Site icon Serbest Görüş

İktidar, ‘ana dilde eğitime’ kapı aralamıyor: “Mevcut uygulama yeterli”

TR724 HABER


DEM Parti, yeni çözüm süreci komisyonunun ortak raporunu işaret ederek ana dilde eğitim ve Kürtçe’nin kamusal hizmetlerde kullanımı konusunu yeniden Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, seçmeli Kürtçe derslerinin zorunlu hale getirilmesi için herhangi bir çalışma olmadığını açıkladı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ise elektrik ve doğal gaz hizmetlerinde Türkçe bilmeyen yurttaşların iletişim sorunu yaşamadığını savundu. Bakanlıklardan gelen yanıtlar, iktidarın ana dil konusunda mevcut sınırlı çerçevenin dışına çıkmaya niyetli olmadığını gösterdi.

DEM Parti, yeni çözüm süreci komisyonunun ortak raporunda yer alan “temel hak ve özgürlüklerin tam ve eksiksiz kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması” vurgusunu öne çıkararak ana dilde eğitim ve Kürtçe’nin kamusal alanda kullanımı başlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Parti milletvekilleri, başta Kürtçe olmak üzere ana dilde eğitim, kamu hizmetlerinde çok dilli hizmet ve resmi işlemlerde farklı dillerin kullanımıyla ilgili çeşitli bakanlıklara soru önergeleri verdi. Gelen yanıtlar ise iktidarın bu alanda yeni bir açılım hazırlığında olmadığını ortaya koydu.

Cumhuriyet’in haberine göre Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in verdiği yanıt, bu tablonun en net örneklerinden biri oldu. Tekin, “Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersi kapsamında Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Abazaca, Adığece, Arnavutça ve Boşnakça derslerinin seçmeli olarak verildiğini hatırlattı. Ancak bu derslerin zorunlu hale getirilmesi yönünde herhangi bir çalışma olmadığını açıkladı. Daha da dikkat çekici olan, seçmeli derslerin yetersiz olduğuna ilişkin bakanlığa ulaşmış bir tespit ya da şikâyet bulunmadığını söylemesi oldu.

Tekin’in paylaştığı sayısal veriler de bu sınırlı çerçeveyi somutlaştırdı. Son dört yılda seçmeli Kürtçe dersleri için 85 öğretmen atandığını belirtti. 2023-2024 eğitim öğretim yılında 153 okulda 21 bin 559 öğrenci Kurmancî, 25 okulda 3 bin 244 öğrenci Zazakî dersi seçti. 2024-2025 eğitim öğretim yılında ise 219 okulda 30 bin 862 öğrenci Kurmancî, 38 okulda 4 bin 554 öğrenci Zazakî dersini tercih etti. Aynı dönemde Lazca ve Adığece derslerini seçen öğrenci sayısının çok daha sınırlı kaldığı görüldü. Tekin, Türkçe dışındaki ders materyallerine ilişkin soruya da önceliğin zorunlu derslerde olduğunu söyleyerek yanıt verdi.

İletişim sorunumuz yok!

Kamusal hizmetlerde Kürtçe kullanımı başlığında da benzer bir yaklaşım ortaya çıktı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik ve doğal gaz dağıtım alanında şirketlerin çoğunlukla yerelde yaşayan kişileri istihdam ettiğini, bu nedenle Türkçe bilmeyen yurttaşların iletişim sorunu yaşamadığını savundu. Bakanlıklarına bu yönde iletilmiş bir bildirim bulunmadığını da ekledi. Böylece sorun, yapısal bir hak meselesi olarak değil, “Bize şikâyet gelmedi!” çerçevesinde ele alındı.

Diğer bakanlıklardan verilen yanıtlar da aynı çizgiyi korudu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dilinin Türkçe, uluslararası konuşma dilinin ise İngilizce olması nedeniyle hizmetlerin Türkçe ve İngilizce verildiğini bildirdi.

Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı da benzer bir yanıt verdi. Çevre Bakanı Murat Kurum, yalnızca resmi dil olan Türkçe ile hizmet verdiklerini söyledi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ise daha önce anayasanın değişmez maddelerine atıf yaparken, bu yıl aynı soruya “ilgili mevzuata uygun hizmet verildiği” cevabını verdi.

Politika değişikliği yok!

Bütün bu cevaplar birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo şu; DEM Parti, komisyon raporundaki hak ve özgürlük vurgusunu geniş bir tartışmaya dönüştürmek istiyor. İktidar ise mevcut sistemi yeterli görüyor; seçmeli ders modelini koruyor, kamusal hizmetlerde çok dillilik ihtiyacını kabul etmiyor ve resmi dil vurgusunu temel çizgi olarak sürdürüyor. Yani “ana dil” başlığı Meclis’te yeniden açılmış olsa da, hükümet kanadında politika değişikliğine işaret eden bir işaret görünmüyor.

Esasında tartışma yalnızca bir dersin seçmeli ya da zorunlu olması meselesi değil. Konu, ana dilde eğitim hakkı, kamusal hizmetlere eşit erişim ve devletin çok dilli toplumsal yapıya nasıl yaklaştığı sorusuna dayanıyor. DEM Parti bu başlığı temel haklar çerçevesinde büyütmeye çalışırken, iktidarın verdiği cevaplar mevcut sınırların korunacağını gösteriyor. Bu da yeni çözüm süreci tartışmalarında “ana dil” konusunun en sert başlıklardan biri olmaya devam edeceğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version