Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Mustafa Türkay Sonel’in jandarma ifadesi ortaya çıktı. Sonel, ifadesinde “Ben Gülistan DOKU’yu şahsen tanımam” diyerek en temel suçlamayı reddetti. Gizli tanık “Şubat”ın anlatımlarını da kabul etmeyen Sonel, “Gizli tanığın aleyhimde Gülistan Doku’yu öldürdüğüme yönelik bu beyanı tamamen asılsızdır” dedi. Savcılığın Hanımeli Kafe, 5 Ocak gecesi, baz kayıtları, silah, SIM kart ve sosyal medya verileriyle ilgili sorularına ise büyük ölçüde “hatırlamıyorum”, “bilmiyorum” ve “ilgim yoktur” çizgisinde yanıt verdi. İfadede en dikkat çeken bölümlerden biri de “Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu benim ilgim olan bir spor dalıdır” sözleri oldu.
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in jandarmada verdiği ifade dosyaya girdi. Sonel, ifadesinin merkezine Gülistan Doku’yla hiçbir bağının bulunmadığı savunmasını yerleştirdi: “Ben Gülistan DOKU’yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım.”
Cinayetle suçlanan Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun sosyal medya hesapları ya da dijital verileriyle ilgili de suçlamaları reddetti. İfadesinde, “Ben Gülistan DOKU’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. (İddia sildiği yönünde değil, babası Tuncay Sonel’in sildirdiği yönünde ve silen polis memuru da bunu doğruladı. TR724) Böyle bir şey mümkün değildir, benim veya bir yakınımın bu olayla ilgisi yoktur.” dedi. Aynı bölümde, “Gülistan DOKU’nun kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Benim bildiğim kadarıyla arkadaş grubumdan hiçbirisi Gülistan DOKU’yu tanımazdı” sözlerini kullandı.
Soruşturmada adı geçen Umut Altaş, Uğurcan Açıkgöz ve diğer bazı isimlerle ilişkisi de sorulan Sonel, bu kişileri Tunceli’de bulunduğu dönemde arkadaş çevresinden tanıdığını söyledi. “Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’ün 2019-2020 yıllarında kullandıkları hatlardan başka hatları veya patates hat diye tabir edilen hatlar konusunda ne desem yalan olur, bilmiyorum çünkü.” diyen Sonel, telefon hatları konusunda bilgi sahibi olmadığını savundu.
Dosyanın en ağır başlıklarından biri olan gizli tanık “Şubat”ın anlatımları da Sonel’e soruldu. Sonel, bu beyanları tümüyle reddetti. İfadesinde, “Herhangi kırsal bir yolu kullanmış değilim. Ben bu zamana kadar herhangi bir silaha ya da tabancaya sahip olmadım.” dedi. Aynı savunmada, “Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu benim ilgim olan bir spor dalıdır.” sözlerini kullandı.
Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın ifadesinde yer alan, “Ben bu tabancayla birisini vurdum!” dediğine dair iddiaları da yalanlayarak, “Kesinlikle yalandır. Şahsın neden benimle ilgili böyle bir beyanda bulunduğunu bilmiyorum. Bu duruma çok şaşkınım. Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Benim ateşli silahım yoktur.” dedi.
Savcılık, Sonel’e Hanımeli Kafe ve 4 Ocak 2020 günü yapılan telefon görüşmeleriyle ilgili de soru yöneltti. Özellikle Gülistan Doku’nun çalıştığı kafeye gittiği gün olan 4 Ocak’taki telefon trafiğinin gizli tanığın anlattığı olaylarla ilgisi soruldu. Sonel buna, “Ben bana bahsettiğiniz telefon konuşmalarının içeriklerini uzun zaman geçtiği için hatırlamıyorum. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile benim hiçbir bilgim ve alakam yoktur. Bu konu çok korkunç ve iğrenç bir durumdur. Benim de bir kız kardeşim var.” yanıtını verdi.
Hanımeli Kafe’ye ilişkin savunmasında da “Ben bu Hanımeli isimli kafeye bir ya da iki kere gitmişimdir” dedi ve oraya esas olarak arkadaşlarının tatlı sevmesi nedeniyle uğradığını anlattı.
Soruşturmanın en kritik günü olan 5 Ocak 2020 için de Sonel’e ayrıntılı sorular yöneltildi. Savcılık, Umut Altaş’la normalde sık görüştüğü halde Gülistan Doku’nun kaybolduğu gün neden hiç telefon görüşmesi yapmadığını ve aynı gün akşamı Umut Altaş ile Şükrü Eroğlu’yla birlikte Sarı Saltuk Viyadüğü civarında ne amaçla bulunduğunu sordu. Sonel, bu soruya “Bu soru ile ilgili üzerinden çok zaman geçtiği için hiçbir şey hatırlamıyorum” diye yanıt verdi. Bölgeye neden gittiklerine ilişkin olarak ise, “Bahsettiğiniz bölgeyi benim anladığım kadarıyla araçlarımıza yakıt almaya gider orda turlardık.” dedi. Umut Altaş için de “Gönlü kırılmasın diye Umut’u kendi arabamla gezdirirdim.” ifadesini kullandı.
Barajda bulunduğu belirtilen makas, reçete, not ve Gülistan Doku’ya ait olduğu değerlendirilen eşyalar da Sonel’e soruldu. Bu bölümde savunması yine aynı çizgide kaldı. “Gülistan DOKU’yu tanımam ki eşyalarını bileyim!” diyen Sonel, “Bahsettiğiniz malzemeleri birisi atmış olsa bile ben onun kim olduğunu ve neden atıldığını bilmiyorum.” sözleriyle herhangi bir bilgisinin olmadığını savundu.
Sonel, olay gecesine ilişkin daraltılmış baz kayıtları ve PTS verileriyle ilgili sorulara da ayrıntı vermekten kaçındı. “Bahsettiğiniz tarih çok eski, sıradan bir gün olduğu için hatırlamam mümkün değil.” diyen Sonel, o yoldan sadece araçla geçtiklerini, yakıt aldıklarını ya da tur attıklarını söyledi. Aynı bölümde, “Kesinlikle durup bekleme yapmazdık. O bölgede hareket halinde olduğumuz için telefonlarımızın baz vermesi normaldir.” savunmasını yaptı.
Gülistan Doku’nun sosyal medya verilerinin silinmesi ve aile tarafından çıkarılan yedek SIM kartın babası tarafından savcılığa teslim edilmemesi de ifadesinde Sonel’e soruldu. Sonel bu konuda da bilgisi olmadığını söyledi. Babasıyla ilgili bölüme giren suçlamaları ise dolaylı biçimde reddetti.
İfadenin en dikkat çeken kısımlarından biri de Sonel’in kendisini “itibar suikastı” mağduru olarak tanımlaması oldu. “Gizli tanığın aleyhimde Gülistan Doku’yu öldürdüğüme yönelik bu beyanı tamamen asılsızdır.” diyen Sonel, devamında, “Tarafıma iddia edilen suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Bana ve aileme karşı yapılmış olan bir itibar suikastidir.” ifadelerini kullandı. Dosyada adının geçmesini de babasının makamına bağlayan Sonel, “İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır.” dedi.
Mustafa Türkay Sonel’in bu savunmasına karşılık soruşturma dosyasında gizli tanık beyanları, baz ve PTS kayıtları, yer altı görüntüleme raporları ve başka şüphelilerin ifadeleri yer alıyor. Savcılık sevk yazısındaki gizli tanık anlatımında, Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş tarafından öldürüldüğü, ardından cesedin Pertek ilçesi Koçpınar köyü yakınlarında gömüldüğü öne sürülüyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

