DEVA Partisi Ankara Milletvekili, eski adalet bakanı Sadullah Ergin, KHK’lılar sorununa ilişkin önemli tespit ve değerlendirmelerde bulundu. İlke TV’de katıldığı ‘Ankara Zamanı’ programında konuşan Ergin, insanların peşinen ve haklarında hiçbir somut delil olmaksızın ‘suçlu’ ilan edildiğini hatırlattı. Hukukun evrensel normlarının en temel taşlarından biri olan ‘Masumiyet karinesi’ni ve ispat yükü ilkelerini hatırlatan Ergin, “Dünyanın hiçbir hukuk sisteminde ‘Git suçsuz olduğunu ispat et’ diye bir kavram, uygulama olamaz. (Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir) Bu, dünyanın bütün ülkelerinde böyledir ama maalsef Türkiye’de altüst oluşlar var.” dedi.
15 Temmuz sonrası çıkarılan hukuksuz KHK’larla 170 binden fazla insan haklarında hiçbir somut delil gösterilmeksizin ihraç edildi. İnsanlardan ‘suçsuz olduklarını ispat etmeleri’ istendi. Bunu yapanlar da oldu; suçsu olduklarını ispat ettiler. Rejimin mahkemelerinde yapılan yargılamalarda bile masumiyetleri tescillendi ancak buna rağmen görevlerine iade edilmediler. KHK’ların neden olduğu mağduriyetler, bugün Türkiye’nin en can yakıcı sorunlarından biri olmaya devam ediyor.
Sadullah Ergin, konuyla ilgili İlke TV’de önemli değerlendirmelerde bulundu. Yargıda reform çalışmaları kapsamında neler yapılması gerektiğine dair bir soru üzerine Sadullah Ergin şunları söyledi:
- “O kadar çok çeşitli mağduriyetler var ki bunları sayarak bitiremeyiz. Bunların en genişi KHK’lılar. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, evet burada fiilen bu işin içerisinde olanlara dönük kanun ne emrediyorsa onlar yapılmalıydı. Ancak bir taraftan da aleylerinde herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen ‘Ben senden şüpheleniyorum‘ deyip geniş adli ya da idare soruşturma olmamasına rağmen o kişilerle ilgili KHK ile ihraç edilen kamu görevlileri oldu.
- Bu şu demek, ‘Ben sizinle ilgili bir suç tespiti yapamadım, bir yanlış göremedim. Ama ben sizi ihraç ettim, gidin siz kendinizin suçsuz olduğunu ispat edin.’ İster dava açılıp beraat etmiş olanlar ister komisyona başvurup herhangi bir suç atfı yapılamayanların işlerine dönmesi lazımdı. Ama maalesef dönemiyorlar. Dünyanın hiçbir hukuk sisteminde ‘Git suçsuz olduğunu ispat et’ diye bir kavram, uygulama olamaz.
- Size diyor ki, ‘Sen dolandırıcılık yaptın’… Yahu arkadaş ben dolandırıcı olmadığımı nasıl ispat edeyim? Siz benim dolandırıcı olduğumu ispat etmek durumundasınız. Bu, dünyanın bütün ülkelerinde böyledir ama maalsef Türkiye’de altüst oluşlar var. Bunlardan bir tanesi de hukuk devleti kavramıdır. Yani Türkiye’de öncelikle ğer biz adalet istiyorsak, şu kutuplaşma iklimini yumuşatmamız lazım. Ön yargılar ve kutuplaşmalar üzerinden toplam adeta iki kampa ayrılmış durumda.”
Eski Adalet bakanlarından Ergin’in ifadeleri, evrensel hukuk normlarının en temel taşlarından biri olan masumiyet karinesi ilkesini ve bu ilkeyle doğrudan bağlantılı olan ispat yükü kavramlarna dayanıyor. Masumiyet karinesi, bir kişinin suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz sayılmasını ifade ediyor. Ancak Türkiye’de bugün yaşanan fiili durum tam tersi; AKP rejimi ‘suçsuzluğunu ispat edene kadar herkese suçlu’ muamelesi yapıyor. Önce insanları ‘suçlu’ ilan edip, ardınan ‘suçsuzluğunu ispat etmesini’ istyor.
Sadullah Ergin’in üzerinde durduğu bir dier nokta ise ispat yükünün yer değiştirmesi… Temel kaidelerden biri dir; Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Hukukun genel ilkesine göre, bir kişiye suç istinat eden taraf (savcılık veya idare), bu suçu somut delillerle ispat etmek zorunda. Yani normal işleyişte iddia sahibi suçluluğu ispat eder/etmeli… Ancak bugün Türkiye’de tam tersi yaşanıyor; yukarıda da aktarıldığı üzere önce insanlar ‘ihraç’ edilip, ardından ‘suzçuz olduklarını’ ispatlaması isteniyor… Normal şartlarda hukukta hiç kimse “olumsuz bir olguyu” (yani bir şeyi yapmadığını) ispat etmekle yükümlü tutulamaz; bu, mantıken ve hukuken “imkansız ispat” olarak tanımlanıyor.
Sadullah Ergin, devletin tüm eylem ve işlemlerinde hukukla bağlı olmasını, kişilerin hukuki güvenlik içinde yaşamasını ve keyfi uygulamalardan korunmasını gerektiğini anlatıyor. Zira, “Elimde seninle ilgili hiçbir delil yok ama ben senden şüpheleniyorum” diyerek işlem yapılması, hukuk devletinin öngörülebilirlik ve yasallık ilkeleriyle çelişiyor. AKP rejiminin çiğnediği ilkelerden biri de ‘lekelenmeme’ hakkı. Kişilerin hakkında somut bir delil veya soruşturma olmaksızın kamu görevinden ihraç edilmesi veya suçlu ilan edilmesi, bireyin toplum içindeki onur ve haysiyetini koruyan lekelenmeme hakkının ihlali…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

