Site icon Serbest Görüş

Kendini cesur sanan korkak: İzzet Ulvi Yönter!

Kendini cesur sanan korkak: İzzet Ulvi Yönter!


BÜLENT KORUCU | YORUM

Bir ileri iki geri… Devlet Bahçeli’nin dilimize armağan ettiği replikle soralım: MHP genel başkan yardımcılığından istifaya zorlanan İzzet Ulvi Yönter, ne yapmak, nereye varmak istemektedir? Siyaset bilimi onu çözmek ve anlamakta yetersiz kalacağı için belki psikolojiden yardım almak gerekiyor. Koltuğun boyunu şahsi gücü sandı!

Çok sert ve köşeli çıkış yapıyor; herkes kulak kesiliyor. Sonraki kare tükürdüğünü yalayan bir adam. Yönter, bilerek rezil olmak için değilse bu tutarsızlıkların anlamı nedir? Yoksa hesabını başka biri kullanarak onu hem rezil ediyor hem de Bahçeli’nin iyice öfkesini mi kabartıyor?

Ona yakın olduğu ileri sürülen il teşkilatları birer ikişer görevden alınırken ‘Allah bes, baki heves’ ve ‘Hırsla kalkan zararla oturur’ paylaşımlarıyla dikkat çekti. Silmek de kurtarmayacağı için hesabını tamamen kapattı.

İstifadan sonra Bahçeli’yi öven şeyler yazmaya devam etmişti. Sanki sorunum liderle değil mesajı vermek istiyor gibiydi. Yönter, ‘Kanatları yanık anka’ olduğunu ve ateşlerden doğacağını iddia ediyordu; onu da sildi.

Cesur ve kahraman rolü yapmıyor, bence kendini öyle sanıyor. Ama kısa sürede korkularıyla yüzleşip geri vitese takıyor. MHP’nin iki numarası olduğu günlerde öylesine dayanaksız ego yüklemesi yaptı ki sahici bir güce eriştiğini vehmetti. Hele de Sinan Ateş cinayetinde adının anılmasına rağmen elde ettiği dokunulmazlığı kalıcı ve öz malı sandı. Oysa özgül ağırlığı olmayan ve oturduğu koltukla var olan herkes gibi, kapı önüne konulduğunda çırılçıplak ortada kaldı. Acı gerçeği önce kabullenmek istemedi. Kısa süreli efelenmeleri o yüzden.

Bahçeli’ye temenna etmeden ‘gördüğüm lüzum üzerine’ diye başlayan istifa duyurusunun ardından yaşananlar çok dramatik. Hakkında bir fezleke hazırlandığı duyumları kulaklara fısıldanıyor. Hazır ‘Herkese dokunuluyor, adalet işliyor’ sezonu açılmışken ‘turpun büyüğü’ olarak onu servis edebilirler. Herhalde eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’den daha inandırıcı olur.

Sosyal medya hesaplarını kapatması stratejik yalnızlığın sebep olduğu tutarsızlığı gösteriyor. Bu bir siyasi geri çekilme ve sessizliğe gömülme stratejisi değil panik halinde kaçma.

Böyle olacağı ilk günden belliydi. İzzet Ulvi Yönter ya gerçekten meydan okumalı ‘ya herru ya merru’ demeliydi; ya da cezasına razı olup akademide dirsek çürütmeye koyulmalıydı. “Ben bu saçları akademi için ektirmedim, liderlik hayallerime ne olacak?” diyorsa bedel ödemeye hazır olmalıydı. Haylaz çocuklar gibi kırdığı her camdan sonra ‘Bir daha olmayacak!’ diye yemin billah ederek liderlik taslanmaz.

Beni en çok şaşırtan şeylerden biri başta İstanbul olmak üzere 8-10 il teşkilatı nasıl Yönter’in gazına geldi; partiyi ele geçireceğine inanıp arkasına takıldı. Herhalde Sinan Ateş cinayetinde adının geçmesini iyi kullandı. Onun kalemini kıracak ve başı ağrımayacak adam suçlaması işine yaradı. Fakat yanlış hesap Balgat’tan döndü.

Yönter’i yalnızlaştırma ve sıfırlama sürecinde en çok Semih Yalçın’a dikkat kesiliyorum. Yönter’in kankası ve projenin en etkin ismi olarak görülüyordu. Şimdi görevden almaları ona açıklatıyorlar. İlk andan itibaren ikili mi oynuyordu yoksa MHP’yi Yönter’den daha iyi tanıdığı için manevra yapması kolay mı oldu?

Şayet ikincisi ise giyotinin gıcırtılarından dolayı uyku haram olmuştur. Af kapsamına alınmak için itirafçı olup ekip listesini teslim etmiş olma ihtimali de yüksek. Fakat buna rağmen cezası kesilebilir. Çünkü mafyatik yapılarda, ‘Bir kere ihanet eden hep eder’ diye bakılır. Tek çaresi ‘İkili oynuyordum’ hikayesini inandırıcı şekilde anlatmak.

Sahip olduğu gücü kurumsal bir emanet değil, kişisel bir mülkiyet sanan Yönter; koltuğun gölgesini kendi boyuyla karıştırdı. Bugün yaşadığı panik, o sahte görkem ile gerçeklik arasındaki uçurumdan kaynaklanıyor.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version