Site icon Serbest Görüş

MİT’in gizli mektubu ifşa oldu, Suriye’deki cihatçı bağlantıların ortaya çıkması Ankara’da panik yarattı

TR724 HABER


MİT’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği gizli yazışma, teşkilatın Suriye’deki cihatçı gruplarla ilişkilerini konu alan haberlerden duyduğu rahatsızlığı açığa çıkardı. Yazışmada, gazeteci Abdullah Bozkurt hakkında, Enes Hasan Hattab ve MİT’in sahadaki temaslarına ilişkin haber nedeniyle dava açılması istendi. Adalet Bakanlığı’nın soruşturma izninin ardından iddianame hazırlandı ve Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi davayı kabul etti. Sürece hükümete yakın Sabah gazetesi de katıldı ve dosyayla ilgisi bulunmayan Karlov suikastını devreye sokarak ayrı iki olayı aynı hatta göstermeye çalıştı. MİT’le ilişkili olduğu bilinen Abdurrahman Şimşek imzalı haberde MİT’in suç duyurusunun gerçek konusu geri plana itilirken, kamuoyunda başka bir dosya üzerinden algı oluşturuldu. Dosyanın merkezinde ise Karlov suikastı değil, MİT’in Suriye’deki cihatçı bağlantılarını konu alan haber bulunuyor.

Türkiye’nin istihbarat kurumu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından gönderilen gizli bir mektup, kurumun Suriye’deki cihatçı gruplarla kurduğu gizli ilişkilerin kamuoyuna yansımasından duyduğu derin rahatsızlığı ortaya koydu. Nordic Monitor tarafından elde edilen belgeye göre MİT, İsveç’te yaşayan Abdullah Bozkurt tarafından kaleme alınan bir araştırma haberinin ardından suç duyurusunda bulunarak krizi kontrol altına almaya çalıştı. Söz konusu haberde, ajansın Suriye Genel İstihbarat Servisi’nin (Al-Mukhabarat al-Amma, GIS) mevcut başkanı olan Enes Hasan Hattab (Anas Hasan Khattab) ile kurduğu gizli ilişkilere dikkat çekiliyordu.

Haberde, Hattab’ın Suriye iç savaşı sırasında El Kaide bağlantılı operasyonlarını yönettiği döneme kadar uzanan bağlar detaylandırılırken, daha sonra Ahmed el-Şara’nın geçici hükümeti altında istihbarat şefi olarak atanmasına da yer verildi. MİT’in bu süreçte Hattab ile yakın çalıştığı ve temasların, kurumun Özel Operasyonlar biriminin başındaki üst düzey istihbaratçı Kemal Eskintan tarafından yürütüldüğü belirtildi. Belgelere göre bu iş birliği, Hattab’ın 2012’de ABD ve 2014’te Birleşmiş Milletler tarafından El Kaide bağlantıları nedeniyle yaptırım listesine alınmasına rağmen sürdü. Ayrıca Hattab’ın, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile bağlantılı olduğu kaydı Türk emniyeti tarafından yayınlanan bir raporda da yer aldığı ortaya çıktı.

Birleşmiş Milletler yaptırımları Türkiye için bağlayıcı olmasına rağmen Ankara’nın uzun süre Hattab’ı terör listesine almadığı, ancak artan uluslararası baskı sonucu 2016’da sembolik bir adım attığı kaydedildi. Buna rağmen yaptırımın fiilen uygulanmadığı ve MİT ile Hattab arasındaki gizli temasların devam ettiği, bu sayede El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) Türkiye üzerinden lojistik, finans, savaşçı ve silah akışını sürdürebildiği ifade edildi.

22 Ocak 2025 tarihli ve MİT hukuk müşaviri Fuat Midas tarafından, teşkilat başkanı İbrahim Kalın adına imzalanan gizli mektup, söz konusu iddiaların önemli bir kısmını dolaylı olarak doğruladı. Mektupta özellikle Kemal Eskintan’ın gizli kimliğiyle ilgili ayrıntıların doğrulandığı, Suriye’deki cihatçı gruplarla temaslarında “Ebu Furkan” kod adını kullandığı habelerinin MİT görevlisinin kimliğini ve görevini ifşa etme suçu oluşturduğuna yer verildi.

İki sayfalık gizli yazıya, Bozkurt’un haberinin dokuz sayfalık bir kopyasının eklendiği de görülüyor. MİT, mektubunda söz konusu haberin bir istihbarat görevlisinin kimliğini ve hassas operasyonları ifşa ettiğini öne sürerek bunun teşkilatı zor durumda bırakmayı amaçladığını savundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda gazeteci hakkında dava açılması ve 17 yıla kadar hapis cezası talep edilmesi istendi. Beklendiği üzere bu şikâyet üzerine siyasi nitelikli bir soruşturma başlatıldı. Dosya, hassas siyasi davalara bakmasıyla bilinen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu savcılarından Ahmet Ardıç’a verildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 13 Mart 2026’da soruşturma izni vermesinin ardından savcı Ardıç, 2 Nisan 2026’da iddianame hazırladı. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi 22 Nisan’da kabul ederek gazeteci hakkında gıyabi yargılamayı başlattı.

MİT haberine ilk tepki Serhat Albayrak’ın yönettiği Sabah’tan geldi. Geçmişte dezenformasyon faaliyetleri, mafya ve uyuşturucu baronları ile ortak hareket ederek yalan haber yazmak ve sahte dava tehditleri ile işadamlarından milyonlarca dolar haraç istediği ortaya çıkan, MİT ile bağlantılı Abdurrahman Şimşek imzalı haber ile Bozkurt hedef alındı.
Nordic Monitor’un yayınladığı gizli MIT belgesinde ortaya çıkan cihatçı gruplar ile Erdoğan hükümetinin illegal bağlantı bilgilerini görmezden gelen Sabah, bilindik yalan taktiğine başvurarak, gazeteci Bozkurt hakkında daha önce defalarca çürütülmüş iddiaları yeniden dolaşıma sokarak  Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov suikastı ile bağlantılı olduğu öne sürüldü. Ancak söz konusu iddiaların, suikast soruşturmasını yürüten hükümet tarafından özel olarak dosyayı akamete uğratmak için seçilen savcının hazırladığı iddianamede dahi yer almadığı biliniyor.

Sabah yalana sarıldı

Bozkurt’un suikastla ilişkilendirildiğine dair ilk yalan, olayın ilk dakikalarında Erdoğan’ın eski basın danışmanı Ahmet Tezcan tarafından sosyal medyada ortaya atılmış, daha sonra hükümete yakın medya organları tarafından yaygınlaştırılmıştı. Ancak soruşturma sürecinde bu iddianın gerçek dışı olduğu ortaya kondu. Soruşturma dosyasına göre suikastı gerçekleştiren saldırganın Ankara’da kaldığı iki adresin de gazeteci Bozkurt ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığı tespit edildi. Bozkurt, Karlov dosyasında şüpheli olarak dahi yer almadı. Buna rağmen hükümete yakın medya organları söz konusu yalanları sürdürmeye devam etti. Bunun daha sonra suikastın arkasındaki gerçek bağlantıların örtbas edilmesi amacıyla yürütülen bir dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunu ortaya çıktı.

Soruşturma dosyasına giren belgeler ve ifadelerde katil polis Mevlüt Mert Altıntaş’ın radikalleşmesinde öne çıkan iki isim bulunuyor: Saldırganın Ankara’da düzenli olarak katıldığı sohbetleri Suriye’de cihatçı gruplarla bağlantılı Nurettin Yıldız’ın yönettiği Sosyal Doku Vakf’nın düzenlediği ortaya çıktı. Buna rağmen savcılar, Yıldız’ın tanık olarak bile ifadesine başvurmadı. Katil polis ayrıca daha önce terör suçlamalarıyla yargılanmış olan ve İstanbul’da Vahdet grubunu yöneten radikal Imam Hüsnü Aktaş ile de teması olduğu ve Aktaş ile görüşmesinde Suriye’de cihada katılma arzunu beyan ettiği soruşturma dosyasına yansıdı. Ayrıca saldırganın Ankara’da bağlantılı olduğu bazı kişilerin geçmişte El Kaide terör soruşturmalarından kaydı  olduğu belirlendi ama bu bağlantıların üzerine kasıtlı olarak gidilmedi.

Sonuçta dosya gerçek azmettiriciler araştırılmadan kapatıldı ve olayın sorumluluğunun ilgisiz kişilere yüklenerek soruşturma akamete uğratıldı. Rusya’nın da Türkiye’nin yürüttüğü soruşturmaya güvenmediği ve Ankara’nın sunduğu iddiaları kabul etmediği biliniyor. Saldırının ardından Rus makamlarının diplomatik kanallardan acil kodu ile ilettiği bazı kritik taleplerin, özellikle büyükelçinin naaşına müdahale edilmemesi yönündeki çağrının, Türk savcılar tarafından dikkate alınmadığı, otopsinin apar topar gerçekleştirilerek dosyanın  kapatıldığı ve delillerin karartıldığı belirtiliyor.

Rusya, Türkiye tarafından şüpheli olarak lanse edilen bazı kişilere yalan makinası uygulanmasını da talep etmiş, ancak şüphelilerin bunu kabul etmesine rağmen, Ankara bu talepleri ret etmişti. Katil canlı olarak yakalanabilecek iken, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bizzat olay yerine gelerek, özel kuvvetlere infaz talimatı verdiği ve suikast öncesi, esnası ve sonrasını görüntüleyen TRT kamerasına el koyduğu da ortaya çıkmıştı.

“Asıl yargılanması gerekenler MİT”

Yayınladığı MİT haberini savunan Bozkurt ise haberinin hem uluslararası hukuk hem de Türk hukuku kapsamında suç teşkil eden faaliyetleri ortaya koyduğunu söyledi.
“Eğer bir ceza davası açılacaksa, bu Suriye’de terör gruplarını güçlendiren ve masum insanların ölümüne katkıda bulunan MİT görevlilerine karşı olmalıdır” diyen Bozkurt, kendisine yönelik MİT’in talebi ile açılan ceza davasını ise korkutma ve yıldırma taktiği olarak nitelendirerek, bu tür hamlelerin Türkiye’deki siyasallaşmış yargı sisteminde sıkça görülen bir uygulama olduğunun altını çizdi.

Bozkurt, “MİT cihatçı terör şebekeleri ile suçüstü yakalandı. Bu dava, teşkilatın paniğe kapıldığını ve gazeteciliği suç gibi göstermeye çalıştığını açıkça ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Gazeteci hakkında Türkiye’de daha önce de Ankara’nın cihatçı gruplarla ilişkilerini ve istihbaratın hukuk dışı operasyonlarını ortaya koyan haberleri nedeniyle çok sayıda dava açıldığı biliniyor.

Türkiye asılsız iddialar ile ayrıca Bozkurt’un İsveç’ten iadesini talep etmişti. Ancak İsveç Yüksek Mahkemesi geçen yıl bu talebi reddederek Türkiye’nin suçlamaların İsveç hukukuna göre suç teşkil etmediğine ve gazetecilik faaliyetlerinin ifade özgürlüğü kapsamında korunduğuna hükmetti. Ankara’nın ayrıca Bozkurt’un yönettiği Nordic Monitor haber sitesinin kapatılması için İsveç’e baskı yaptığı, bunu da Stockholm’ün NATO üyeliği sürecinde koz olarak kullanmaya çalıştığı ancak İsveç makamlarının bu talebi geri çevirdiği belirtildi.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version