Site icon Serbest Görüş

Trump’ın İran çıkmazı: Savaş riskli, geri adım imkansız

Trump’ın İran çıkmazı: Savaş riskli, geri adım imkansız


ADEM YAVUZ ARSLAN | ANALİZ

Dünyanın gözü her anlamda Washington DC’de; suikast girişiminin stresini henüz üzerinden atamayan Başkan Trump, bir yandan İngiliz kral ve kraliçesini ağırlarken öbür taraftan da güvenlik ekibiyle birlikte, “İran kördüğümünden nasıl çıkacağız?” değerlendirmeleri yapıyor. Doğal olarak başkanın alacağı karar sadece ABD’yi değil tüm dünyayı doğrudan etkileyecek. Fakat gelinen noktada tablo pek parlak değil; ABD yönetiminin -şimdilik- bulabildiği formül ‘uzun soluklu bir abluka’ olarak tanımlanabilir.

Bu tercih, Beyaz Saray’ın içinde bulunduğu stratejik sıkışmayı açık biçimde yansıtıyor. Washington’daki kaynaklara göre tablo net: Masada üç seçenek vardı. Yeniden askeri operasyonlara dönmek, tamamen geri çekilmek ya da ekonomik baskıyı derinleştirmek. Trump üçüncü yolu seçti. Çünkü ilk seçenek bölgesel savaşı büyütme riskini taşıyor. İkinci seçenek ise iç politikada “geri adım” olarak okunacaktı.

Benzin fiyatları Trump’ı vuruyor

Abluka, ilk bakışta düşük maliyetli bir baskı aracı gibi görünüyor. Ancak sahadaki gerçekler daha karmaşık. Hürmüz Boğazı üzerinden geçen tanker trafiği savaşın başından bu yana en düşük seviyede. Bu durum yalnızca İran’ı değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor.

Washington’daki ekonomi çevreleri, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın seçim atmosferine giden ABD’de ciddi siyasi sonuçlar doğurabileceği görüşünde. Nitekim dün yayınlanan Reuters/Ipsos anketi, Trump’ın Beyaz Saray’a döndüğü günden bu yana en düşük noktasına indiğini gösteriyor; Yüzde 34. Anketin ayrıntılarına göre en belirgin neden yaşam maliyetindeki artış olmuş.

Trump’ın hesabı basit: İran ekonomisini boğarak masaya daha zayıf oturtmak. Nitekim Amerikan tarafı, İran’ın satamadığı petrolü depolamakta zorlandığını ve rejimin yeniden temas arayışına girdiğini düşünüyor. Beyaz Saray bunu “maksimum kaldıraç” olarak tanımlıyor. Ancak burada kritik bir soru var: Bu baskı gerçekten sonuç üretir mi?

‘Stratejik sabrı’ küçüksemek!

Washington’daki uzmanların önemli bir bölümü bu noktada temkinli. Çünkü İran’ın stratejik sabır kapasitesi küçümsenmiyor. Başka bir deyişle; İranlılar ambargo konusunda tecrübeli. Rejim, geçmişte iç protestoları sert biçimde bastırmış bir yapı. Ekonomik zorlukların toplumsal baskı yaratacağı varsayımı her zaman işlemiyor. Brookings Institution çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, Tahran’ın “Zaman benim lehime işliyor.” yaklaşımını benimsediği sıkça dile getiriliyor.

Beyaz Saray içindeki görüş ayrılıkları da dikkat çekici. Cumhuriyetçi kanadın şahin isimlerinden Lindsey Graham, baskının artırılması gerektiğini savunuyor. Buna karşılık iş dünyasına yakın çevreler farklı düşünüyor.

Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması ya da savaşın genişlemesi ihtimali, küresel ekonomide zincirleme bir etki yaratabilir. Bu da seçimlere giden süreçte Trump için ciddi bir risk anlamına geliyor.

Trump nükleerde ısrarlı

İran’ın sunduğu üç aşamalı son teklif, Washington’da kısa süreli bir tartışma yarattı. Teklif, gerilimi düşürme potansiyeli taşıyordu. Ancak nükleer programı doğrudan sınırlamaması nedeniyle reddedildi. Trump yönetimi bu konuda geri adım atmıyor. En az 20 yıllık zenginleştirme kısıtlaması talebi hâlâ masada.

Diplomatik cephede ise işler donmuş durumda. Görüşmelerin yeniden başlaması bekleniyordu. Ancak Tahran, iç istişare sürecini gerekçe göstererek zaman kazanıyor. Marco Rubio’nun dikkat çektiği bir başka gerçeklik var: Washington aslında tek bir İran’la müzakere etmiyor. Tahran’daki güç dengeleri, alınan kararları sürekli yeniden şekillendiriyor.

Sahadaki riskler de küçümsenmemeli. İran, doğrudan çatışmaya girmeden de oyunu bozabilecek araçlara sahip. Bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırılar ya da ABD deniz unsurlarına yönelik hamleler, Washington’u zor bir tercihle karşı karşıya bırakabilir.

Bugün gelinen noktada ortaya çıkan tablo şu: Ne savaş bitmiş durumda ne de diplomasi ilerliyor. Washington kulislerinde bu durum “kontrollü belirsizlik” olarak tanımlanıyor. Trump hızlı ve net bir zafer arıyordu. Ancak İran dosyası, klasik güç projeksiyonunun ötesine geçen bir direnç gösteriyor.

Abluka, zaman kazandıran bir ara formül. Kalıcı çözüm üretip üretmeyeceği ise hâlâ belirsiz. Washington’da konuşulan asıl soru şu: Bu strateji İran’ı mı çökertecek, yoksa ABD’yi uzun ve maliyetli bir oyuna mı hapsedecek?

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version