YÜKSEL DURGUT | YORUM
Nixon’un danışmanları mı palyaçoydu, yoksa palyaçonun danışmanları mı suçluydu?
Amerikalı şarkıcı ve söz yazarı Phil Ochs, 50 yıl önce, 9 Nisan’da hayatına son verdiğinde geride sadece “Love me, I’m a Liberal” şarkısını bırakmadı; bir teşhis bıraktı: “Ve başkanın konuşmaları / Bir palyaçonun hezeyanlarıdır.”
Ochs bu sözleri Richard Nixon için yazmıştı. 1960’ların sonu ve 70’lerin başında Bob Dylan’ın gölgesinde kalmış ama keskin politik hicivleriyle bir kült figür haline gelmişti. Depresyon ve alkolle mücadelesi, onu 35 yaşında intihara sürükledi.
Bugün bu sözleri okuduğunuzda, isimler değişiyor; cümle aynı kalıyor.
İKİ HAYALET, BİR BAŞARISIZLIK
Phil Ochs’un politik hicvi 60’ların sonunda çok daha keskin, çok daha çıplaktı. Depresyon ve alkolle mücadelesi onu 35 yaşında ölüme götürdü.
Aynı dönemde başka bir isim daha sessizce tarihe karıştı: Paul Robeson.
Bir bas sesi, bir aktör, bir atlet. McCarthy döneminde “Amerikan düşmanı” ilan edildi, susturuldu, sürgüne zorlandı.
İkisi de aynı hayali kurdu: Emperyalizmden uzak, yolsuzluğa bulaşmamış, palyaçolar tarafından yönetilmeyen bir Amerika.
Başaramadılar. Bugün o hayalin yerinde, Hürmüz Körfezi’nde kanla yazılan bir ateşkes duruyor.
ATEŞKES: KAZANAN KİM?
8 Nisan sabahı dünya “iyi haberle” uyandı: ABD ile İran iki haftalık ateşkeste anlaştı. Ama bu bir barış anlamına gelmiyor. Bu, kanın akmaya ara verdiği bir boşluk.
28 Şubat’tan bu yana geçen sürede resmi olmayan rakamlara göre en az 2 bin 76 kişi hayatını kaybetti. 26 bin 500 kişi yaralandı; geride bombalanmış okullar ve sönmüş Nevruz ateşleri kaldı.
Bir Paskalya sabahı Donald Trump, Hristiyanların en kutsal gününde, Hürmüz açılmazsa “Her şeyi yerle bir ederiz!” dedi. Aynı gün barıştan da söz etti. ABD’li politikacı Bernie Sanders bu açıklamaları, “dengesiz bir bireyin hezeyanları” niteledi.
Bu dil yeni değil. Roy Cohn, McCarthy döneminin cadı avcısıydı. Sonra Nixon’un çevresinde dolaştı. En sonunda Trump’ın akıl hocası oldu. Yöntem basitti: Önce düşmanı şeytanlaştır, sonra vur.
HÜRMÜZ: BİR BOĞAZDAN FAZLASI
Savaşın en kritik dönüm noktası, 11 Mart’ta Hürmüz Boğazı oldu. İran, üç ticari gemiye saldırdı. Petrol akışı kesildi. Dünya nefesini tuttu. Çünkü Hürmüz’ü kapatma tehdidi, aslında yıllardır ABD’nin İran’a karşı kullandığı bir kozdu. Bu kez koz ters tepti.
13 Mart’ta bir ABD yakıt ikmal uçağı Irak semalarında vuruldu. Dört mürettebat öldü. Tarihte bir ilk: Havada yakıt ikmali yapan bir uçak düşürüldü. Ertesi gün ABD, İran’ın ana petrol ihraç limanı Harg Adası’nı vurdu. İran, Hayfa’ya füze attı.
17 Mart’ta İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, bir İsrail hava saldırısında öldürüldü. Netanyahu televizyona çıkıp yeni dini lider Mücteba Hamaney’i de etkisiz hale getireceğine yemin etti.
DİPLOMASİ Mİ, YORGUNLUK MU?
Türkiye, Pakistan ve Mısır koordineli bir şekilde diplomatik atağa geçti. Trump’ın 5 Nisan’daki tehdidinden hemen sonra, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Orgeneral Asım Munir, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile görüşerek bir çıkış yolu aradı.
Ve 8 Nisan’da, Trump’ın verdiği sürenin dolmasına sadece iki saat kala ateşkes ilan edildi.
Ama bu ateşkes, Ochs’un şarkılarındaki sahte liberallerin zaferi gibi: Biraz savaş, biraz barış, bolca ikiyüzlülük. Ve en önemlisi, sadece iki haftalık bir nefes.
İKİ HAFTALIK BİR DÜNYA
Ochs, 50 yıl önce bugün, 35 yaşında hayatına son verdi. Arkasında onlarca şarkı bıraktı. Cops of the World şarkısında şu soruyu soruyordu: “Siz dünyanın polisleri / Ne zaman durup düşüneceksiniz / Belki de yaptığınız şeyin ‘Adalet’ olmadığını?”
İki haftalık ateşkes iyi haber.
Ama unutmayın: Bu hikâyeyi farklı zamanlarda, farklı isimlerle defalarca izledik. Değişen sadece aktörler. Ve belki de en rahatsız edici gerçek şu: Dün bir şarkıydı bu. Bugün bir haber bülteni.
Yarın ne olacak, kimse bilmiyor. Ama şunu biliyoruz: Savaşlar bitmiyor. Sadece şekil değiştiriyor.
Ateşkes iyi haber.
Ama ne yazık ki, sadece iki haftalık…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

