Site icon Serbest Görüş

AİHM merakla beklenen Şaban Yasak kararını açıkladı; terör yargılamalarının hukuksuz olduğu bir kez daha tescillendi

AİHM: Okullardaki başörtüsü yasağı din özgürlüğü hakkını ihlal etmiyor


ENSAR NUR | TR724 STRAZBURG

Strazburg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), merkala beklenen “Şaban Yasak v. Türkiye” davasına ilişkin kararını açıkladı. Büyük Daire adına kararı açıklayan AİHM Başkanı Mattias Guyomar, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin üçüncü ve yedinci maddelerinden mahkum edildiğini duyurdu.

AİHM, 15 Temmuz 2016 sonrası süreçte Gülen Hareketi’ne yönelik terör örgütü yargılamalarını yakından ilgilendiren “Şaban Yasak” davasındaki kararını bugün açıkladı. 17 hakimli AİHM Büyük Dairesi, 11’e 6 oyla madde 7’de düzenlenen “kanunsuz suç olmaz ilkesinin” ve 9’a 8 oyla madde 3’te düzenlenen “işkence ve kötü muamele yasağının” ihlal edildiğine karar verdi. Büyük Daire kararları kesin olduğu için itiraz yolu bulunmuyor.

Mahkeme, madde 3 ihlali nedeniyle başvurana 2 bin 800 avro manevi tazminat ve ayrıca dava giderleri için 9 bin 50 avro maddi tazminat ödenmesine hükmetti.

AİHM Büyük Dairesi, Yalçınkaya kararının ardından verdiği bu ikinci önemli kararla birlikte, 15 Temmuz 2016’dan sonra Gülen Hareketi gönüllülerine yönelik terör örgütü yargılamalarının suçun maddi ve manevi unsurlarının incelenmeden genel kriterler üzerinden yapıldığını tescillemiş oldu.

Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi hiçbir şekilde askıya alınamaz

Büyük Daire duruşmasının yapıldığı salonda kararı açıklayan Mattias Guyomar, Türk hükümetinin karşılaştığı özel durumun farkında olduğunu ancak “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin en zor şartlarda bile uyulması gereken askıya alınamaz bir hüküm olduğunu vurguladı. AİHM Başkanı, Türkiye mahkemelerinin Şaban Yasak’ın terör örgütü üyesi olduğuna dair kararlarında başvuran ve iddia edilen suç arasında somut bir bağ kurulmadığını ve mahkumiyet için hukuken geçerli bir gerekçe sunulmadığını ifade etti.

Guyomar, madde 7’nin “bireyin kişisel sorumluluğu usulüne uygun şekilde tespit edilmeden cezalandırılmama hakkını koruduğunu” belirterek toplu suçluluk veya sadece dernek/yapı ilişkisi nedeniyle suçluluk olamayacağını, suçu oluşturan maddi fiillerin ve suçun manevi unsurunun ispatının şart olduğunu ve bir suçun öngörülebilirliği ile failin kişisel sorumluluğu arasında açık bir bağ kurulması gerektiğini vurguladı.

Cezaevi koşulları, işkence yasağını ihlal etti

Kararda, işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında da ihlal kararı verildi. Şaban Yasak’ın cezaevi koşullarına ilişkin şikayetlerini değerlendiren Mahkeme, mahremiyet eksikliğinin, sürekli yapay ışığa maruz kalmanın ve gürültülü ortam nedeniyle uykunun sürekli olarak bölünmesinin uyku kalitesini etkileyerek fiziksel ve zihinsel yorgunluğa yol açtığını belirtti. Ayrıca, Yasak’ın 14 ay yerde şilte üzerinde yattığına dikkat çekilen kararda, bunun Mahkeme içtihatlarında daha önce belirtilen “her mahkuma bir yatak” ilkesine aykırı olduğu ifade edildi.

Büyük Daire, tüm bu unsurların cezaevinde uzun süre aşırı kalabalık; yetersiz sağlık tesisleri ve açık havada egzersiz yapma imkanının çok kısıtlı olması gibi faktörlerle birlikte değerlendirildiğinde ihlal oluşturduğuna kanaat getirdi.

İkinci Daire’nin kararı tepki çekmişti

AİHM İkinci Dairesi, 27 Ağustos 2024’te oybirliğiyle verdiği kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin üçüncü maddesinin (işkence ve kötü muamele yasağı) ve yedinci maddesinin (kanunsuz ceza olmaz ilkesi) ihlal edilmediğine hükmetmişti.

Ancak karar metninde yer alan ifadeler kısa sürede büyük tartışma oluşturmuştu. Daire, başvurunun kapsamında adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin bir şikayet olmadığı halde kararda “adil yargılanma hakkına saygı gösteren yargılamalar sonucunda…” ifadesini kullanmıştı.

Dahası, kararda başvuranın iddianamesinde ve mahkumiyet gerekçesinde yer almayan bazı suçlamalara atıf yapıldığı da ortaya çıkmıştı. Çorum Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında yalnızca “genel bilgiler” kısmında geçen “sınav sorusu çalma” ve “kamu kurumlarına sızma” gibi iddialar, Şaban Yasak tarafından bizzat gerçekleştirilmiş gibi AİHM kararına yazılmıştı.

Bu durum, kararı kaleme alan Türk hukukçuların geniş bir “inisiyatif” kullanarak başvuran aleyhine bir metin oluşturduğu eleştirilerini beraberinde getirmişti. İnsan hakları hukukçusu Dr. Gökhan Güneş, kararın “iyi niyetle kaleme alınmadığını” belirterek, kararı yazan hukukçunun “ideolojik saplantıları doğrultusunda kararı şekillendirmeye çalıştığını” ifade etmişti.

Hukukçular Kerem Altıparmak ve Rumeysa Budak ise Strasbourg Observers’ta yayımladıkları kapsamlı değerlendirmede, kararın “ceza hukukunun geriye yürümezliği ilkesini göz ardı ettiğini” vurgulamıştı.

Başvuran, İkinci Daire’nin kararına itiraz etmiş, 16 Aralık 2024’te 5 hakimli AİHM paneli başvurunun taşıdığı hukuki önem ve 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yapılan yargılamalara ilişkin içtihatlar bakımından kritik niteliği nedeniyle Büyük Daire’ye taşınmasına karar vermişti.

Büyük Daire duruşmasında neler yaşanmıştı?

Davanın Büyük Daire önündeki duruşması 7 Mayıs 2025’te Strazburg’da yapıldı. Türk hükümeti, İkinci Daire’nin tespit ve gerekçelerine tamamen katıldığını belirtti. Hükümet, başvurucunun sekiz farklı eyleminin bir bütün olarak değerlendirildiğinde silahlı terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarını oluşturduğunu savundu. Hükümet tarafı, Yasak’ın örgüt hiyerarşisinde düzenli olarak terfi ettiğini, 2013-2014 döneminde “il sorumlusu” konumuna yükseldiğini, kod adı kullandığını ve Bank Asya’ya para yatırdığını ileri sürdü.

Şaban Yasak’ın avukatları Johan Heymans ve Johan Vande Lanotte ise bu fiillerin yasalara uygun olduğunu ve Hizmet Hareketi mensuplarının gerekli hukuki incelemeler yapılmadan otomatik bir şekilde terör örgütü üyesi ilan edildiklerini söylemişti. Avukatlar, Türkiye’deki mahkemelerin suçun maddi ve manevi unsurlarını incelemeden insanların mahkum edildiğini vurgulamıştı. Ayrıca, Şaban Yasak’ın eğitim faaliyetleri yürüten birisi olarak Hizmet Hareketi’nin terör örgütü ilan edileceğini önceden öngörmesinin imkansız olduğuna dikkat çekmişti.

Büyük Daire önündeki davaya BM Terörle Mücadele ve İnsan Hakları Özel Raportörü, Avrupa Ceza Barosu Birliği ve İtalyan İnsan Hakları Federasyonu müdahil olarak uzman görüşü sunmuştu.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version