Site icon Serbest Görüş

Risk büyük; kontrolsüz kaos ihtimali güçleniyor!

Ahmet Kemal Genç


AHMET KEMAL GENÇ | HABER ANALİZ

Ortadoğu’da cephe genişliyor. ABD ve İsrail İran’ı vuruyor; İran bölge ülkelerine ateş ederek denklemi genişletiyor. Körfez ülkeleri bu savaşın dışında kalabilecek mi? Mevcut şartlarda bu pek mümkün görünmüyor. Dolayısı ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları artık kontrollü, taktik bir askerî hamle olmaktan çıkıyor; bölgesel düzeni sarsan stratejik bir kırılmaya doğru gidiyor. Füze sayıları artıyor, cepheler çoğalıyor, enerji piyasaları dalgalanıyor. Bu noktada kritik soru şu: Bu yangın nerede duracak?

İran’a karşı sert ve çok katmanlı yoğun hava saldırıları düzenleniyor; eş zamanlı olarak Tahran’daki rejimi içeriden baskı altına alacak bir psikolojik üstünlük kurmaya çalışılıyor. Mesaj açık: Askerî yıpratma + iç çözülme ve rejim değişikliği…

Peki ya sonrası?

Kimse bilmiyor, değişen rejimin yerini nasıl bir yönetim alacak muamma. İran’ın ise savaşı kendi cephesinde tutma niyeti yok. Bölgedeki ABD askerî varlıklarını, Türkiye hariç İsrail’e ve Washington’a destek verdiğini düşündüğü bütün ülkeleri hedef alıyor.

Bu strateji hangi amaca hizmet ediyor?

Birincisi, hem psikolojik hem de stratejik bir kırılma yaşayan; kutsal liderlerinin öldürülmesiyle gururu zedelenen ve ihanete uğradığına inanan İran’ın elindeki seçenekler giderek daralıyor. Çatışmayı bölgeselleştirerek İran ve İsrail için maliyeti artırmak istiyor. Bir başka amaç ise Hürmüz boğazı ve Körfez üzerinden ABD’ye politik ve ekonomik baskı üretmek.

‘Baş kesme’ stratejisi ve başşız kalma ihitmali olan bir ülke

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran’ın askerî altyapısını, dini liderini, Devrim Muhafızları komuta zincirini ve rejimin tepe kadrolarını hedef aldı. Bu, klasik caydırıcılıktan farklı: Amaç yalnızca kapasite azaltmak değil, rejimin karar alma yapısını çökertmek.

Ancak burada stratejik bir boşluk var: Rejim zayıflarsa yerine ne gelecek? Muhalefetle önceden temas kuruldu mu? Güç boşluğu senaryosu çalışıldı mı?

Eğer hedef rejim değişikliği olsaydı, kara unsurlarının devreye girmesi beklenirdi. Şimdilik görünen, “üst kadroyu tasfiye et, sistemi zayıflat, sonucu bölgesel dinamiklere bırak” yaklaşımı gibi görünüyor.

İran’ın vekil güçleri ve “direniş ekseni”nin rolü ne olacak

İran, yaklaşık 40 yıl boyunca bölgeye yayılmış efsanevi bir direniş hattı kurdu. Bu yapının, kaçınılmaz olduğu düşünülen büyük çatışma günleri için inşa edildiği anlatılıyordu; yani gün geldiğinde savaş başlayacak ve bu hat İran adına stratejik bir savunma kuşağı oluşturacaktı. Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısıyla başlayan süreçte “Direniş Ekseni” zaten ağır kayıplar vermişti ama yok olmadı.

Dün itibari ile İran’ın vekil ağı harekete geçti. Hizbullah ile İsrail arasında roket saldırıları yoğunlaştı. Beyrut’ta üst düzey Hizbullah isimlerinin hedef alınması, örgütü bekleme pozisyonundan çıkardı.

Şimdi iki ihtimal var: Eksen çökebilir ya da merkezi komutadan daha gevşek, daha öngörülemez hibrit bir milis ağına dönüşür ve çatışmanın kontrolünü zorlaştırır.

Körfez’in zor dengesi

Savaşın başında Arap birliği üyesi ülkeler görünürde tırmanmayı önlemeye çalıştı; hava sahalarının kullanılmayacağını deklare ederek çatışmanın dışında kalma iradesi gösterdiler. Fakat durumun kapalı kapılar ardında daha farklı konuşulduğu hatta Kral Selman’ın Trump’ı saldırıya teşvik ettiği iddia ediliyor. Böylece Körfez ülkeleri savaş başladıktan sonra İran saldırılarıyla doğrudan karşı karşıya kaldılar.

İran’ın hesap hatası ise Körfez’e saldırarak onları tarafsızlıktan çıkarıp ABD ve hatta İsrail’le daha derin bir askerî koordinasyona itme riski itiyor.

Nitekim İsrail Genelkurmay Başkanı’nın Körfez ülkelerine “savunmayı koordine edelim” çağrısı, yeni bir güvenlik mimarisinin işareti. Bu çağrı karşılık bulursa, İsrail-Körfez hattında fiilî askerî dayanışma dönemi başlayabilir. Savaşın amaçlarından biri de bu olabilir.

İran’ın ana motivasyonu

Yalnızlaşmış, gururu incinmiş ve kendisini İslam dünyası tarafından terk edilmiş hisseden Tahran iradi olarak bir savaş istemedi ama kaçınılmaz bir savaş patlak verdikten sonra, bunu bir varlık/yokluk savaşı olarak görerek ve savaşı misillemeler ve vekil aktörler üzerinden büyütmeye çalışıyor.

Çatışma Küresel boyuta taşınabilir

Bu savaş yalnızca İran ile rakipleri arasındaki bir hesaplaşma olarak okumak doğru değil; enerji yolları, piyasa dengeleri ve Rusya, Çin-Batı rekabetinin kesiştiği küresel bir güç mesajı niteliği de taşıyor.

Daha kritik unsur ise Çin. Çin, İran ve Venezuela petrolünün önemli alıcısıydı. Venuzuela’dan sonra İran’ın zayıflatılması, Pekin’in enerji güvenliğine dolaylı darbe anlamına gelir. Bu nedenle operasyon yalnızca Tahran’a değil; küresel güç dengelerine de mesaj içeriyor.

Avrupa cephesindeki söylem değişimi ise çatışmanın coğrafi sınırlarının genişleyebileceğine işaret ediyor. Fransa, Almanya ve İngiltere’nin “savunma amaçlı askeri adımlar” sinyali vermesi, meselenin yalnızca Ortadoğu krizi olmaktan çıkıp NATO çevresini de doğrudan ilgilendiren bir güvenlik başlığına dönüştüğünü gösteriyor.

Avrupa ülkeleri bölgedeki üslerini ve enerji hatlarını korumaya hazır olduklarını açık biçimde ilan etmiş durumda.

Sonuç olarak kontrollü kriz mi, uzun kırılma mı? Bu eşiklerden biri aşılırsa çatışma tam ölçekli bölgesel savaşa dönüşebilir. Bugün gelinen noktada farklı eşikler var:
Körfez’in taraf seçmesi, NATO’nun devreye girmesi, Rusya veya Çin’in taraf seçmesi,  İsrail’in Lübnan’da kara harekâtı başlatması, İran içinde ciddi güç boşluğu ve iç isyan çıkması, İran’a kara harekatı başlaması… Bunların her biri mevcut kaosun yönünü değiştirebilir, geleceğe dair varsayımların yeniden yapılmasını sağlayabilir…

Ortadoğu artık geri dönülmez bir eşiğe doğru sürükleniyor. Denge yalnızca Washington ve Tel Aviv’de değil; Riyad, Abu Dabi ve Beyrut’taki kararlara da ve aslında Tahran’a bağlı. Soru şu: Bu operasyon planlandığı gibi kısa süreli bir baskı harekâtı mı kalacak, yoksa bölgesel düzeni kalıcı biçimde değiştirecek uzun bir kırılmanın başlangıcı mı olacak?

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version