Gökhan Sönmezateş
Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda savunmasını tamamlayan eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, 15 Temmuz planının deşifre olduğunu ve başarısızlığın temel nedeninin bu olduğunu anlattı. ‘Darbeci’ olduğunu ve dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve 4 kuvvet komutanıyla birlikte hareket ettiklerini belirten Sönmezateş, planın içeriden çözüldüğünü belirtti: “En kritik konu, planın deşifre olmasıdır. İstihbarat açığı vermişiz. Hem Saray hem MİT aylar öncesinden konudan haberdar. Saray nasıl öğrendi? Bir numaralı şüpheli Hulusi Akar ve yakın ekibi. Sonraki çözülme Abidin Ünal ve Bülent Bostanoğlu’nun da katılmasıyla oldu. Belli ki, korkmuşlar, bizi satmışlar.”
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın aktardığına göre duruşmada son sözünü söyleyen isimlerden biri olan dönemin Genelkurmay Başkanlığı General-Amiral Şube Müdürü eski kurmay albay Cemil Turhan da, sözde sıkıyönetim direktifi ve atama listelerine ilişkin dikkat çekici bir iddiayı dile getirdi. Turhan, listeleri kendilerinin hazırlamadığını söyledi ve şu ifadeyi kullandı: “Sadık Üstün’e sorulmuş. Doğru, yanlış – bilemem; ama onun da listeyi kendilerinin değil Cumhurbaşkanlığı’nın hazırladığını söylediği kulağıma geldi.”
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda sona yaklaşıldı. Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen davada, “darbeciyim” itirafında bulunan tek isim olarak öne çıkan eski tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş geçen hafta yarım kalan savunmasını tamamladı. Mahkeme, tüm sanıkların esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarının tamamlanmasının ardından son sözlerin alınmasına geçti.
Sönmezateş, savunmasında 15 Temmuz’un neden başarısız olduğuna ilişkin değerlendirmesini anlattı. Halkın sokağa çıkması, bazı komutanların tavrı ya da MİT’e giden ihbarın başarısızlığın asıl nedeni olmadığını savunan Sönmezateş, planın önceden deşifre olduğunu söyledi: “En kritik konu, planın deşifre olmasıdır. İstihbarat açığı vermişiz. Hem Saray hem MİT aylar öncesinden konudan haberdar. Saray nasıl öğrendi? Bir numaralı şüpheli Hulusi Akar ve yakın ekibi. Sonraki çözülme Abidin Ünal ve Bülent Bostanoğlu’nun da katılmasıyla oldu. Belli ki, korkmuşlar, bizi satmışlar.”
Sönmezateş aynı bölümde, başarısızlığın ikinci nedeninin plan dışına çıkılması olduğunu savundu. Erdoğan’ın alınmasının planın merkezinde yer aldığını belirten Sönmezateş, Boğaz Köprüsü’ndeki görüntülerin plan dahilinde olmadığını söyledi. Savunmasında, “Komutanlar sizi satarsa, tüm plan deşifre olursa, her adımınız içerden MİT’e aktarılırsa başarısız olursunuz tabi, ne bekliyorsunuz ki?” ifadelerini de kullandı.
Sesini duyan yok!
Türkiye kamuoyunda mevcut siyasi ortam nedeniyle çok yankı bulmuyor belki ama Gökhan Şahin Sönmezateş, tarihi açıklama ve itiraflarda bulunuyor. Önceki duruşmalarda da ‘darbeci’ olduğunu itiraf etmiş, amaçlarının Erdoğan’ı almak ve yargılamak olduğunu söylemişti. Bir önceki duruşmadaki ifadesinde darbeyi planlayan çekirdek ekip olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile dört kuvvet komutanını işaret etmişti. Planlamanın Eylül 2015’te başladığını anlatan Sönmezateş, “Bu planlamayı ise Genelkurmay Başkanı ve dört kuvvet komutanının yaptığını” söylüyor; ayrıca savunmasında “En başından itibaren dört kuvvet komutanı işin içinde ve başındaydı. Darbe olabilmesi için Genelkurmay Başkanı ve dört kuvvet komutanının bir olması şarttı ve 15 Temmuz’dan önce bu sağlanmıştı.” demişti.
Son duruşmada ise “Hem Saray hem MİT aylar öncesinden konudan haberdar.” dedi. Sönmezateş’in ifadesine göre söz konusu komutanlar 15 Temmuz’dan aylar önce Saray’a tek tek davet edilip ‘ayartılıyor’: “Hepsi tek tek, ayrı ayrı Saray’a davet edildiler, görüşmeler yapıldı. Büyük ihtimalle, darbe planının içinde olup olmadıkları sorulmuş ve geri çekilmişlerdir. Bildiğim, bu görüşmelerden sonra birdenbire hepsi zenginleşti. Ev, para sahibi oldular. Şu kuvvet komutanlarının birinci derece yakınlarıyla birlikte mal varlığına bakılsın. Hulusi Akar son 1 yılda birkaç mülkün sahibi oldu. 15 Temmuz’dan 1 yıl önce ev aldığı için parası kalmayan Abidin Ünal, Nisan-Mayıs’ta yeni bir ev aldı. Milyon dolarlık hesabı oldu. Zekai Aksakallı da öyle. 15 Temmuz’da neden mi kelepçelendiler? Onlar darbe için yola çıkıp bizi motive ederken, zenginleştiler.”
Sönmezateş’in, “Hem Saray hem MİT aylar öncesinden konudan haberdar.” açıklaması çok önemli bir açıklama… Zira kamuoyunun genel kanısı da bu yönde… Hatırlayın, dönemin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da daha o günlerde 15 Temmuz’u ‘kontrollü darbe’ olarak tanımlamış, ancak daha sonra susturulmuştu. Bir daha o kelimeyi kullanmadı… Kim ne dedi, kulağına ne fısıldandı da sustu; bilmiyoruz… Birileri, “Sesini çıkarma! 15 Temmuz bahanesiyle Cemaat’i devletten temizleyeceğiz!” demiş olabilir mi; olabilir…
Ortaya çıkan her yeni belge ve ifade rejimin darbe planlarını önceden haber aldığı ancak önlemek için hiçbir şey yapmadığı iddiasını güçlendiriyor. Daha geçtiğimiz hafta 15 Temmuz’da kullanıldığı ve kayıp olduğu ileri sürülen silahların aslında kayıp olmadığı; aksine 15 Temmuz’dan aylar sonra balistik incelemelerinin bile yapıldığı ortaya çıkmıştı. Ancak askerlerin yıllardır mahkemeye gönderilmesini istemelerine rağmen o raporlar yargıdan gizlenmişti. Çünkü raporda, o silahların 15 Temmuz’da kullanılmadığı belirtiliyordu. Ancak o silahların sahibi olan rütbeli askerlere, subaylara cinayetten, darbeye teşebbüsten yüzlerce yıl cezalar verildi. Yani devlet, kendi askerine ceza vermek için gerçekleri gizleyerek kumpas kurmuştu…
Tenzili rütbe yerine ödüllendirildiler…
Bu ifade Erdoğan’ın, “Darbeyi eniştemden öğrendim.” açıklamasını da net bir şekilde yalanlıyor. Zaten o dönemde de Erdoğan’ı kimse inandırıcı bulmamıştı, zira her seferinde farklı saatler veriyordu… Binali Yıldırım, o gece kendisine bağlı olan Hakan Fidan’a ulaşamadığını anlatıyor mesela… Bir ülkede darbe oluyor ama ülkenin başbakanı, MİT müsteşarına ulaşamıyor; cumhurbaşkanı ise darbeyi eniştesinden öğreniyor!
Kaldı ki, 15 Temmuz’da ‘kalkışma’ yapanlar buna o anda karar vermiş olamazlar, değil mi? Gökhan Sönmezateş, Eylül 2015’te karar aldıklarını, toplantılar yaptıklarını anlatıyor. MİT, 15 Temmuz’a ilişkin hiç istihbarat almadı mı? Almadıysa Hakan Fidan’ın o koltukta oturmaya ‘liyakati’ olduğu söylenebilir mi? O halde darbeden hemen sonra neden görevden alınmadı? İhbarcı Binbaşı H.A, 15 Temmuz günü saat 14.45’te MİT’e gelerek ihbarda bulunmasına rağmen (sözde) darbe neden engellenmedi? İhbarı alan Hakan Fidan neden bağlı bulunduğu dönemin başbakanı Binali Yıldırım ya da Erdoğan’ı aramak yerine koşar adım dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a gitti? İki isim saatlerce ne konuştu?
Gökhan Sönmezateş’in “En kritik konu, planın deşifre olmasıdır. İstihbarat açığı vermişiz. Hem Saray hem MİT aylar öncesinden konudan haberdar. Saray nasıl öğrendi? Bir numaralı şüpheli Hulusi Akar ve yakın ekibi.” ifadelerini okuyunca bu soruların ne kadar anlamsız olduğunu anlıyorsunuz…
Çünkü hepsi bir kumpasın parçasıydı… Erdoğan, ‘tek adam’ rejimini inşaa edebilmek için 15 Temmuz’u kullandı. Rejim, iktidarının devamı için 250’den fazla insanın ölmesine bile isteye sebep oldu. İşin garip olan yanı ise muhalefetin de bu süreçte rejime destek vermesi; onlar da ‘Yeter ki Cemaat’in kökü kazınsın’ diyerek rejime sorgusuz sualsiz omuz verdi…
Gelinen nokta muhalefet açısından ibretlik… Dün Cemaat’i bitirmek için omuz verdikleri rejim, bugün belediyeler üzerinden muhalefetin kökünü kazımaya hazırlanıyor…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

