NECİP F. BAHADIR | YORUM
Ey AKP!
Ve bu partiye vücut ve oy verenler size soruyorum; insanlıktan bu kadar mı nasipsizsiniz? Vicdanınız bu kadar mı karardı?
Ey Bülent Arınç, neredesin? Neden sesin çıkmadı? O fotoğrafı görmedin mi? Haberi duymadın mı?
Gözü olup da görmemek, kulağı olup da duymamak, yüreği olup da hissetmemek, vicdanı olup da susmak mümkün mü? İnsanlıktan bu kadar mı çıktınız? Yoksa, kaskatı kesilen kalbinizin üzerine mühür mü vuruldu?
Galiba öyle…
Yoksa hangi vicdan, hangi yürek bu manzara karşısında ‘dilsiz şeytana’ dönüşür? Kulaklara fısıldadığınız gibi, “Allah affeder, Erdoğan affetmez mi?” diye mi düşünüyorsunuz? Nedir bu Erdoğan korkusu? Siz Allah’ın mı kulusunuz yoksa Erdoğan’ın mı? Allah’a mı iman ediyorsunuz yoksa Erdoğan’a mı? Dinin mi müminisiniz yoksa Erdoğan’ın mı? Allah’a inandığı halde Erdoğan’a tapanlar bu kadar mı çoksunuz?
Evet, biraz ağır oldu. Bu tablo karşısında isyan etmemek mümkün mü?
Gülten Akın ne zaman yazdı o şiiri; “Buralarda / Sus sus sus sus sus / Dan başka ses duyulmuyor / Yazanlar ozanlar kardaşlar / Niye biz ölmüş müyük…”
Hayır, ben ölmedim.
Sesim belki bir yankı odasında dolanıp durmakta…! Olsun… Duymak istemeyene duyurmak, görmek istemeyene göstermek de imkansız. Ülkemde kalabalık bir ‘ölenler topluluğu’ var.
Gül gibi çehreleri soldurdunuz!
Hangi tablo ve manzaradan bahsettiğimi anlamış olmalısınız. Evet, Yusuf Tarık Gül… Şiir gibi bir isim. Soyadı yüzüne yansımış… Gül gibi bir çehre… Kahramanmaraş’ta ‘okul arkadaşının’ kurşunlarına hedef oldu. Ağır yaralandı. Durumu kritikti. Hastaneden çıkamadı. Cennet kuşu oldu. Uçtu gitti.
Babası KHK’lı bir polis memuruymuş. 1,758 gün hapis yatmış… Saçma sapan gerekçelerle… Çağın gariplerinden… Oğluna yeni kavuşmuştu daha… Cenazesi karşısında dayanamadı; “Benim oğlumun polis babasını terörist diye içeri attınız. ‘Vatan sevdalılarının’ oğlu benim oğlumu öldürdü…!”
Devam edecekti konuşmaya… ‘Sus sus…’ dediler yanındakiler… Ağzı kapatıldı. Korkuyorlardı çünkü…
O yazıyı bitirirken Ey AKP! “Bu acılı babaya var mı bir cevabınız?” diye sormuştum. ‘Dilsiz şeytanlar kulübünden’ ses çıkar mı? Bir söz duyulur mu?
Bırakın cevabı zulüm kaldığı yerden devam etti. Yunus’un ismi parantez içine alındı. Okulda yaşanan dehşet sırasında hayatını kaybedenlerin listesinde bile ‘ayrım, soykırım’ yapıldı. Cenazesine hiçbir bakan ve AKP’li katılmadı! İhmal ve hata değil. Kastı mahsusa ile… Babası KHK’lı olduğu için… Konuştuğu, isyan ettiği için…
AKP sustu, MHP sustu, Bülent Arınç sustu… Ama konuşanlar vardı. Saadet Partisi en çok konuşanlardan… Genel Başkan Mahmut Arıkan, yaşananlara Meclis çatısı altında tepki gösterdi. Grup toplantısındaki şu sözleri tarihe geçti: “Yusuf’un ismi parantez içinde yazıldı. Fotoğrafı medyaya servis edilmedi. Bakanlar cenaze namazına katılmadı. Sebebi ne biliyor musunuz? Yavrumuzun babası KHk’lı polis memuruymuş. Sormak istiyorum; Bu ülkede çocuklar için kılınan cenaze namazlarında dahi politik saflar belirlemeye hiç mi utanmadınız. Bu tarihe sizin işlediğiniz utanç olarak yazılacak?”
Utanmıyorlar; dibin sınrı yok!
“Evet, utanmıyoruz!” diyen bir kadın sesi kulaklarımızda hala çınlamakta… Meclis’in duvarlarına sindi. Mesele de bu zaten… Utanmak insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden… AKP çoktan ‘utanmazlar partisi’ oldu. Kendi itirafları… İftira ve itham değil. Bir kadın milletvekilinin ağzından çıktı. Utanmadıkları gibi bununla da ‘gurur duymaktan’ geri durmuyorlar… Artık nasıl çöküş ve çukura düştülerse… Dibin sınırı yok. İnsanlıkta çıkmaya gör… Nerede duracağın belli olmaz.
AKP’nin kurucularından Kemal Albayrak’ın mesajını gördüm. Duruşuyla kendisini AKP’den ayrıştırdı. Daha doğrusu Kemal Albayrak aynı yerde durmakta, uzaklaşan, köklerinden kopan, davaya ihanet eden AKP ve Erdoğan’ın yeni yol arkadaşları… Albayrak’ın vicdanından kopup gelen ifadelerine bakın; “İnsan olmayanlar bu yavrumuzun acısını anlamaz. Rejim korkusu, kirli düzen vesayeti hür aklı yaşatmaz. Yazık ülkede cenazelerde bile ayrım yapanlar, mezar yerini bile çok gördüler. Bunların türünü çözemedim. Kin ve nefret üreten bir planın taşeronlarında vicdan, merhamet, adalet, insanlık olur mu?”
Haksız mı Albayrak…?
Davalar ve operasyonlarla boğuşan CHP bile ‘ses’ verdi. Partinin genel başkanı sessiz ama Kahramanmaraş milletvekili Ali Öztunç, “11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün cenazesine hiçbir bakanın katılmadı. Ben vardım. 5 milletvekili arkadaşım vardı. Nedeni çocuğun babasının KHK’lı olmasıymış. Olabilir… 11 yaşında çocuk ya…!” dedi.
Ali Öztunç’un söylediğine göre bir AKP milletvekili oralardaymış, cenazesine özellikle gelmemiş. Yazıklar olsun… Nedir bu? Hangi din, hangi öğreti, hangi siyasi çizgide bunun karşılığı var? İnsanlıktan çıktıktan sonra hangi değerin, hangi siyasetin bir anlamı kalır?
Meclis Genel Kurulu’ndan bir sahne… Saadet Partisi’nden Bülent Kaya, AKP sıralarına dönerek, “Hepsi bizim çocuğumuzdur diyecek vicdanı ne zaman kaybettiniz ya…?” diye çıkıştı. AKP sıralarında bir ‘pişkin ses’… Grup Başkanvekili M. Emin Akbaşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız 8 yavrumuza…” dedi. Kaya’nın cevabı gecikmedi; “Hala konuşmanızda 8 yavrumuz diyorsunuz. Ya 9 kişi diyorum. Bilinçaltına o kadar yerleşmiş ki…”
Yusuf Tarık Gül… 11 yaşında güleryüzlü bir çocuk… AKP haksız, hukuksuz yere babasını hapsetti. Yıllarca baba ile oğul arasına girdi. Yetmedi bu zulmü… Ölüm ve cenazesine bile yansıttı. İsmini ve resmi ölen çocuklar arasında göstermedi. Cenazesine bölgede bulunmasına rağmen hiçbir bakan ve AKP milletvekili katılmadı. Bu tablo veya manzara karşısında isyan etmemek mümkün mü? ‘İnsanlıktan bu kadar mı nasipsizsiniz’ diye sorulmaz mı?
Aslında sesin de sözün de bittiği yer burası… Ne söylesen boş… Tablonun kendisi her şeyi anlatıyor. Yusuf’un minik bedeni konuşuyor…
AKP’yi CHP muhalefeti değil, Yusufların ahı bitirecek… O acılı babanın çığlığı boşa gitmeyecek. AKP, MHP ve Bülent Arınç sustuğuyla kalacak…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

