarıyla bir eyleme, güvenlik güçlerine saldırıya, kamu düzenini bozmaya yönelmemelidir. TBMM’nin insicamını bozmaya, hukuku hiçe saymaya ve kanunsuzluğa dönüşmemelidir. Mahkeme kararına yönelik itiraz merci olan Yargıtay konunun hassasiyetine binaen vaki itiraza yönelik kararını bir an önce vermelidir. Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin verilmemelidir.
En başında CHP üzerinden oyun oynamanın tehlikelerinden bahşetmiştim. Geldiğimiz noktada bölünmüş bir CHP algısı oluşturulmaya, hatta meşrulaştırılmaya çalışıldığına şahit olunmaktadır. İki CHP görüntüsünün sürmesi onarılması zor tahribatlara, geri dönülmesi mümkün olmayan kararlara ve kopuşlara yol açabilecektir.
Bazı marjinal grupların ve küçük partilerin yangına körükle giden tavrı Türkiye’de yeni bir ittifak doğurma çabası olarak görülmektedir. Bu grupların meydanlardaki desteğini sadece demokratik bir tercih olarak kabul etmek aymazlık olacaktır.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

