Modern tıp, sadece yaşamı uzatmakla değil, aynı zamanda yaşamın son anlarını en insani şekilde yönetmekle de ilgileniyor. BMJ Supportive and Palliative Care dergisinde yayımlanan güncel bir araştırma, terminal dönemdeki hastaların son 24 saatine dair tıp dünyasına çarpıcı bir veri sundu. Gyeongsang Ulusal Üniversitesi Hastanesi bünyesinde yürütülen çalışma, basit bir fiziksel tepkinin kaybının, hayatın sona ermek üzere olduğuna dair en güçlü işaretlerden biri olduğunu kanıtladı.
KORNEA REFLEKSİ VE BEYİN SAPININ SON MESAJI
Güney Koreli bilim insanı Dr. Jung Hun Kang liderliğinde yürütülen çalışma, ileri evre kanser hastası 112 kişi üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın merkezinde, tıp literatüründe “kornea refleksi” olarak bilinen istemsiz göz kırpma tepkisi yer aldı. Uzmanlar, steril bir pamuk ucuyla hastaların korneasına nazikçe dokunarak bu refleksin mevcudiyetini ölçtüler.
Elde edilen sonuçlar, tıbbi öngörü açısından sarsıcı nitelikte. Kornea refleksi tamamen kaybolan hastaların, önümüzdeki 24 saat içinde hayatını kaybetme riskinin, refleksi devam edenlere oranla beş kat daha fazla olduğu tespit edildi. Dr. Kang, bu refleks kaybının, vücudun yaşamı sürdüren merkezi olan beyin sapı fonksiyonlarının doğal ölüm sürecinde aşamalı olarak durmasının bir yansıması olduğunu vurguluyor.
YÜZDE 95 DOĞRULUK ORANIYLA ONURLU VEDA
Araştırma verilerine göre, kornea refleksinin ölçümü, yaklaşan ölümü öngörmede yüzde 95 oranında bir doğruluk payına sahip. Bilim insanları, bu testin amacının sadece tıbbi bir veri elde etmek olmadığını; aksine hasta yakınlarının ve sağlık personeline vedalaşma, dini vecibeler veya son isteklerin yerine getirilmesi gibi konularda zaman kazandırmak olduğunu belirtiyor.
Dr. Kang, “Yaklaşan ölümü ne kadar erken ve doğru tanırsak, hastalar ve aileleri için o kadar huzurlu ve onurlu bir süreci destekleyebiliriz” diyerek, palyatif bakımın etik önemine dikkat çekiyor. Çalışmada, refleksi olmayan hastaların yüzde 70,7’sinin 24 saat içinde yaşamını yitirdiği saptandı.
YAPAY ZEKA VE GELECEKTEKİ ÇALIŞMALAR
Bilim dünyasında “tuhaf ama umut verici” olarak nitelendirilen bu buluşun ardından, araştırmanın kapsamının genişletilmesi planlanıyor. Dr. Kang ve ekibi, daha geniş ve çeşitli hasta grupları üzerinde yapılacak çok merkezli çalışmalar için hazırlıklara başladı.
Gelecekte bu sürecin bir parçası olarak yapay zekanın da devreye girmesi hedefleniyor. Gözle görülmesi zor olan ince refleks değişimlerini veya biyolojik kalıpları tespit edebilecek bir yapay zeka modelinin, yatak başındaki hekimlere çok daha kesin veriler sunabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğu dünyada, bu tür bilimsel verilerin insan onuruna yaraşır bir son hazırlamak için hayati olduğunu hatırlatıyor.
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

