Site icon Serbest Görüş

‘Hukuki bir dayanağı yok’


İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan İstanbul’un en önemli tarihi yapılarının son yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildiği biliniyor. Hatırlayalım Galata Kulesi de bu süreçten geçti. Son olarak ise Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetine ilişkin tartışma yeniden gündeme geldi. Sarnıcın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği bildirildi. Gelişme, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamayla duyuruldu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, daha önceden resmi bir tebligat yapılmadığı, herhangi bir mahkeme kararı ve yargı süreci olmadan mülkiyet değişikliğinin yapıldığı, durumun 1 Nisan 2026’da tapu kayıtları incelenmeleri sırasında öğrenildiği ifade edildi. İBB, “söz konusu mülkiyet devrine ilişkin tüm hukuki haklarını kullanacağını” bildirdi.

İLK DEĞİL! 

Açıklamada Yerebatan Sarnıcı’nın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği belirtilerek karar eleştirildi. “İBB Miras tarafından titizlikle restore edilen ve milyonların ziyaretine açılan bu kentin en kıymetli hazinelerinden biri olan Yerebatan Sarnıcı’nın tapusu, hiçbir hukuki ve vicdani dayanağı olmadan tescil ettirildi” dendi.

İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından 6’ncı yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmıştı. Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camisi ile aynı bölgede yer alan yapı, İstanbul’un en çok ziyaret edilen kültürel miras alanları arasında bulunuyor.

Konuyla ilgili olarak yüksek mimar-restorasyon uzmanı, Mimari Restorasyon Kültürel Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Serhat Şahin ve uzman mimar Korhan Gümüş gazetemize açıklamalarda bulundu.

‘ÇALIŞAMAZ HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR!’

KORHAN GÜMÜŞ

(Uzman mimar)

Yerebatan Sarnıcı, tarihte şehre hayat veren en önemli yapılardan, şehrin en önemli arkeolojik değerlerinden biri. Giriş kısmı bu önemli arkeolojik eseri restore eden İBB’nin elinden alınarak fiilen şehrin en çok ilgi çeken müzelerinden biri çalışamaz hale getirilmek isteniyor. Oysa başka ülkelerde merkezi yönetimler bu tür eserlerin korunmasında yerel yönetimlere destek veriyor, imkânlar sağlıyor. Yerel yönetimlerin elindeki tarihi eserlerin, müzelerin merkezi yönetimler tarafından çeşitli yollarla gasp edilmeye çalışılması basit bir sorun değil. Çok önemli bir hukuki krize işaret ediyor. Yerelin kamu kurumlarının bir çatışma alanına dönüştüğünü gösteriyor. O zaman kamu uygulamalarından, politikalarından söz etmenin imkânı kalmıyor. Kamu dediğimiz kavram ortadan kalkıyor. Onun yerini ortaçağdaki feodal yapıların birbirleriyle ilişkileri gibi kamunun imkânlarını kullanan güçler mücadelesi alıyor. 

‘SİYASİ REKLAM YAPMA GAYRETİ’

SERHAT ŞAHİN 

(Yüksek mimar-restorasyon uzmanı Mimari Restorasyon Kültürel Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı)

Yerebatan Sarnıcı’nda İBB’nin Kadir Topbaş döneminde restorasyon projelerinin onaylanması sonrası ihalesi yapılan ancak 2019 yerel yönetimleri sonrasında İstanbulların tercihiyle görev değişikliğiyle gelen yeni yönetimin oluşturduğu İBB Miras’ın uzman ekipleri tarafından özverili ve pandemi gibi sorunlu bir dönem içinde özenli restorasyon çalışmalarının bitirilip yerli ve yabancı ziyaretçilerin kullanımına açılması çok önemlidir. Fakat bu süreçlerden sonra gündemdeki İstanbulluların simgesi olan 1500 yıllık Yerebatan Sarnıcı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü kontrolüne geçmesi birinci derece tescilli anıtsal yapının korumacılık bağlamında alan yönetim planlamalarının bundan sonra hangi dinamiklere göre belirleneceği konusunda da kafalardaki soru işaretlerini ve çekinceleri de artırmaktadır.

ODAKLI ÇEKİŞMELER 

İstanbul, İzmir ve diğer önemli kentlerimizdeki simgesel anıtsal yapılar üzerinden resmi kurumlar arası siyasi odaklı çekişmeler, planlamalar, stratejiler ve kararlar bu önemli kültürel mirası yapılarımıza fayda sağlamasından daha ziyade yönetimsel ve korumacılık bağlamında riskleri de artırabilmektedir. Bu önemli yapılar üzerinde mevcut yetkili yönetimlerin korumacılık bağlamında aldıkları hatalı uygulamalar, düzenlemeler ve kararlar olmadığı sürece kurumlar arası yetki değişikliklerinin hiçbir faydası olmayacaktır. İstanbul gibi dünya kültür başkenti olan bir şehrin fiziksel belge niteliğindeki farklı kültürlerin yaşanmışlık değerlerini barındıran evrensel değerlere sahip kültürel miras yapılarımız, her ne olursa olsun, hangi taraf olursa olsun karşılıklı günlük, geçici siyasi, ideolojik çekişmelere ve rasyonel akla sahip olmayan temelsiz mücadelelere kurban edilmemesi gereken yapılarımızdır.

BİZ EN İYİSİNİ BİLİRİZ…

Ülke olarak hangi ideolojik görüşe sahip olursak olalım maalesef siyasilerimiz ve toplum içindeki vatandaşlarımız henüz bu kültürel hassasiyet ve olgunluğunu tam oturtamamış durumda. Her yetkiyi alan, biz en iyisini biliriz mantığı içinde bu önemli evrensel değerler üzerinden siyasi reklamlarını yapma gayretine girdiklerinde maalesef kantarın topuzunu kaçırmakta ve üzücü sonuçları tarihi mirasımıza ve tarihi çevremize dokunmaktadır. 21. yüzyılda toplum olarak bu kültürel olgunluğa hâlâ ulaşamamamız, konunun sosyal medya platformlarında bilgi sahibi olmadan fikir üreten karşılıklı olarak siyasiler tarafından ideolojik bağlamda eğitimli eğitimsiz kişiler üzerinden örgütlendirilmiş çıkar grubu troller ordusu üzerinden sığ ve seviyesiz tartışmalarla ele alınması ülkemizin geleceği açısından da çok düşündürücüdür.

***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version