Site icon Serbest Görüş

Bir Washington iki Amerika; Erdoğan’a jest yağmuru

Bir Washington iki Amerika; Erdoğan’a jest yağmuru


Washington’da Türkiye dosyası yeniden ısındı. Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Erdoğan’a peş peşe jestler yapıyor. KAAN projesi için ihtiyaç duyulan motor satışının önü açıldı. Ancak bu jestler Washington’da iki farklı Amerika’yı karşı karşıya getirmiş durumda. Asıl mesele, yakınlaşmanın Türkiye’yi Batı’ya mı yaklaştıracağı yoksa Erdoğan’ı içeride daha da güçlendirip güçlendirmeyeceği…

ADEM YAVUZ ARSLAN | YORUM 

Washington’da Türkiye dosyası yeniden ısındı. Tabii ki bunun dün akşam (Türkiye’de sabah) oynanan Türkiye-Amerika maçıyla hiçbir ilgisi yok. Asıl gündem, Trump’ın Erdoğan için hazırladığı yeni ‘hediye’ paketi. Halkbank davasının kapatılmasına dair tartışmalar bitmeden bu kez de Türkiye’ye savaş uçağı motoru satışının önü açıldı.

Ankara’daki NATO Zirvesi yaklaşırken Trump’ın Erdoğan’a peş peşe jestler yapması Washington’da dikkatlerden kaçmıyor. Tabii ki bu jestlerin perde arkası herkes için ‘milyon dolarlık soru’ hâline geldi. Hiçbir şeyin gizli kalmadığı ABD Başkentinde bu sorunun da cevabı çok geçmeden bulunacaktır ama bu yazının konusu o değil.

Söz konusu ‘satış’ klasik bir silah satışının çok ötesinde. Dosyanın merkezinde Türkiye’nin millî muharip uçağı KAAN için ihtiyaç duyduğu GE F110 motorları bulunuyor. Yaklaşık 700 milyon dolarlık satıştan söz ediyoruz.

Türkiye açısından bu motorlar kritik. Çünkü F-35 programından çıkarıldıktan sonra Ankara bütün ağırlığını KAAN projesine verdi. Ancak herkes biliyor ki bu uçağın kısa vadede havalanabilmesi için Amerikan motorlarına ihtiyaç var.

Ankara’da bu karar “stratejik başarı” diye anlatılıyor. Washington’da ise çok farklı okunuyor. Buradaki yorum şu: Trump, Erdoğan’la yakınlaşıyor çünkü başka bir ajandası var.

Kongre’nin mesajı çok sert

Trump’ın kararına ilk tepki Kongre’den geldi. Özellikle Demokratlar oldukça rahatsız. Sebebi de basit. “Türkiye hâlâ S-400’leri elinde tutuyor. NATO güvenliğini riske atan bir ülkeye neden ödül veriyoruz?” diye soruyorlar.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin etkili isimlerinden Gregory Meeks, yönetimin Kongre’yi bilgilendirmediğini söylüyor. Ona göre bu satış, Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde Erdoğan’a verilmiş siyasi bir ödül görüntüsü oluşturuyor. Chris Pappas’ın eleştirisi ise daha da sert. “Erdoğan içeride baskıyı artırırken, dışarıda müttefiklerini zorlarken Washington neden ona yeni bir jest yapıyor?” diye soruyor.

Aslında bu tepki sadece bugünkü motor satışına değil. Washington’da Erdoğan’a duyulan güvensizlik yılların birikimi. S-400 krizi… Halkbank dosyası… İsveç’in NATO üyeliği sırasında yaşanan pazarlıklar… Hamas’la ilişkiler… Doğu Akdeniz… Suriye ve Türkiye’deki demokratik gerileme…

Bütün bunlar Kongre’de Erdoğan konusunda ciddi bir direnç oluşturmuş durumda. Trump şimdi bu direnci kırmaya çalışıyor.

Trump Erdoğan’da ne görüyor?

Trump’ın dış politikasını klasik diplomasi kitaplarıyla anlamaya çalışırsanız eksik kalırsınız. O, kurumlarla değil liderlerle çalışmayı seviyor. Erdoğan da onun gözünde “anlaşma yapılabilecek güçlü liderlerden biri.”

İlk başkanlık döneminde bunu defalarca gördük. Başkent Washington’un yerleşik kurumları; Pentagon, Dışişleri ve Kongre Trump’a karşı çıktı ama Trump çoğu zaman Erdoğan’la doğrudan konuşmayı tercih etti.

Bugün de aynı tablo var. Washington’da konuştuğum isimlerin hemen hepsi aynı noktaya dikkat çekiyor: Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi’ne giderken Erdoğan’la sorunlu değil, iyi bir atmosfer içinde olmak istiyor. Çünkü Beyaz Saray açısından Türkiye yeniden önem kazandı. Karadeniz… Rusya… İran… Suriye… Orta Doğu… Hepsi aynı dosyada birleşiyor.

Trump’ın hesabı şu: “Türkiye’yi tamamen kaybetmeyelim.”

Bu cümleyi Washington’da son aylarda çok sık duymaya başladım.

Ama kimse F-35 hayali kurmasın

Burada önemli bir yanlış anlamayı da düzeltelim. Motor satışı demek, Türkiye’nin F-35’e geri dönmesi demek değil. Washington’da savunma çevreleri bu konuda çok net. S-400’ler Türkiye’de durduğu sürece F-35 dosyasının açılması neredeyse imkânsız. Dolayısıyla yaşanan gelişmeyi, “İlişkiler tamamen düzeldi.” diye okumak doğru olmaz.

Ben bunu daha çok kontrollü bir yumuşama olarak görüyorum. Trump kapıyı tamamen açmıyor. Sadece aralıyor. Nihayetinde Erdoğan’a şu mesajı veriyor: “Bizimle çalışırsan bazı başlıklarda ilerleyebiliriz.”

Ankara’nın bunu iç politikada büyük bir başarı hikâyesine dönüştüreceği ise şimdiden belli.

Washington’daki asıl kavga

Aslında burada iki farklı Amerika var. Bir tarafta Pentagon, güvenlik bürokrasisi ve stratejik çevreler bulunuyor. Onlar Türkiye’nin önemini anlatıyor. “NATO’nun ikinci büyük ordusu. Karadeniz için vazgeçilmez. Rusya’yı dengeleyecek. Orta Doğu’da gerekli.”

Diğer tarafta ise Kongre’nin önemli bir bölümü ile demokrasi ve insan hakları çevreleri var.

Onlar farklı bir soru soruyor: “Türkiye önemli olabilir ama Erdoğan’a neden sürekli taviz veriyoruz?”

İşte Washington’daki gerçek tartışma bu. Türkiye ile Erdoğan’ı birbirinden ayırabilecek misiniz? Yoksa Erdoğan’ı desteklerken Türkiye demokrasisini daha da mı yalnız bırakacaksınız?

En rahatsız edici nokta

Bence dosyanın en kritik tarafı burası. Washington’da kimse Türkiye’de neler yaşandığını bilmiyor değil. Gazetecilerin tutuklandığını biliyorlar. İmamoğlu davasını yakından takip ediyorlar. Demirtaş ve Kavala için AİHM kararlarının uygulanmadığını biliyorlar. Basın özgürlüğünün çöktüğünü de biliyorlar.

Yani ortada bilgi eksikliği yok. Tercih var. Bu tercih, jeopolitiğin demokrasinin önüne geçmesi.

Bu aslında Avrupa’nın yıllardır yaptığı tercihten çok farklı değil. Avrupa, mülteci anlaşması uğruna Erdoğan’a sessiz kaldı. Şimdi Trump yönetimi de güvenlik ve savunma işbirliği uğruna benzer bir çizgiye geliyor.

Erdoğan’ın en iyi bildiği oyun

Erdoğan yıllardır aynı yöntemi uyguluyor. Önce kriz çıkarıyor. Sonra o krizi pazarlık aracına dönüştürüyor. Sonra da Batı’dan aldığı tavizleri içeride siyasi başarı diye satıyor. S-400’de bunu yaptı. NATO genişlemesinde yaptı. Şimdi de KAAN motorlarında benzer bir tablo oluşuyor.

İktidar medyasının önümüzdeki günlerde bu dosyayı “Amerika geri adım attı!” diye işlemesine şaşırmam.

Washington’daki ortak kanaat şu: Bu karar Türkiye’yi ödüllendirmekten çok Erdoğan’la yeniden ilişki kurma girişimi.

Ama Washington’un geçmişte sık sık yaptığı bir hata var. Türkiye’yi kaybetmek istemiyorken Erdoğan’ı güçlendirmek. Bugünkü tablo da maalesef o eski döngüyü hatırlatıyor. Trump Ankara’ya eli boş gitmek istemiyor. Erdoğan da bu jesti içeride siyasi sermayeye çevirmek için elinden geleni yapacak.

Asıl soru ise şu: Bu yakınlaşma Türkiye’yi Batı’ya mı yaklaştıracak, yoksa Erdoğan’ın içeride daha fazla alan kazanmasına mı hizmet edecek?

Washington’da bu sorunun cevabını iyimser verenlerin sayısı, sanıldığından çok daha az.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version