NECİP F. BAHADIR | YORUM
Tayyip Erdoğan, grup toplantısında ‘Siverek’te okul saldırısından duyduğu üzüntüyü’ paylaştıktan dakikalar sonra Kahramanmaraş’ta daha da acı bir dehşet yaşandı. Birer gün arayla iki şehir… Birinin başında ‘şanlı’ diğerinin ‘kahraman’ sıfatı var. Henüz 16 kişinin yaralandığı Siverek’in şoku atlatılamamıştı. Olayın mahiyeti soruluyordu. Öğretmenler ‘can güvenliğimiz yok’ diyerek sokağa döküldü, Bakanlığa yürüdü. Karşılarında polis…
Derken…
Okullarda ‘güvenlik sorunu’ yaşandığı herkesin dilindeydi aslında. Bir yanda ‘uyuturucu’, diğer yanda ‘çeteler’ okullarda kol geziyordu. DEVA Partisi lideri Ali Babacan, “İnanılır gibi değil… Ankara’da okulların önünde uyuşturucu madde satıldığını bizzat gördüm…” diyerek uyarmıştı.
Pudra şekeri değil ‘toz’ AKP Genel Merkezi’ne kadar girmişti. AKP ülkeyi haşhaşın sahası haline getirdi. Ama bir türlü bu gerçekle yüzleşemedi toplum? Ne iktidarı silkeleyebildi ne de kendine gelebildi?
Bakan her gözün gördüğü “Geliyorum!” diyen bir tehlikeydi. Sadece AKP iktidarı göremedi. Ya da görmek istemedi. Uyarıları umursamadı. Okulların temizliğini bile beceremeyen bir iktidardan bahsediyoruz.
Yusuf Tekin en çok tartışılan bakan… ‘Okullar olsa’ belki iyi bakan olabilirdi. Kendi mahallesinin itirafı; Eğitim politikası AKP’nin en başarısız olduğu alan. Okullar, öğrenciler ‘deneme tahtasına’ döndü. Her gelen sıfırdan başladı. Sonuç ise felaket…
Bakan Yusuf Tekin ‘ideolojik tartışmalarla’ meşgul. Ve ‘cerahat’ patladı. Şimdi yüzleşme zamanı…
Kahramanmaraş’ta bir orta okul ‘can pazarına’ döndü… Bitmek bilmeyen silah sesleri… Bir öğretmen kendini siper etti. Adı Ayla… Maalesef kurtarılamadı. Haberi duyan eşi kalp krizi geçirdi, hastaneye kaldırıldı… Bilanço çok ağır… 9 can gitti. Yazıyı yazarken son dakika haberleri kurbanların sayısının 10’a çıktığını duyurdu. ‘Durumu ağır ve kritik’ denen başka yaralılar da var.
Katil okuldan… Bir öğrenci… Babası Emniyet Amiri… Annesi öğretmen… 5 silahla birlikte gelmiş okula… Bir bilgisayar oyununun içinde sanki… Rastgele falan değil hedef gözeterek tetiğe basmış… Baba ve anne çocuklarının ‘patlamak üzere’ olan bir bomba olduğunun farkında değil.
Silahlar çocuklardan uzak tutulamaz mı? Onların ulaşamayacağı yerde saklanamaz mı? Bir evde 5 silahın ne işi var? Ev değil cephanelik sanki!
Baba emniyet amiri de olsa bu kadar silahın evde bulunması normal mi?
Anne edebiyat öğretmeni imiş. Gözlerinin önündeki oğlunun psikolojisinden haberi yok mu? Baba poligona, atış talimine götürmüş oğlunu…
Kalem kullanmayı öğrenmesi gereken bir çocuğun silahla ne işi olabilir? Bu nasıl bir baba?
Peki okulda öğretmenleri de mi farkına varamadı? Çantasına koyduğu 5 silah ve yedek şarjörlerle okula nasıl geldi? İçeri nasıl girebildi? Nerede güvenlik? Yakınlarında dolaşan tehlikeyi sınıf arkadaşları da mı göremedi?
Aile ve okul ‘gerçeklik’ ile ‘hayal dünyası’ iç içe girmiş bir çocuk ve öğrenciyi tespit edemeyecek kadar ilgisiz mi? Belli ki çocuk sorunlu… Psikolojisi bozuk. İçine kapanmış, yalnız biri. Dersle falan ilgisi yok. Teneffüslerde tek başına…
Klasik savunma; “Aman siyasete alet etmeyelim!”
Baba Uğur Mersinli, ifadesinde, “Emniyetin psikoloğuna götürdüm, bir sorun yok dediler!” demiş. Bir öğrencinin emniyetin psikoloğunda ne işi var? Eğitim ay da çocuk psikoloğu bulamamış mı? Anlatılanlara bakıyorum adeta tehlike “Geliyorum!” diye bağırıyor. Bu kadar fazla alameti belirmiş bir riski sistemin önceden yakalaması ve önlemini alması gerekmez miydi?
Soru çok… Cevabı yok. AKP iktidarı yayın yasağıyla meşgul… Toplumun olayın dehşetini öğrenmesinden ve tepkiden çekiniyor.
Yıllar önce Rakel Dink, “Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim!” diye sarsıcı bir cümle kullanmıştı. Peki sorgulanabildi mi? Maalesef hayır… Günün sonunda karanlık okullara kadar sirayet etti. Dalga dalga topluma yayıldı ve sonunda patladı. Bir öğrenciden ‘katil yaratan’ sistem…
Sorumlusu kim? Sadece aile mi? Okul mu? Milli Eğitim Bakanlığı mı? Yoksa iktidar mı?
Olay duyulur duyulmaz sıcağı sıcağına MHP lideri Bahçeli, “Acı siyasete alet edilmesin… Hiç kimse böylesine elim bir hadiseyi günü birlik siyasetin malzemesi haline getirmemeli.” dedi.
Niye siyasetin konusu olmasın ki? Bundan daha fazla siyasetin konusu olmayı hak edecek sorun olabilir mi? Tam siyasetin meselesi bu… Birileri hala ‘Aman AKP’e halel gelmesin’ kaygısı içinde…
Bir ara Erdoğan, Akif’in meşhur dizlerini sık sık okuyordu; ‘Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu / Gelir de Adli İlahı Ömer’den sorar onu’
İktidarı uzadıkça bu şiiri de unuttu. Nicedir, sürüye kurtlar dadandı çünkü. Koyunlar, kuzular tarumar edildi.
AKP iktidarının mesuliyetten kendisini kurtarabilmesi mümkün değil. Tetiği çeken belli; tamam… Ama asıl katil bu iklimi yaratan siyaset değil mi? Bir öğrenciden katil çıkaran sistem kimin eseri? Devlet tüm kurumlarıyla yıllardır masum insanların peşinde… Tehlikeyi tabii ıskalar.
Daha birkaç gün önce üzerine oturduğu tapuların hesabını veremeyen bir bakan dikkatleri başka yöne çekmeye çalışmadı mı? Akın Gürlek’in Adalet Bakanı, Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanı olduğu bir sistemden olumlu bir şey çıkar mı? “Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde?”
Aklı olan herkes tehlikeyi gördü!
Uyuşturucu ilkokulların önüne kadar indiği… Tarihi ve mafya konulu dizilerin reyting rekorları kırdığı, Sedat Peker bir ismin bir halk kahramanına dönüştüğü, ahlakın büyük gürültüyle çöktüğü bir ülkeden söz ediyoruz. Ayşe Kulin “Hiç bu kadar yargısız, eğitimsiz, terbiyesiz kalmamıştı Türkiye!” tespiti yapalı çok olmadı. AKP’den ihraç edilen Hüseyin Kocabıyık geçen yıl uyarmıştı; “TRT’nin bir katliam ve adam kesme kanalı haline geldiği… Ben tarihi dizilerin çoğalmasına taraftarım. Ama Allah aşkına izleyin, Ertuğrul’u, Osman’ı, Selahattin’i… İnsan kafası nasıl kesilir, bunu izletiyorsunuz bu ülkenin çocuklarına… Siz neyin peşindesiniz?”
Aklı başında olan herkes tehlikeyi sezdi ve gördü.
AKP bir özeleştiri yapabilir mi? Günahlarıyla, hatalarıyla yüzleşebilir mi? Başını iki elinin arasına alıp ‘Bu işte bizim de mesuliyetimiz var’ diyebilir mi? Aile ve okul idaresi dışında sorumluluğu paylaşacak birileri çıkar mı? Bakan Tekin ‘Okulların güvenliğini sağlamakta başarısız oldum’ der mi?
Bakan’a kalsa bi ihtimal der, demek ister belki… Zor ama mümkün. Fakat Erdoğan asla müsaade etmez. Ucunun kendisine dayanacağını bilir. Savunma hattını kendisinden ne kadar uzağa kurarsa, o kadar sorumluluktan kaçacağını düşünür. Her zaman yaptığı gibi olayı gürültüye getirir. Zamana yayar ve olayın dehşeti ne kadar ağır olursa olsun soğumasına ve unutulmasına oynar. Medya elinin altında, gündemi değiştirmek ise en iyi bildiği iş.
Acı içinde acı…
Yaşamını yitiren çocuklardan birisinin babası KHK’lı bir polis imiş. Baba daha yeni hapisten çıkmış. Bir mesajda yüreği yanan acılı babanın çığlığını okudum; “Benim oğlumun polis babasını 1758 gün ‘terörist’ diye içeri attınız. Şimdi de ‘vatan sevdalılarının’ oğlu benim oğlumu öldürdü…!” diyordu.
Ey AKP taifesi… Var mı buna bir cevabınız?
Ona buna ‘Haşhaşi, terörist’ dediniz okullara kadar koca ülkeyi haşhaş sahasına çevirdiniz.
Bir aynaya bakmaz mısınız? Nerede hata yaptık? ‘Günahımız neydi Allahım!’ diye sormaz mısınız? Siverek de Kahramanmaraş da politikalarınızın eseri… Yaşanan AKP teröründen başka şey değil. Asıl katil bir çocuk ve öğrenciden cani çıkaran sistem ve sahipleri!
Buyurun yüzleşin eserinizle!
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

