Site icon Serbest Görüş

Ertuğrul Günay: “2017’de AK Parti içinden 10 kişi çıksaydı, yönetim tekelleşmesine sürüklenmezdik”

TR724 HABER


Karar yazarı Elif Çakır, bugün yayımlanan “Çok değil on AK Partili çıksaydı…” yazısında eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’la aralarında geçen diyaloğunu aktardı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmeden önce Günay’ın kaleme aldığı, “Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarıma açık mektup” metnini hatırlatan Çakır, Günay’ın telefonda kendisine, “2017 Anayasa değişikliği sırasında 10 kişi çıksaydı, içlerine sindiremediklerini iyi bildiğim bu Türk Tipi Başkanlık Sistemine sessiz kalmak yerine açıkça itiraz etselerdi, -kamuoyuna yansımayan tepkilerle yetinmek yerine- topluca ve açıkça karşı çıkma cesareti ve kararlığı gösterebilselerdi bu anayasa değişikliği gerçekleşmezdi.” dediğini aktardı.

Elif Çakır’ın yazısından ilgili bölüm şöyle:

Dünkü “CB sisteminin Türkiye’nin felaketi olacağı sürpriz miydi?” başlıklı yazımda “CB sistemi teklif olarak ortaya çıktığı andan itibaren verdiği hukuk mücadelesiyle adını tarihe altın harflerle yazdıran Prof. Dr. Kemal Gözler hocamız, Prof. Dr. Adem Sözüer hocamız, İbrahim Kaboğlu, Osman Can, Şule Özsoy Boyunsuz gibi iki elin değil bir elin beş parmağını geçmeyen birkaç hukukçumuzun dışındaki herkes maalesef sustu, sessiz kaldı!” demiştim.

Ertuğrul Günay, telefonuma gönderdiği mesajında, yazımın linkiyle birlikte kendi yazısının linkini de paylaşmış, şu notu düşmüş: “CB Hükümet Sistemi üzerine, 2017 referandumu öncesinde kaleme aldığım yazılardan sadece biri: AK Partili arkadaşlarıma açık mektup.”

Hemen Günay’ı aradım. AK Parti içindeki sağduyu ve vicdan sahibi arkadaşlarına yaptığı manifesto niteliğindeki çağrı mektubunu elbette bildiğimi, ama yazıyı yazarken dikkatimden kaçtığı için özür diledim.

Ertuğrul Günay, sandıkların kurulmasına 15 gün kala (30 Mart 2017) kaleme aldığı ve “içimde derin hüzün duyguları taşıyarak yazıyorum” dediği mektubunda bir hukukçu olarak bütün yetkileri tek elde toplayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, seçilmiş temsilcileri nasıl etkisizleştireceğini, siyaseti nasıl daraltacağını, partili cumhurbaşkanı makamının devletin tepesinin birleştirici olmaktan çıkarıp taraf haline getireceğini, iyi kötü var olan denetim ve şeffaflığın yerini savurganlığa bırakacağını, öyle vaat edildiği gibi Türkiye’yi daha güçlü değil, daha kırılgan ve daha keyfi bir yönetime taşıyacağını anlatmıştı.

Çağrısının esas muhatabının muhalefet değil, AK Parti içindeki demokratlar olduğunu söyleyen Ertuğrul Günay, bunun sebebini ise şöyle anlatıyordu: “Muhalefetin bunu önlemeye gücü ve takati yetmez, yetmiyor. Bu sürüklenişi ancak başkalarının hak ve hukukuna saygılı, çoğulculuğun erdemine inanan, demokrat, dürüst ve demokratik hukuk devletinin herkes için ne denli önemli ve vazgeçilmez olduğunu bilen ‘gerçek’ AK Partili arkadaşlarım sizlerin sağduyulu direnişiniz sakin, vakur ve kararlı duruşunuz önleyebilir.”

Bütün mesele buydu ve bu kadar basitti aslında.

Ertuğrul Günay’ın telefonda söylediği şu sözlerini, tespitlerini önemli buldum: “Sonraki yıllarda AK Parti içinden ayrılan ya da içeride kalıp muhalif tavırlar geliştiren arkadaşlar örneğin çok değil 10 kişi çıksaydı 2017 Anayasa değişikliği sırasında, içlerine sindiremediklerini iyi bildiğim bu Türk Tipi Başkanlık Sistemine sessiz kalmak yerine açıkça itiraz etselerdi, kamuoyuna yansımayan tepkilerle yetinmek yerine topluca ve açıkça karşı çıkma cesareti ve kararlığı gösterebilselerdi bu anayasa değişikliği gerçekleşmezdi. Referandum sırasında on arkadaş toplu olarak açıkça itiraz etselerdi bugün hep birlikte şikayet ettiğimiz yönetim tekelleşmesine sürüklenmezdik.”

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version