Site icon Serbest Görüş

AKP rotasız gemi gibi…

TR724 HABER


AKP’nin Sapanca kampı, istişare iddiasına rağmen sorunlara çözüm üretemedi. Erdoğan’ın yorgunluğu ve parti içindeki rotasızlık eleştirileri artıyor. Şamil Tayyar gibi isimler dahi umut yoksunluğuna dikkat çekiyor. Ülkedeki adalet ve ahlak krizi derinleşirken muhalif sesler bastırılıyor. Toplumun geleceğe dair umudu tükenmiş durumda…

NECİP F. BAHADIR | YORUM

AKP’yi yazmaktan keyif alıyor falan değilim. Ama ülkeyi yöneten parti o… Her ne kadar uzaklarda olsam da memleketimi ve milletimi seviyorum, AKP’ye tavrım da eleştirim de bu yüzden. Yine konumuz AKP veya Erdoğan… Mecburum yazmaya… Gündemi ıskalayamam.

Parti hafta sonu Sapanca’da kamptaydı. Toplantının adı güzel: ‘İstişare…’

Bu kavramın hakkı verilebildi mi? Hem ülke hem parti sorunları masaya yatırılabildi mi? Bir çözüm veya çare üretildi mi? Hastalıklara doğru teşhis konabildi mi? ‘Veliaht sorunu’ sözgelimi gündeme geldi mi? Erdoğan’dan sonra yerine kim gelecek? Aileden biri mi yoksa parti içinden mi? Seçimlerde Erdoğan tekrar nasıl aday olacak?

Erdoğan’ın adaylığı niyet değil parti kararı… Parti Sözcüsü Ömer Çelik resmen “Adayımız…” dedi. Anayasa’nın “Bir kişi en fazla iki defa seçilir.” hükmüne rağmen mi? Anayasayı, kanunları, mevzuatı takan kim? Bir anayasa değişikliğine mi gidilecek? Peki matematik sorunu nasıl halledilecek? DEM’in desteğiyle mi? Karşılığında ne verilecek?

Erken seçim seçenekler arasında mı? Ve ne kadar erken? Danışman Mehmet Uçum’un dediği gibi birkaç hafta önce mi? Yoksa sandığın tarihi 2027’nin sonbaharı mı? Bahçeli’nin, “Seçim zamanında.” sözü ne olacak?

Çözüm süreci ‘yasal aşamaya’ geldi. Erdoğan “Önce silahlar bırakılmalı!” demişti. Silahların sembolik yakılması dışında bir gelişme yaşanmadı. Kandil önce düzenleme istedi. AKP politika değişikliği yaptı, “Tamam!” dedi. Nasıl bir yol haritası benimsendi? Vekillere anlatıldı mı?

Ülke müthiş ‘adalet, demokrasi ve ahlak’ krizi içinde… Halkın arasına karışan her siyasetçi bu acı gerçeğin farkında… Milletvekilleri ülkenin gerçeklerini Erdoğan ve kurmaylarına aktarabildi mi? Bir özeleştiri yapan çıktı mı? Bülent Arınç sağda solda söylediklerini Sapanca’da tekrarlayabildi mi? Erdoğan’ın yüzüne bakarak toplum AKP’nin devri iktidarında ‘cahiliye toplumuna’ döndü diyebildi mi? Sodom Gomore’den farkı kalmadı tespitini dile getirebildi mi?

Trump: “Erdoğan her istediğimi yapıyor!”

Bir NATO zirvesi ve Trump’a ‘şirin’ görünmek uğruna Ankara’da sıkıyönetime gerek var mıydı? Gösteri potansiyeli taşıyan isimlerin saçma sapan soru ve gerekçelerle gözaltına alınıp tutuklanması doğru bir politika mı? AKP yönetimi ülkenin açık bir hapishaneye döndüğünün farkında değil mi? Bunu hatırlatacak bir Allah’ın kulu veya vekil çıktı mı? Türkiye’den başka hangi ülkede böylesine olağanüstü önlemler alındı?

Trump’ın sık sık, “Erdoğan her istediğimi yapıyor.” derken kastettiği neydi? ABD’nin her istediğini yapan siyasetçi yaftası Erdoğan’a yakıştı mı? Bundan rahatsız olan milletvekili çıktı mı?

Ve tabii bunu dile getiren… Açıkça Erdoğan’a söyleyen?

Ankara, Washington’un sömürgesi mi? Nedir bu Erdoğan’ın Trump korkusu veya aşkı? Trump dostluğu ‘Gazze günahlarına’ ortak olmak anlamına gelmiyor mu? Erdoğan’ın bir diliyle Netanyahu’yu eleştirirken diğer diliyle Trump’a dostluk gösterisi sergilemesi bir çelişki değil mi?

Soru çok… Peki cevapları? Erdoğan açılış ve kapanışta birer konuşma yaptı. Sonrası yok. İçeride ne konuşuldu? Ne tartışıldı? Hangi konuların istişaresi yapıldı? Yakıcı sorunlar gündeme geldi mi? Medyaya yansıyan herhangi bir kulis haberi okumadım. Gazeteciler çoktan sizlere ömür… Elimizde sadece Erdoğan’ın konuşması var. O da bir retorikten ibaret… Klasik iktidar ve icraat propagandası… Gerçeklerden kopuk, yalan yanlış rakamlar, hamasi cümleler ve pembe tablolar…

Erdoğan’ın şu çıkışı kamuoyunda yankılandı: “Yorulan varsa buyursun, kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin. Boşa harcayacak tek bir saniyemiz bile yok. Bu hasretin sadece 86 milyonun değil, aynı zamanda ümmetin de umudu…” 

Ayakta zor duruyor!

Ülkeyi kurtardı da sıra ümmete geldi… Tutmayın küçük enişteyi! Meydan boş… Konuşması kolay. Her söylediğine inanmaya hazır, tesir altında bir kitle… İçeride bütünlüğü sağlayamayan iktidarın ümmeti diline dolamasının propagandadan başka anlamı olamaz. Erdoğan toplumun iç bütünlüğünü ortadan kaldırdı. Sosyal doku çözüldü. Ülke bir ‘toplumsal Sevr’ yaşamakta…

‘Yorulan varsa’ çağrısı parti içine dönük… Kastettiği milletvekilleri ve teşkilat olmalı… Peki kendisi? Yorgun değil mi? Yürümekte zorlandığını gören her göz görüyor. Bırakın yürümeyi ayakta zor duruyor.

Fiziki sağlığı da zihinsel sağlığı da ülkeyi yönetmeye uygun değil. AKP’li Şamil Tayyar yönetim zaafını işaret ederek, “Ülkede boşluk oluştu. Bürokratik odaklar türedi.” demedi mi? Berat Albayrak ismi o yüzden ortaya atıldı. Veliaht tartışmalarının kökeninde de bu var. Artık Erdoğan’la olmuyor. Yolun sonuna geldi. Ülkeyi yönetebilecek durumda değil.

“Yorulan ve kenara çekilmesi gereken sensin!” diyecek bir Allah’ın kulu yok mu parti içinde? ‘Kral Çıplak’ demek bu kadar mı zor? Evet kral her şeyiyle çıplak… Bütün ülke bu gerçeğin farkında… Sokaktaki insan bile… Ama “Ne yoldan bir Godiva geçiyor, ne de bir kimse kör olmakta…”

AKP’de bir ‘yorgun’ var, o da Erdoğan’dan başkası değil. Kuzey Kore tipi, lideri kutsayan marşlarla falan bu tabloyu perdeleyebilmek mümkün değil. Bülent Arınç ve Cemil Çiçek gibi isimler acı acı gülümsemekte…

AKP, toplumun gelecek umutlarını yok etti

Sapanca kampını uzaktan izlediği anlaşılan Şamil Tayyar partisini eleştirmekten geri duramadı: “AK Parti hep değişimin, yeniliğin, umudun adresi oldu. Oysa Sapanca’daki son toplantıda ‘efsane’ ve ‘destan’ gibi geçmişi çağrıştıran ‘umut yoksunu’ mesajlar öne çıktı. Burada ciddi bir orta sorunu yok… AK Parti’nin gelecek hikâyesi yazması, yeni bir umuda yolculuğu başlatması elzemdir…”

Teşhis ve tespit doğru… Kaptan yorgun, gemi rotasız… Rüzgâr bitti. Rüzgâr olsa neye yarar, pusulasız, kaptanı yorgun, rotasız bir gemi menzile doğru yol alabilir mi?

Siyaseti yakından takip ederim. Sorun, kriz her zaman yaşandı. Fetret dönemleri de oldu. Fakat tünelin ucunda her zaman bir ışık vardı. Acı ilacın sonrası tatlıydı. Belki de ilk kez AKP toplumun umudunu öldürdü. Yarın ve gelecek umutlarını yok etti. Onun için fırsatını bulan soluğu yurt dışında alıyor.

Ülkenin ne zaman düzlüğe çıkacağı belirsiz. İnsan için de ülke için de umutsuzluk kadar kötü ve berbat hal yoktur. Umut ölürse insan ölür, ülke ölür… AKP Türkiye’si şu an bu durumda… Tayyar, “Umut lazım!” diyor ama ‘umut’ öyle çarşı pazarda satılan bir şey değil. Umudun tekrar yeşermesi için her şeyin sil baştan olması lazım.

Kaptansız ve rotasız AKP Sapanca’da toplandı ve dağıldı. ‘İstişare’ hikâye… Erdoğan konuştu, vekiller dinledi. Kuzey Kore lideri gibi Erdoğan marşla kutsandı. Ve fakat vaka ağır ve de umutsuz… Ne yazık ki olan ülkeye olmakta… Yoksa benim derdim AKP falan değil….

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version