İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, CHP’ye yönelik alınan ‘mutlak butlan’ kararına sert tepki gösterdi. Dervişoğlu, “Kimse kusura baksın ve herkes bilsin ki; ben zulme sessiz kalamam. Gelinen noktanın CHP’nin iç meselesi olmadığı, başından beri Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğinin daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. Bir kez daha tekrar ediyorum; bizim durduğumuz yerde meşruiyetin tek kaynağı milletin hür iradesidir. Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem. İlk kayyım bundan 10 sene önce atanacağı yere atanmıştır. Sonra o kayyım terör hükümlüsü bebek katilini kayyım olarak atamıştır. Şimdi sıra cumhuriyet Halk Partisi’ne gelmiştir. Atayan da atanan da bizim nazarımızda mutlak butlandır, sakattır ve yok hükmündedir.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararı tartışmaları ve siyaset gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Konuşmasına parti duruşuna vurgu yaparak başlayan Dervişoğlu, “Biz hakikatin yolundan ayrılmadık, ayrılmayacağız. Biz düşkünlerden olmadık, olmayacağız. 60 yıllık bir davayı 1 kişinin tahtına reva görenlere karşı sessiz kalıp talimatla yazdırılan kararları kabul ederek dayatmalara boyun eğemezdik. Türkiye’nin şahsileşmiş bir devlet düzeniyle yönetilmesini sindiremezdik.” dedi.
Yaşanan tartışmaların yalnızca CHP ile sınırlı olmadığını savunan Dervişoğlu, bunun daha geniş bir siyasi planın parçası olduğunu iddia etti:
- “Gelinen noktanın CHP’nin iç meselesi olmadığı, başından beri Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğinin daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. İmralı’yla yapılan ihanet pazarlığına nasıl ki gafillek ve ahmaklar gibi ‘barış’ deyip geçmiyorsun, CHP’yi cebren, kapılar kırılarak içine girilmesine, başın akayyım atanmasına da bir yargı kararıdır deyip geçmiyoruz. Çünkü biliyoruz, hatırlıyoruz… Yargının siyasete yol açması, ona ram olması her zaman lanetle hatırlanan dönemlerin ürünüdür. Ve bu kararlar vicdanlarda yaralar açmış, milletimiz arasına her zaman nifak tohumları serpmiştir.
- 1960’da Yassıada’da verilenler de yargı kararıdır, yaraları hala kapanmamıştır. 1970-1980 sonrası yapılanlar, hapisler, davalar, yasaklar… Hepsi birer yargı kararıdır. Hepsinin açtığı yaraların izleri bedenlerimizde ve ruhlarımızda durmaktadır. Bu sebeple, İYİ Parti olarak tarafımız da duruşumuzda nettir ve bellidir: Biz bir kayyım cumhuriyeti istemiyoruz. Biz bir vesayet demokrasisi istemiyoruz. Biz bir kişiye biat etmişlerin, bir kaç hakimle, bürokratla, danışmanla değil; onların sözünün üstün olduğu bir Türkiye değil, Türk milletinin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil, cumhuriyet istiyoruz!
- Bugün ihtiyacımız olan şey yeni tartışmalar değil, milletin ferasetine duyacağımız güvendir. Dahası milletin siyasete duyacağı güvendir. Bugün siyasetin geldiği halden hangi seçmen memnundur, hangi siyasetçi huzurludur? Vatandaşın dertleri görünen ve anlaşılan odur ki, siyasetin umurunda değildir. Devlet yönetenlerin böyle bir kaygısı yoktur. Fakat siyasetin sorunları vatandaşın sırtına yüklenmiş durumdadır.
- Soruyorum, AK Partilisi, MHP’lisi, milletvekili, il ilçe başkanı, delegesi… Bu yaşananlar ve yaşatılanlardan hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Hiç mi içiniz sızlamıyor? Çarşıda pazarda yürürken size bakan gözlerde milletin öfkesini hiç mi görmüyorsunuz? Tabutlukları, 12 Eylül’leri, işkenceleri, zindanları, 28 Şubatları, kapatma davalarını ne çabuk unuttunuz! Sizlerin Türk milletinin temsilcisi, avukatı olmaktan alıp da ‘el atıyla kardeşinin üzerine sürdüren’ bu mevcut düzenden nasıl razı olursunuz? Siz bir kişiye 10 kişi çullanırken ‘durun’ diye koşan adamlardan bu hale nasıl geldiniz? Zulme sessiz kalacak bir hale ne zaman büründünüz? Unutmayın, ardına düşüp yanlışını doğrusundun, günahını sevabından daha çok alkışladığınız o yukarıdaki bir avuç insan bu yaptıklarıyla en çok sizi yok ediyor. Ne zaman aklınızı başınıza alacaksınız?
- Kimse kusura baksın ve herkes bilsin ki; ben zulme sessiz kalamam. Haksızlık karşısında ‘dilsiz şeytan’ olamam. Kötü emsali de asla örnek almam. Başkasını ithamla, kendimi savunmam. Demokrasiye darbe yaptırmam. İYİ Parti kadrolarıyla sonuna kadar mücadele ederim. Siyaseti mahkeme kararlarıyla, yasaklarla, bir takım demokrasi dışı müdahalelerle dizayn etmeye çalışanlar geçici başarılar elde edebilirler. Ama milletin iradesine rağmen kalıcı sonuçlar alamazlar. Sandığın çözeceği meseleleri başka yollarla çözmeye çalışmak Türkiye’ye sadece yeni krizler üretir.
- Bir kez daha tekrar ediyorum; bizim durduğumuz yerde meşruiyetin tek kaynağı milletin hür iradesidir. Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem, atanmışlarla da asla ve kata uğraşmam. Bakınız, hukuk devleti demokrasinin rakibi değil, teminatıdır. Hukukun görevi siyasi hayatı şekillendirmek değil, siyasi hayatın adil, şeffaf ve kurallar içerisinde işlemesini sağlamaktır.
- İlk kayyum bundan 10 sene önce atanacağı yere atanmıştır. Sonra o kayyım da terör hükümlüsü bebek katilini kayyım olarak atamaya kalkmıştır. Şimdi sıra cumhuriyet Halk Partisi’ne gelmiştir. Kayyımlığa karşı duruşumuz nettir; atayan da atanan da bizim nazarımızda mutlak butlandır, sakattır ve yok hükmündedir. İYİ Parti’ye sırtını yaslamak isteyen buyursun gelsin. Safımıza gelen herkes başımızın üstünde yer bulur.
ÖNCEKİ YAZIDÜNYA KUPASI | ABD vizesi hâlâ çıkmadı; İran Milli Takımı, Meksika’da kamp yapacak
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

