Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | Enflasyon katılaştı, yıl sonu yüzde 30’a kilitlendi; gözler Merkez Bankası’nda

MB, politika faizini 100 baz puan daha indirerek yüzde 12’ye çekti


TÜİK’in verilerine göre TÜFE nisanda aylık yüzde 4,18, yıllık yüzde 32,37 arttı. Aylık artış hızlanırken çekirdek enflasyon da yüksek kaldı. Konut, ulaştırma ve gıda kalemleri artışı sürükledi. Fiyat artışları kalemlerin büyük bölümüne yayıldı. Nisan verileri, enflasyonda düşüşün sınırlı kaldığını ve fiyat artışlarının geniş bir alana yayıldığını ortaya koyuyor. Özellikle çekirdek enflasyonun yüksek seyretmesi, sorunun geçici değil yapısal olduğunu gösteriyor. Ekonomistler, enflasyonun “katılaştığı” ve hedeflerin gerçekçi olmadığı görüşünde birleşiyor. Ortak çağrı ise Merkez Bankası’na: “Yıl sonu enflasyon tahminini revize edin!”

TÜİK’in Nisan ayı enflasyon verileri enflasyon sorunun kronik hale geldiğini ortaya koyması bakımından önemli. Bir çok ekonomiste göre enflasyon artık ‘katılaştı’ ve bunun ana nedeni yapısal sorunlar… Ekonomist Prof. Dr. Fatih Özatay, nisan enflasyonunun yüksek seyrine dikkat çekti. Manşet enflasyonun yanı sıra temel göstergelerdeki artışın da güçlü kaldığını belirtti. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Nisan enflasyonu: %4,18. Yüksek. Hadi petrol fiyatları falan… Ama temel enflasyon da yüksek: %3,4 ve %3,5. Ağustos 2025’ten bu yana %31-33 aralığında katılaştı enflasyon. Nisan: %32,4. Yıl sonu %30 gibi görünüyor. Oysa enflasyonu düşürmek zor…”

Fatih Özatay’a göre sorun sadece petrol ya da gıda değil; enerji ve gıda gibi oynak kalemler dışarıda bırakıldığında da enflasyon yüksek seyrediyor. Ağustos 2025’ten bu yana yüzde 31-33 bandında sıkışan enflasyonun “katılaştığı” ve kolay düşmediği vurgulanıyor. Özatay’ın yukarıda paylaştığı grafikte bunu doğruluyor… 

Enflasyonun katılaşması, fiyat artışlarının geçici etkilerden koparak ekonominin geneline yayılması ve uzun süre yüksek seviyede kalması anlamına geliyor. Bu durumda enflasyon, tek seferlik şoklardan değil, kalıcı bir fiyatlama davranışından besleniyor. Bugün Türkiye’de yaşanan da bu; şirketler maliyet artışı olmasa bile fiyat artırmaya devam ediyor, çalışanlar ise ücretlerinin hızla eriyeceği beklentisiyle zam istiyor. Bu süreç zamanla bir “kısır döngüye” dönüşüyor.

Katılaşmanın temel nedenleri arasında yüksek enflasyon geçmişi, (Türkiye’de TÜİK’e göre bile enflasyon yüzde 85’leri görmüştü), kur oynaklığı, maliyet baskıları ve en önemlisi beklentilerin bozulması yer alıyor. Herkes fiyatların artmaya devam edeceğine inanıyor. Bu beklenti de enflasyonu besliyor. Ekonomi yönetimine olan güvenin zayıflaması da bu süreci hızlandırıyor.

Bu bir ekonomi için önemli bir sorun çünkü katılaştığı için enflasyon artık kendiliğinden düşmez! Aksine ekonomi büyüse de küçülse de yüksek kalmaya devam eder. Alım gücü kalıcı biçimde aşınır, tasarruf ve yatırım kararları bozulur. Fiyatların öngörülemez hale gelmesi, ekonomik planlama yapmayı zorlaştırır. Tehlikeli bir durum zira kontrol edilmediğinde kronik enflasyona dönüşebilir. Bu ise daha sert faiz artışlarını, daha yavaş büyümeyi ve daha yüksek işsizliği beraberinde getirebilir.

Bu arada, Nisan ayında artışın yeniden ve yüksek oranda hızlanması, enflasyondaki düşüş eğiliminin kırılgan olduğunu ortaya koymuş oldu. 

Hedef acilen revize edilmeli!

Ekonomistlerin ortak kanaatlernden biri de yüzde 16 olan yıl sonu enflasyon hedefinin tutmayacağının artık kesinleşmiş olması. Ekonomistler, gerçekleşen enflasyon verileri ile Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefi arasındaki farkın açıldığına dikkat çekiyor. İlk dört ayda enflasyon yüzde 14,6’ya ulaşırken, mevcut yüzde 16’lık yıl sonu hedefinin gerçekçi olmaktan uzaklaştığı belirtiliyor. Hedefin revize edilmesi, yalnızca teknik bir tahmin güncellemesi değil; para politikasına duyulan güven açısından kritik görülüyor. Konunun uzmanlarına göre gerçekçi bulunmayan hedefler, piyasa beklentilerini bozarak fiyatlama davranışlarını daha da olumsuz etkileyebilir ve enflasyonun katılaşmasını dahası kronik hale gelme ihtimalini güçlendirebilir.

Prof. Dr. Hakan Kara, konuyla ilgli paylaşımında yıl sonu hedefini tutturmanın ‘imkansız’ olduğunu ironik bir şekilde anlatıyor: “İlk dört aylık enflasyon %14,6 oldu. Yıllık hedef %16. Kalan 8 ayda her ay binde 2 enflasyon gelirse hedef tutar.”

İktisatçı Mahfi Eğilmez ise ‘Arjantin’ örneğini hatırlattı: “Enflasyonda sert yükseliş. Nisan ayında % 4,18 artış oldu. 12 aylık enflasyon yüzde 32,37’ye yükseldi. Türkiye de Arjantin gibi % 30’u gördükten sonra yeniden artış yaşıyor.” 

TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, enflasyonun beklentilerin üzerinde geldiğini belirterek şunları yazdı: “Enflasyon, Nisan ayında beklentilerden yüksek aylık %4.2 oldu. Yıllık rakam da yükselerek %32’nin üzerine çıktı. Enflasyonun yıllık bazda önümüzdeki 3 ay da yükselme ihtimali var. Ardından beklentiler bozulmaz ise yılı %30’a yakın kaparız. Beklentilerin bozulması ise görünümü bozacaktır.”

Prof. Dr. Serap Durusoy, “Bu ay ki enflasyon rakami yil sonu beklentilerin daha da yükselmesine neden olacak. Resmi rakamlarda enflasyonun ana eğiliminde yukselis devam ederse sıkılaşma konusunda atılacak adimlar güçlenecek gibi görünüyor. Bu ayki enflasyon rakaminda savasin fiyatlamasinin etkisi olmasi enflasyonun kronik bir ekonomik sorunumuz oldugu gerçekliğini değiştirmiyor.” ifadelerini kullandı.

Finans piyasaları uzmanı İris Cibre ise Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahminini yukarı çekmek zorunda kalabileceğini belirtti. Cibre’ye göre piyasa beklentileri yüzde 30’a yaklaşırken, mevcut yüzde 16-21 aralığındaki tahmin gerçekçi görünmüyor. Kur artışının hızlanmasına izin verilmesine rağmen faizin buna eşlik edecek şekilde artırılmamasını eleştiren Cibre, bu tercihin enflasyonla mücadelede ciddi bir “taktiksel hata” olduğunu vurguladı. Cibre, bir başka paylaşımında ise şunları yazdı: “Bakan Şimşek, enflasyondaki yükselişin geçici olduğunu ve savaş etkisini değerlendiriyor. Savaş etkisi konusunda haklı Ama, Merkez Bankası savaş öncesi patikasına göre, bundan sonraki her ay 1.61% ortalama enflasyon gelse dahi, yıl sonu 30.26%’ya ulaşıyor. Hedef ve tahmin acilen revize edilmeli.”

Ekonomist Uğur Gürses’in paylaşımı ise şöyle: “4 aylık birikimli enflasyon yüzde 14.6. Yılsonu en iyi olasılıkla yüzde 30’larda olacak. Merkez Bankası’nın yılsonu hedefi yüzde 16. Banka hedef revizyonu için zaten geç kaldı. PPK toplantısında da taktik fırsatı (fiili faizi politika faizi ilan etmemekle) kaçırdı. 10 gün Enflasyon Raporu’nu beklememeli. Şimdi hemen “tutmayacak, hedefi yukarı çektim” demeli.”

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version