En yakın komşumuz Ay’ın etrafında yapacakları yolculukla, Ay’a inişin ve en nihayetinde bir Ay üssünün yolunun açılması umuluyor.
NASA’nın Artemis programı yıllarca süren bir çalışma ve binlerce kişi görev yaptı. Bugüne kadar 93 milyar dolar harcandığı tahmin ediliyor.
Fakat “zaten Ay’a gitmiştik” hissi bazılarıda belirgin bir şekilde görülüyor.
50 yıldan fazla önce Amerika’nın Apollo misyonu, Ay yüzeyine ilk insanları göndererek tarihe geçti.
Ay yüzeyine toplam altı inişin ardından, Ay’ın uzayda yapılacaklar listesinden tamamen çıkarıldığı düşünülüyordu.
Peki ABD neden Ay’a geri dönmek için bu kadar çok zaman, çaba ve para harcıyor?
KIYMETLİ KAYNAKLAR
Ay’ın yüzeyi kuru, tozlu ve oldukça çorak görünebilir ama durum hiç de öyle değil.
Doğal Tarih Müzesi’nden gezegen bilimci Profesör Sara Russell “Ay’da Dünya’da bulunan elementlerin aynısı var” diyor:
“Örneğin, Dünya’da çok az bulunan nadir toprak elementleri var ve Ay’ın bazı bölgelerinde bunların madenciliğini yapabilecek kadar yoğun olduğu yerler bulunabilir.”
Ayrıca demir ve titanyum gibi metaller ve süper iletkenlerden tıbbi malzemelere kadar her şeyde kullanılan helyum da var.
Fakat en çekici kaynak da şaşırtıcı bir şekilde su.
Russell, “Bazı minerallerde hapsolmuş su var ve Ay’ın kutuplarında da önemli miktarda su bulunuyor” diyor.
Sürekli gölgede kalan kraterler olduğunu ve buralarda da buz birikebileceğini söylüyor.
Ay’da yaşamak istiyorsanız suya erişim hayati önem taşıyor.
Su, sadece içme suyu sorununu çözmekle kalmıyor, aynı zamanda astronotların nefes alması için hava sağlamak üzere hidrojen ve oksijene ayrıştırılabiliyor.
Hatta uzay araçları için yakıt bile üretebiliyor.
UZAYDA HAKİMİYET YARIŞI
Amerika’nın 1960’lar ve 1970’lerdeki Apollo misyonları, Sovyetler Birliği ile uzayda üstünlük kurma yarışındaki hamlelerdi. Bu seferki rakip ise Çin.
Çin, uzay programında hızlı ilerleme kaydediyor. Ay’a robot ve araçlar indirmeyi başardılar. 2030’a kadar Ay’a insanlı seyahat de yapmayı hedefliyorlar.
Ay’a ilk bayrağı dikmenin hala bir prestiji var. Fakat bu kez bayrağı nereye diktiğiniz gerçekten önemli.
Hem ABD hem de Çin, en bol kaynaklara sahip bölgelere erişmek istiyor. Bu da en iyi iyi alanları güvence altına almak anlamına geliyor.
Birleşmiş Milletler’in 1967 tarihli Uzay Anlaşması, hiçbir ülkenin Ay’a sahip olamayacağını söylüyor.
Fakat Ay’da bulunanlar söz konusu olduğunda durum o kadar da basit değil.
İlk İngiliz astronot Dr. Helen Sharman, “BM anlaşması nedeniyle bir alana sahip olamasanız da kimsenin müdahalesi olmadan o alanlarda faaliyet gösterebilirsiniz” diyor:
“Yani şu anda en önemli şey, kendi toprak parçanızı ele geçirmeye çalışmak. Sahip olamazsınız ama kullanabilirsiniz. Ayrıca oraya varabilirseniz, istediğiniz sürece kalırsınız.”
MARS’A GİDEN YOL
NASA gözünü Mars’a da dikmiş halde ve 2030’lu yıllara kadar kızıl gezegene insan göndermek istiyor.
Üstesinden gelinmesi gereken teknolojik engeller düşünüldüğünde çok iddialı bir takvim.
Ancak bir yerden başlamak gerekiyor ve ABD, bu yerin Ay olduğuna karar verdi.
Londra’daki Bilim Müzesi’nde uzay bölümü başkanı Libby Jackson “Ay’a gitmek ve uzun bir süre kalmak, başka bir gezegende nasıl yaşanacağını ve çalışılacağını öğrenmek için çok daha güvenli, çok daha ucuz ve çok daha kolay bir test alanı” diyor.
Bir Ay üssünde NASA, astronotların ihtiyaç duyduğu hava ve suyu sağlamak için gereken teknolojiyi mükemmelleştirebilir.
Ayrıca, insanları aşırı sıcaklıklardan ve tehlikeli uzay radyasyonundan korumak için enerji üretmenin ve yaşam alanları inşa etmenin yollarını bulmaları gerekecek.
Jackson “Bunların hepsi, Mars’ta ilk kez denendiğinde ve sorun çıktığında felaketle sonuçlanabilecek teknolojiler. Ay’da denemek çok daha güvenli ve çok daha kolay” diyor.
ÇÖZÜLMEYİ BEKLEYEN SIRLAR
Bilim insanları, Ay’dan gelecek materyallere erişmek için sabırsızlanıyor.
Apollo astronotlarının getirdiği taşlar, Ay konusundaki bilgilerimizi dönüştürdü.
Profesör Sara Russell “Bize Ay’ın, Mars büyüklüğünde bir cismin Dünya’ya çarpması ve kopan parçaların Ay’ı oluşturması gibi dramatik bir olay sonucu oluştuğunu anlattılar. Bunu Apollo taşları sayesinde biliyoruz” diyor.
Ancak Russell, keşfedilecek daha çok şey olduğunu söylüyor.
Ay bir zamanlar Dünya’nın bir parçası olduğu için, gezegenimizin 4,5 milyar yıllık tarihini kayıt altına alıyor.
Levha tektoniği, rüzgar ve yağmur gibi bu kaydı silen bir unsur olmadığı için Ay mükemmel bir zaman kapsülü olarak da düşünülebilir.
Russell “Ay, Dünya’nın harika bir arşivi” diyor:
“Ay’ın farklı bir bölgesinden yeni bir taş koleksiyonu harika olurdu.”
Yeni bir kuşağa ilham vermekApollo misyonlarının siyah beyaz görüntüleri, uzay hayalini gerçeğe dönüştürdü.
Ve o anı izleyenlerden sadece birkaçı astronot olma şansını yakalarken, birçoğu bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında kariyer yaptı.
Artemis misyonlarının canlı ve 4K çözünürlükte yayınlanacak görüntülerinin yeni bir nesle ilham vermesi umuluyor.
Libby Jackson “Teknoloji dünyasında yaşıyoruz. Bilim insanlarına, mühendislere ve matematikçilere ihtiyacımız var ve uzay, insanları bu konulara cezbetmekte muhteşem bir yeteneğe sahip” diyor.
Yeni istihdam alanları ve büyüyen gelişen bir uzay ekonomisi, ABD’nin Artemis’e yatırdığı milyarlarca doların karşılığını verecek.
Misyonlar için geliştirilen ve Dünya’da da kullanım alanı bulan teknolojilerden elde edilecek yan ürünler de aynı şekilde fayda sağlayacak.
Ancak Helen Sharman, Ay’a dönüşün dünyaya çok ihtiyaç duyulan bir moral kazandıracağını söylüyor.
Sharman “Gerçekten bir araya gelirsek, insanlığa faydalı çok şey üretebiliriz” diyor:
“Bu bize insanların neler yapabileceğini gösteriyor.”
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

