Site icon Serbest Görüş

79. Cannes Film Festivali: Altın Palmiye ikinci kez Cristian Mungiu’nun

Tr724 Haber Merkezi


Her yıl Fransa’nın güneyindeki Cannes şehrinde düzenlenen prestijli film festivali dün akşam yapılan kapanış töreni ile sona erdi. Festivalin en prestijli ödülü olan Altın Palmiye’nin sahibi FJORD adlı filmi ile Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu oldu. 2007 yılında da ödüle layık görülen Mingiu, böylece Altın Palmiye ödülünü birden fazla kez kazanabilen az sayıdaki yönetmen arasına adını yazdırdı.

Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook’un jüri başkanlığı yaptığı 79. Cannes Film Festivali dün akşam düzenlenen törenle sona erdi. 11 gün devam eden gösterimler sonunda sinema dünyasının en prestijli ödülleri sahiplerini bulurken, festival her zaman olduğu gibi dünyada yaşanan krizler hakkında önemli çıkışlara sahne oldu.

79. Cannes Film Festivali’nde ödül kazananlar

Altın Palmiye (Palme d’Or): FJORD ile Cristian MUNGIU
Büyük Ödül (Grand Prix): MINOTAURE ile Andreï ZVIAGUINTSEV
En İyi Yönetmen (Paylaşıldı): LA BOLA NEGRA ile Javier CALVO & Javier AMBROSSI ve FATHERLAND ile Pawel PAWLIKOWSKI
En İyi Senaryo: NOTRE SALUT ile Emmanuel MARRE
Jüri Özel: DAS GETRÄUMTE ABENTEUER ile Valeska GRISEBACH
En İyi Kadın Oyuncu (Paylaşıldı): SOUDAIN filmindeki rolleri ile Virginie EFIRA ve Tao OKAMOTO
En İyi Erkek Oyuncu (Paylaşıldı): COWARD filmindeki rolleri ile Emmanuel MACCHIA ve Valentin CAMPAGNE
Kısa Metraj için Altın Palmiye: PARA LOS CONTRINCANTES ile Federico LUIS
En İyi İlk Film: BEN’IMANA ile Marie-Clémentine DUSABEJAMBO

Kapanış töreninde güçlü mesajlar

Ödüllerin sahiplerini bulduğu kapanış töreninde sanatçılar, dünyanın içerisinde bulunduğu krizler hakkında güçlü mesajlar verdi. Lübnan, Gazze ve Ukrayna’daki savaşlar ile artan otoriterleşmeye dikkat çekildi.

Altın Palmiye’yi alan Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu, dünyanın durumunun pek iyi olmadığını belirterek daha fazla tolerans, kapsayıcılık ve empati çağrısı yaptı. Ödülü Mungui’ye takdim eden İngiliz aktris Tilda Swinton, festivalin daha şiddetli ve otoriter bir dünyada bir forum, ilham ve birleşik direniş yeri haline geldiğini vurguladı. Konuşmasını “Yaşasın farklılık, yaşasın sinema, yaşasın insanlık” sözleriyle tamamladı.

Amerikalı aktris Zoe Saldaña ise sanatın bir sığınak ve direniş yeri olması gerektiğini belirterek, sanatçıların buna sahip çıkması gerektiğini söyledi. En İyi Yönetmen Ödülü’ne layık görülen isimlerden Paweł Pawlikowski de insanların kendilerini mutlak doğru tarafta gördüğü korkutucu eğilime karşı sinemanın direnmesi gerektiğini belirtti.

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki, kötü senaryolar yaşayan ülkesinde sanatın Lübnan için son direniş aracı haline geldiğini söyledi. Xavier Dolan ise Filistinli şair Mahmud Derviş’ten bir şiir okuyarak Filistin’e dikkat çekti. Büyük Ödülü kazanan Rus yönetmen Andreï Zvyaguintsev ise Vladimir Putin’e seslenerek, iki taraftaki milyonlarca insanın katliamların durmasını beklediğini ve bu katliama son verebilecek tek kişinin Rusya Devlet Başkanı olduğunu söyledi.

Almodovar’dan Netanyahu, Trump ve Putin’e: “Canavarlar”

Pedro Almodovar, 79. Cannes Film Festivali’ne yakasında “Özgür Filistin” rozetiyle katıldı.

Bu yılki Cannes’ın en çok konuşulan anlarından biri, AUTOFICTION filmi ile festivalde bulunan dünyaca ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın sözleri oldu. Almodovar, film gösterimi sonrasında düzenlenen basın toplantısında Vladimir Putin, Donald Trump ve Benjamin Netanyahu’yu “canavarlar” olarak nitelendirdi.

Avrupalıları bu üç lidere karşı birleşmeye çağıran ünlü yönetmen, sanatçıların politika hakkında konuşma konusunda “ahlaki bir görevi” olduğunu söyledi. Almodovar, “Yapmayanları yargılamıyorum ama; sessiz kalmak ve korku, demokrasinin değersizleşmesinin çok kötü bir belirtisidir” ifadeleriyle sanatçıların susmaması gerektiğini vurguladı. Konuşmasında özellikle İran savaşı ve Gazze’deki insani krize dikkat çeken Almodovar, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.

Javier Bardem: “Gazze’de işlenen soykırım bir gerçektir”

Gazze’de yaşanan soykırıma karşı uzun zamandır güçlü bir şekilde sesini yükselten aktör Javier Bardem, Cannes’daki basın toplantısında da soykırıma dikkat çekti. Bardem, “Gazze’de işlenen soykırım bir gerçektir. Buna karşı çıkılabilirsiniz, bunu haklı göstermeye çalışılabilirsiniz ama bu bir gerçektir. Eğer sessizliğinizle ya da desteğinizle bunu haklı gösterirseniz, soykırıma suç ortağı olursunuz. Benim için bunlar gerçektir” dedi.

İranlı yönetmen Farhadi: Her cinayet bir suçtur

Festivalin bir diğer önemli siyasi çıkışı ise İranlı yönetmen Asgar Farhadi’den geldi. Fransızca çektiği filmi HISTOIRES PARALLELES gösterimi sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Farhadi, hem İran’daki protestoculara yönelik baskıyı hem de ülkesine yönelik ABD-İsrail bombardımanlarını aynı sertlikle kınayarak iki ateş arasında kalan İran halkına dikkat çekti.

Farhadi, ülkesinde yaşanan son gelişmeleri “son derece acı verici ve asla unutulmayacak iki trajik olay” olarak nitelendirerek, “Hiçbir bakış açısından, hiçbir gerekçeyle bir insanın hayatının elinden alınmasını kabul edemiyorum. Bu bir savaş olsun, idamlar olsun ya da göstericilerin katledilmesi olsun… Her cinayet bir suçtur” dedi.

Fransız sinemasında Canal+ krizi: Aşırı sağcı milyarder Bolloré’ye tepki

Festivalin en büyük skandalı ise siyasetten ziyade sektörün kendi içinde patlak verdi. Fransız medya patronu Vincent Bolloré’nin Canal+ aracılığıyla sinema sektörü üzerindeki etkisini artırmasına karşı başlatılan imza kampanyası festival boyunca büyüdü. Kampanya kapsamında kısa sürede 3 bin 500’ü aşkın imza toplandı. Juliette Binoche, Javier Bardem, Mark Ruffalo ve Ken Loach gibi dünyaca ünlü isimler de kampanyaya destek verdi.

Sinemaseverler de festival boyunca Canal+’e tepki gösterdi. Film gösterimleri esnasında Canal+ logosu ekrana her yansıdığında izleyiciler tarafından yuhalandı. Aşırı sağcı milyarder Bolloré’nin tartışmalı medya imparatorluğu ve sansür eğilimleri, festival boyunca birçok panelde sert bir şekilde eleştirildi. Fransız sinemasının en büyük özel yatırımcısı olan Bolloré, ülkedeki sinema sektörü üzerindeki kontrolünü artırmak istiyor. Ancak sinema dünyası bunun sektörde çeşitliliği ve özgürlüğü bitireceğini düşünüyor. Tartışma, Canal+ CEO’su Maxime Saada’nın, kampanyaya imza atanlarla “çalışmak istemediğini” söylemesiyle daha da alevlendi. 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version