Gülistan Doku dosyasına bu kez hastane kayıtlarıyla ilgili çok kritik bir şüphe girdi. Gizli tanığın, Gülistan Doku’nun istismar sonrası hastaneye götürüldüğü yönündeki iddiasını güçlendirebilecek belgelerde, 31 Aralık 2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesi’ne ait bir başvuru izinin POLNET ekranında görüldüğü, ancak aynı tarihe ait hastane loglarının sistemde bulunamadığı anlaşılıyor. Dosyadaki teknik değerlendirmede, “31.12.2019 tarihine ait herhangi bir log kaydının bulunmaması hayatın olağan akışına aykırı” denilerek kayıtların “kasıtlı bir biçimde silinmiş” olabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Başsavcılık da bu durumu sıradan bir teknik boşluk olarak kabul etmiyor ve ilgili tarihte sisteme erişim yetkisi olan kişilerin kimliklerinin bulunup gönderilmesini istiyor. Belgeler, soruşturmada ilk kez hastane kayıtları üzerinden yeni bir delil karartma şüphesini büyüttü.
Gülistan Doku soruşturmasında bu kez dosyanın seyrini etkileyebilecek yeni bir başlık açıldı. Gizli tanığın, Gülistan Doku’nun uyuşturucu etkisi altındayken istismar edildiği ve ardından hastaneye götürüldüğü yönündeki iddiasının ardından, başsavcılığın incelediği belgelerde 31 Aralık 2019 tarihli hastane başvuru izine ilişkin dikkat çekici bir çelişki ortaya çıktı. Belgelerde, Gülistan Doku adına o gün Tunceli Devlet Hastanesi’nde bir kayıt izi bulunduğu, ancak aynı tarihe ait log ve işlem zincirinin sistemde görünmediği anlaşılıyor. Dosyaya giren yazışmalara göre sorun, yalnızca “kayıt bulunamadı” düzeyinde değil. Teknik inceleme yapan şirket, 31 Aralık 2019 tarihine ait logların yokluğunu olağan bir eksiklik olarak değerlendirmedi. Raporda açık biçimde, “31.12.2019 tarihine ait herhangi bir log kaydının bulunmaması hayatın olağan akışına aykırı olup profesyonel ve detaylı bir çalışma ile özellikle bu tarih aralığındaki log kayıtlarının kasıtlı bir biçimde silindiği tarafımızca değerlendirilmektedir.” denildi.
Sadece o güne ait veriler silinmiş!
Aynı teknik değerlendirmede, sistemin tamamen boş olmadığı özellikle vurgulandı. Gülistan Doku’ya ait geçmiş dönem hastane kayıtlarının, epikriz raporlarının ve başka tıbbi verilerin sistemde bulunduğu, ancak tam da tartışmalı gün olan 31 Aralık 2019’a ait kullanıcı ve hasta loglarının görünmediği belirtildi. Raporda bu durum, “31.12.2019 tarihinden öncesi ve sonrasında sistemde log kayıtlarının mevcut olduğu, ancak yalnızca 31.12.2019 tarihinde hiçbir kullanıcıya ve hastaya ait log bilgisinin yer almadığı tespit edilmiştir.” cümlesiyle kayda geçirildi.
Teknik rapor, yalnızca log eksikliğini değil, bunun nasıl olmuş olabileceğine dair değerlendirmeyi de içeriyor. Belgede, ilgili logların sıradan bir kullanıcı müdahalesiyle değil, yazılımın ana kodlarına hâkim, profesyonel düzeyde teknik bilgiye sahip kişiler tarafından silinmiş olabileceği belirtiliyor. Şirket, “İlgili log kayıtları ancak bu yazılımın ana kodlarına sahip ve bu yazılımı kullanmayı bilen profesyonel düzeyde yazılım bilgisi içeren şahıslar tarafından çeşitli doğrulamalar yapılarak kasıtlı ve yoğun bir şekilde emek harcayarak silinebilmektedir.” değerlendirmesini yaptı.
Başsavcılık: “Bu cevap kabul edilebilir değil”
Dosyadaki en kritik nokta ise POLNET iziyle hastane sistemi arasındaki çelişki oldu. Başsavcılık yazısında, Gülistan Doku’nun “31/12/2019 tarihinde saat 09:09’da Tunceli Devlet Hastanesi’nde hasta kaydının olmadığına dair cevabın POLNET’ten alınan resmi kayıtlar karşısında Cumhuriyet Başsavcılığımızca kabul edilebilir bir cevap olmadığı” vurgulandı. Yazının devamında, ilgili tarihteki giriş kaydının “kesinlikle silinmiş olduğu” yönündeki teknik değerlendirmeye dikkat çekildi.
Başsavcılık, bu nedenle yalnızca kayıtların neden görünmediğini sormakla kalmadı; o gün ve o dönemde sisteme erişim yetkisi bulunan kişilerin açık kimlik bilgilerinin de gönderilmesini istedi. Belgede özellikle, 7 Ocak 2020 ile 9 Ocak 2020 arasında uzaktan erişim yetkisi olan kişilerin ayrıntılı biçimde araştırılması, kimlik bilgilerinin fiziki evrakla ivedi şekilde savcılığa ulaştırılması talep edildi. Bu talep, soruşturmanın artık yalnızca kaydın varlığına değil, kaydı kimlerin silmiş olabileceğine de odaklandığını gösteriyor.
Ekte yer alan epikriz belgesi de soruşturma açısından dikkat çekici başka bir ayrıntı sunuyor. Bu belge, Gülistan Doku’ya ait başka tarihli sağlık kayıtlarının sistemde bulunabildiğini gösteriyor. Başka bir deyişle, sistemde Gülistan Doku’ya ait hiçbir veri yok değil; tartışmalı olan, özellikle 31 Aralık 2019 tarihli başvuru ve o başvuruya ilişkin log zincirinin ortada olmaması. Bu da “teknik arıza” ihtimalinden çok, seçici bir silme işlemi şüphesini büyütüyor.
Bu aşamada belgeler tek başına, gizli tanığın bütün anlatımını kesin olarak ispatlamıyor. Ancak şu tabloyu güçlendiriyor: Savcılığın elinde, POLNET’te görülen bir hastane başvuru izi var; hastane bilgi sisteminde ise tam o güne ait log ve kullanıcı hareketleri yok. Teknik rapor da bu boşluğu sıradan değil, “kasıtlı silme” ihtimaliyle açıklıyor.
Log kaydı neden kritik?
Log kaydı, bir hastane bilgi sisteminin dijital iz defteridir; hangi kullanıcının ne zaman sisteme girdiğini, hangi hasta kaydını açtığını, neyi görüntülediğini, değiştirdiğini ya da sildiğini teknik olarak gösterir. Bu yüzden bir hasta kaydının varlığı kadar, o kayda kimlerin dokunduğunu ortaya çıkaran zincir de loglar üzerinden kurulabilir. Eğer ortada POLNET’te görülen bir başvuru izi varsa ama hastane sisteminde o güne ait log bulunmuyorsa, olayın en kritik teknik halkası kopmuş olur; kaydı kimin açtığı, kimlerin eriştiği ve sonradan bir müdahale yapılıp yapılmadığı net biçimde anlaşılamaz. Böyle bir durumda logun silinmesindeki muhtemel amaç, sadece bir başvuruyu görünmez kılmak değil; o kaydı gören, işleyen, değiştiren ya da sonradan yok eden kişilerin izini de ortadan kaldırmaktır. Başka bir ifadeyle hasta kaydının silinmesi olayın kendisini, log kaydının silinmesi ise olaya müdahale eden kişileri karartır. Log eksikliği teorik olarak teknik arıza, sistem geçişi ya da arşivleme sorunu ile de açıklanabilir; ancak önceki ve sonraki tarihlere ait loglar dururken yalnızca tartışmalı güne ait izlerin yok olması, sıradan bir hatadan çok seçici bir müdahale şüphesini güçlendirir.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

