Site icon Serbest Görüş

İNCELEME | O genelge ne anlatıyor; 15 Temmuz milat değildi, ‘KHK’ planı aylar önce yapılmıştı!

TR724 HABER


İNCELEME | 17 Şubat 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan genelge, son dönemde sosyal medyada yoğun biçimde paylaşılıyor. Genelge, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu imzalı ve “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatı Kamu Çalışanları Hakkında” başlığını taşıyor.

Bütün kamu kurumlarına resmi yazı olarak gönderildiği anlaşılıyor. Kamu çalışanlarının, milli güvenliği tehdit ettiği iddia edilen örgüt/yapılarla (terör örgütü, illegal faaliyet vs.) irtibatı tespit edilirse idari işlem (açığa alma, ihraç vb.) yapılmasını düzenliyor.

Peki 2016 yılının Mart ayında yani darbe girişiminden hemen önce kamu kurumlarına gönderildiği belirtilen bu genelge neden önemli ve bugün neden yeniden gündem oldu?

Önemli; çünkü bu genelge dayanak yapılarak, 18 Temmuz 2016’da yani sözde darbe girişiminden 3 gün sonra binlerce insan hiçbir somut delil olmaksızın açığa alındı ve ardından ihraç edildi. Aynı genelgeye bağlı olarak ihraçlar devam eden aylarda da sürdü. Ardından hukukta hiçbir karşılığı olmayan ‘irtibat’ suçlamasının yanına bir de ‘iltisak’ eklendi.

Bugün itibariyle ihraç edilenlerin sayısının 150 bin civarında olduğu belirtiliyor. Hatta Gelecek Partisi Milletvekili Sema Silkin Ün’ün 2024 yılı sonunda Meclis kürsüsünden verdiği rakamlara göre toplamda 173 bin 622 kişi hakkında KHK’larla işlem yapılmış, görevlerinden ihraç edilmiş…

Panik yok; planlı bir ‘temizlik’ var!

İkinci olarak bu genelge, “Her şey 15 Temmuz’a tepki olarak başladı. Hükümet her ne yapıyorsa 15 Temmuz’a tepki olarak yapıyor!” anlatısını da çürütüyor. Genelgeye göre ‘irtibat/iltisak’ denilerek muhtemelen aylar hatta yıllar öncesinde binlerce insan zaten fişlenmiş… İktidar için ‘milat’ 15 Temmuz 2016 değil yani… Zaten 2004 yılında Hizmet Hareketi’ni ‘bitirmek’ için imzalanan MGK kararı da orta yerde duruyor! O genelgenin altında da AKP’li bakanların imzası vardı!

Ve bu plan adım adım uygulandı…

2014 yılı Haziran ayında Hizmet Hareketi’ne kumpas planı deşifre oldu. İktidar, Hizmet’i ‘terör örgütü’ olarak göstermek için resmen kumpas kurmuştu. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 23 maddeden oluşan ‘çok gizli eylem planına’ göre Hizmet Hareketi’ne ‘silahlı örgüt’ isnadında bulunulacaktı… 

 

Sözün özü; 2016 öncesindeki Cemaat’e yönelik soruşturmaların, MGK kararlarının ve bu genelgenin varlığı, KHK sürecinin “ani bir tepki” değil, önceden hazırlanmış bir politikanın parçası olduğunu net olarak ortaya koyuyor.

Ahmet Davutoğlu samimi mi?

Genelgenin bugün gündeme gelmesinin temel sebebi ise Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu’nun KHK mağduriyetlerine yönelik son dönemde yaptığı açıklamalar. Yukarıda ayrıntılı olarak aktarılan genelgenin altında imzası olan Davutoğlu, bugün ise ‘hukuk’ hatırlatması yapıyor. Genel olarak KHK mağduriyetlerinin hukuki ve insani olarak sonlandırılması, kolektif ceza mantığının terk edilmesi ve adaletin tesisi çağrısında bulunuyor.

Mesela, “KHK’lıların mağduriyetlerini sonlandırın! Çünkü devlet, adaletle kaimdir.” diyor. Bir başka konuşmasında, KHK’lı mağdurların sesi olmaya devam edeceklerini söylüyor. Yine bir konuşmasında, “KHK’lıları kolektif bir anlayışla cezalandırmayın! Biz yalnızca savunduğumuz insanların değil, herkesin hukukunu ve onurunu savunursak gerçek adaleti tesis etmiş oluruz.” ifadelerini kullanıyor.

KHK zulmünün altında Davutoğlu’nun imzası var!

Bu kapsamda hukukçu Dr. Bahattin Aras’ın konuyla ilgili paylaşımı da önemli… Söz konusu genelgeyle ilgili bir paylaşımı alıntılayan Aras, şunları yazıyor:

“Erdoğan rejimi tarafından OHAL KHK’ları ile ihraç edilen kişilerin listelerinin oluşumunda Ahmet Davutoğlu hükümeti döneminde çıkarılan bu 17 Şubat 2016 tarihli ve 2016/4 sayılı “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında Genelge ” önemli bir rol oynamaktadır. Bu genelge ile o zamana kadar yapılan fişlemeler sözde meşru zemine oturtulmuştur. Genelgede, “Milli güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanlarının tespit edilmesi, haklarında idari işlem yapılması ve onların suç teşkil eden fiillerinin adlî mercilere bildirilmesi” hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla bugünkü KHK zulmünün altında imzası olanlardan biri de sayın Ahmet Davutoğlu’dur. Diğer bir ifade ile Binalı Yıldırım’ın sevmediği proje olan “15 Temmuz Projesinin” bileşenlerinden biridir.”

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version