CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD ve İsrail’in saldırısı nedeniyle dünya genelinde petrol fiyatlarının yükseldiğini hatırlatan Özel, iktidara ÖTV’yi indirme çağrısında bulundu. Hürmüz boğazının kapatılmasının petrol fiyatlarını artırığını hatırlatan Özel, iktidara şu tavsiyede bulundu: “Petrol fiyatları tırmanıyor. Mazota geçen hafta gelen zamla litre fiyatı 62 lira olmuştu. Bazı illerimizde bu geceden sonra mazotun litre fiyatı 70 lirayı aşacak. Mazottan yüzde 40 vergi alınıyor. Eskiden eşel mobil sistemi uygulanıyordu. Yani fiyatlar artarsa artışı ÖTV’den karşılıyorduk. Yüzde 40 her litre mazotta vergi alıyorsunuz. Eğer enflasyonla mücadelede samimiyseniz, çünkü mazota zam geldiğinde her şeye zam gelecek… Bu konuda doğru bir iş yapak istiyorsanız bu akşamki zamdan başlayarak eşel mobil sistemini tekrar hayata geçirin. Zammı ÖTV’den karşılayın. Önerimiz budur. Bu akşam bu zammı yapmayın… Yok burnunun dikine gidersen, gelecek ay enflasyon rakamlarında yeniden görüşürüz.”
Türkiye’deki akaryakıt özelindeki eşel mobil sistemi, pompa fiyatlarındaki artışı engellemek için geliştirilmiş bir “vergi feragati” mekanizmasıydı. Petrol fiyatları veya döviz kuru yükseldiğinde, normal şartlarda pompa fiyatına yansıyacak olan zam miktarı kadar Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tutarı düşürülürdü. Vergi miktarı aşağı çekilerek, maliyet artışının tüketiciye yansıması engellenir ve pompa fiyatının sabit kalması sağlanırdı. Bu sistemde devlet, enflasyonu dizginlemek adına kendi vergi gelirinden vazgeçerek bir nevi dolaylı sübvansiyon uygulardı.
Türkiye, akaryakıtta eşel mobil sistemini kademeli olarak sonlandırdı ancak tam kopuş 2021 yılının sonu ve 2022 yılının başı itibarıyla gerçekleşti. Küresel enerji maliyetlerinin ve döviz kurunun aşırı yükselmesiyle birlikte, fiyattaki artış miktarı toplam ÖTV miktarını aştı. Yani ÖTV sıfırlansa bile maliyet artışını karşılayamaz hale geldi. Hazine üzerindeki vergi kaybı yükünün sürdürülemez boyutlara ulaşması (milyarlarca TL) ve bütçe disiplini ihtiyacı nedeniyle sistemden vazgeçilerek fiyatlar tamamen serbest piyasa ve güncel vergi oranlarına bırakıldı.
CHP lideri Özgür Özel’in partisinin grup konuşmasından satır başları şöyle:
- Dünya kritik bir eşikten geçiyor ve iktidarın dünyadaki, bakmayın yandaş basınlarına, televizyonlarına, birbirlerine dizdikleri övgülere; diplomasi yapılmadığında dikleşiyorlar, diplomasi yapılmadığında dik duruyorlar, diplomasi yapmaya başladıklarında ‘efendim doğrusunu yapıyorlar’, 180 derece geri döndüklerinde ‘hep arkasındayız, ne kadar güzel’ ama maalesef yeni bir krizle ve bu krizi doğru okumayan bir dış politika yönetimiyle karşı karşıyayız.
- Ve Türkiye’nin çaresizliğini, maalesef iktidarın teslimiyetini; Gazze’yi yerle bir etmiş olanlara, orada soykırım yapmış olanlara, bir yandan ‘eli kanlı katil’ derken onlarla Gazze için aynı masaya oturanları…
- Daha geçtiğimiz aylarda ‘Trump akıllı, benim aklıma hiç gelmemişti, Erdoğan’da olmayanı ona veriyor, karşılığında istediğini alacak’ diyen Barack bu. Ne veriyormuş? Türkiye’de meşruiyeti yokmuş Erdoğan’ın, kendisine Trump meşruiyet verecekmiş, karşılığında istediğini alacakmış.
- İşte tam o günleri yaşıyoruz. O günlerde Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip de öyle daha görüşmeden önce yasak savmalık Filistin’in F’sini anınca Amerikan Dışişleri Bakanı’nın ‘Trump’la 5 dakika görüşmek için bize yalvarıyorlar’… İşte Türkiye dediğini unutmadı.
- 71 bin Filistinli ölmüş, Filistinlilerin olmadığı masaya ‘olmayacak’ dedikleri Netanyahu’yu oturtup onunla birlikte o Filistin işgal planını konuşmak… Ve İran’a, bir ülkenin yönetim kademesine toplantı sırasında Birleşmiş Milletler kararı olmaksızın, hatta onlarla müzakere yürütürken, Londra’da görüşmeler yaparken Cuma günü ayrılıp Pazartesiye ‘bize düşüncenizi söyleyin, kırmızı çizgilerinizi söyleyin’ deyip bu toplantının kararının alınacağı toplantıda ülkenin yöneticilerini torunlarıyla, çocuklarıyla, kızlarıyla bombalayan bir zorbalık, bir vicdansızlık, bir haydut devlet.
- Trump güzellemeleri, Trump üzerinden Netanyahu’yla iş birlikleri… Ve bu ilk değil. Ben bu Pazar, bundan iki gün önce, 22. dönem milletvekili grubumuzdan hayatta olan kahramanlarla birlikteydim. Onlar Erdoğan’ın Amerika’da söz verdiği, kendi henüz o gün partisinin başında ama Başbakan değilken 1 Mart’ta meclise getirttiği ’69 bin Amerikan askeri Türkiye’ye gelsin, Doğu’da Güneydoğu’da 6 tane üs kursun, iki liman bunlara verilsin, Irak Türkiye üzerinden işgal edilsin’ diye tezkere getirten Erdoğan… O tezkere geçsin diye her şeyi ortaya koyan Erdoğan… Tezkere geçmeyince gizli tutanakları ele geçirip 99 tane ‘Hayır’ oyu veren AK Parti’liyi bulup siyasetten tasfiye eden Erdoğan…
- Bugün 1 Mart tezkeresine ‘Hayır’ diyenler, Irak’ta bir buçuk milyon Müslümanın kanı döküldü, Türkiye’nin eline bulaşmamasının gururunu yaşattılar bize. Cumhuriyet Halk Partisi grubu ve 99 AK Parti’li o günkü milletvekili Türkiye’yi 6 kalıcı Amerikan üssünden kurtardı. Güneydoğu’yu Amerikan işgalinden kurtardı. Bir daha Türkiye’ye çıkmamak üzere Türkiye’den Amerikan postalının Mersin’e ve oradan Doğu’ya, Güneydoğu’ya gitmesinden bizi kurtardı.
- Aynı Erdoğan bugün; o gün Amerikan yönetimiyle iş tutan ve Türkiye’ye bu Amerikan planı uygulansın diye partisine baskı kuran, karşı çıkanları tasfiye eden Erdoğan, bugün yeni bir Amerikan planının parçasıdır. Burada ne oyun kurduğu vardır ne oyunu gördüğü vardır. Sadece ona olmayan meşruiyeti verme karşılığında her türlü tavizi ondan alan, gizliyi bakanlarla alay eden küstah; Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na söylendiğinde, Erdoğan da olsa benim içimi sızlatan bir üslubun sahibi Trump’a teslimiyet vardır. Trump ne yapacağını biliyor, Netanyahu ne yapacağını biliyor ama bunlar ne oyunun içinde olduklarını ve bunun gelecekte nereye doğru evrildiğini bilmiyorlar.
- Bir sayın gazeteci soruyor; Hakan Fidan diyor ki ‘şu an ani bir savaş tehdidi yok’. İki sene önce değil bu, iki hafta önce. Şu an için ani bir savaş tehdidi yok. Duruma hakimiz, görüyoruz. Oysa ki bütün dünya o savaş gemilerinin, fırkateynlerin, destroyerlerin, koruma botlarının böyle gelip tarihin en büyük yığınağını yaptığında Amerika’nın ne yapacağını görüyor ama bizim Hakan Fidan bunu görmüyor.
- Nasıl görecek? Nasıl okuyacak bölgeyi? En başta bölgedeki büyükelçilerle okuyacak değil mi? Liyakatli kadrolarla okuyacak. Türkiye’nin dış politik birikimine saygı duyarak okuyacak. Üzülerek söylüyorum; İran’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Katar’da, Kuveyt’te, Bahreyn’de ve Suudi Arabistan’daki hiçbir büyükelçimiz kariyer olarak diplomat kökenli değildir, hiçbirisi. Köken SETA, köken Ak Gençlik, köken TÜGVA, köken bir başka yandaş vakıf.
- Köken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Plan Bütçe Komisyon Başkan Yardımcısı, komisyon sözcüsü. Oralardan ‘listeye koymadım, seni orada bir makam vereyim, bir mevki vereyim, git sen orada büyükelçilik yap’. Bölgeyi okuyan, diplomasimizi yapan, her gün öğlen 12’ye kadar buraya o ülkeyle ilgili bilgileri kripto geçmesi gereken adamların meslekle alakası yok. Dışişleri Bakanlığı’nda muhteşem kadroları monşerler diye tasfiye ettiler.
- Biz Amerika ve İsrail’in planları karşısında bölgemizde yaşayan tüm insanların hakkını cesaretle savunduk, savunmaya da devam ediyoruz. Amerika ile İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan, masum sivilleri hedef almaktan çekinmeyen bütün müdahalelerini reddediyoruz. Komşumuz İran’a yapılan saldırılara karşı da duruyoruz, İran halkının yanındayız. Kayıpları için, başta 150 kız öğrenci, tüm kayıpları için başsağlığı diliyoruz.
- İran’daki rejimin baskıcı ve insan haklarını yok sayan politikalarını tasvip etmemekle birlikte İran’ın ve bölgemizin geleceğine karar verecek olanların İran’da yaşayanlar, bölgede yaşayanlar olması gerektiğini savunuyoruz. Mevcut krizin diplomasi masasına dönülerek çözülmesini savunduk, bu konuda ısrarcıyız ve bu konuda Türkiye’nin de ısrarcı olması gerektiğini ifade ediyoruz.
- Trump’ın ve Netanyahu’nun dayattığı düzen yeni dünya düzeni olamaz. Kan akıtan, bütün kurulları dışlayan, kuralları yok sayan bir düzensizliğe yeni düzen denemez. Bunun için biz dünyadaki siyasi akrabalarımızla birlikte bu düzene, bu dayatılan karmaşaya itiraz ediyoruz. Türkiye’nin de burada uluslararası toplumla birlikte dünya düzenine, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve Üçüncü Dünya Savaşı olmasın diye ortaya konmuş düzene sahip çıkmaya ve uluslararası hukuka saygılı olmayanlara açıktan ya da örtülü destek olmamaya bir kez daha Erdoğan’ı bu şekilde davranmaya davet ediyoruz.
- Arkadaşlar, bu sırada birazdan değineceğim; Sayın Bahçeli bugün önemli bir konuşma yaptı. Geçen hafta Meclis Başkanı ziyaret etti, onunla önemli değerlendirmeler yaptık. Ve bugüne doğru geliyorduk. Bugüne gelirken önemli iki gelişme eş zamanlı, aynı anda iki saat arayla oldu. Bir tarafta İsrail ve Amerika İran’ı vurdu ve bir anda, bir anda Türkiye’nin bir olmasının, beraber olmasının, iç cephenin kuvvetli olmasının, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte Türkiye’nin dimdik ayakta durması gerektiğinin hatırlanması gereken anlar yaşıyoruz. Ve bu olaylar olurken bu mecliste üç dönem birlikte milletvekilliği yaptığımız, iki dönemdir Bolu’da oyların iki oydan birinden fazlasını alan, memnuniyet anketlerinde %70-80 çıkan ve Bolu için çalışan Tanju Özcan’a operasyon yapıyorlar.
- Tanju Özcan Bolu’da bir vakıf kurmuş. Vakfa AK Parti’yi dahil etmiş, MHP’yi dahil etmiş, esnaf odalarını, şoförler odasını, bütün Bolu’yu içine koymuş. Demiş ki ‘Bolu’nun çocuklarına siyaset ayrımı yapmadan sahip çıkacağız.’ Hep birlikte Bolu’da dönmüşler ve Bolu’nun iş adamlarına, zenginlerine, kendileri dahil, Bolu’dan para kazananlara, dışarıdan gelmiş Bolu’da şube açmış, vergiyi İstanbul’da veren zincir marketlere, ‘Bu vakfa destek olun kardeşim’ demişler. Hep beraber yapmışlar bunu. Ve 528 Bolulu yoksul genci üniversitede yüksek burslarla okutuyorlar bu arkadaşlar. Bolu’daki bir vakıf. Ayrıca bu vakfın, burs isteyen her gence, Bolulu olup dışarıda okuyan ve Bolu’ya gelen, başvuru yapan, kriterleri tutturan her gence burs veren bu vakıf ayrıca da Bolu’ya bir huzurevi yapmak için de çalışıyor hep beraber.
- Sabahın köründe, normalde ya adliyenin yanında belediyede çalışıyor bu Tanju Özcan. Çağırsan ifadesini alırsın; sabahın köründe telefon davetiyle değil, eve polisin gelip davet etmesiyle değil, jandarma operasyonuyla alıp gözaltına koyacaklar, üç gün tutacaklar ve üç gün boyunca kendisine sorulan soru, savcılıkta sorulan soru… İkinci bir soru yok: ‘Bir kuruş sana para geçmiş, menfaat elde etmişsin’ yok. ‘Sen bu vakfa bağış yapın diye şirketlere söylemişsin, üç harfli şirketlere buraya bağış yapın demişsin.’ Adam geliyor Bolu’ya 17 tane şube açıyor, Bolu’daki mahalledeki esnafı canından bezdiriyor, batırıyor; Bolu’nun parasını kazanıyor, kaymağını yiyor, kârını ediyor, vergisini İstanbul’da veriyor… ‘Kardeşim şu vakfa bir destek ver’ deyince ‘icbar yoluyla irtikap’ oluyor. Eğer belediye başkanıma bundan başka sorulan bir soru yoksa, kör kuruş yoksa; Tanju eğer bununla suçlanıyorsa ve Tanju bundan utanacaksa, bu soruyu soranlar utansın! Ben Tanju’yla gurur duyuyorum kardeşim, gurur duyuyorum!
- Sayın Bahçeli diyor ki ‘iç cephemiz sarılırsa sağımız solumuz zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum ne zaman görmeyi ümit edecek birileri’. İç cepheyi sarsmak derken bana demiyor herhalde.
- Bolu’nun seçilmiş belediye başkanı en son, Türkiye’nin en büyük belediyesi Esenyurt’un belediye başkanı, devamında üst üste 3 kez seçilmiş İstanbul’un ve Cumhurbaşkanı adayımıza, Adana gibi başkan Zeydan Karalar… Her gün sabah kalkıp Zeydan Başkan’a terör suç örgütüne sokamadılar. İftira atarak aylarca içeride tuttular. İç cepheyi bozan biz miyiz, yoksa o seçim sonuçlarını hazmetmeyip Ekrem Başkandan Zeydan Başkana, Ahmet Özer’den 16 belediye başkanımızı teker teker her sabah birine algı operasyonu yapmak için iki koluna polisle kapıya dayananlar mı? Ben hiç üstüme almadım bunu. Bir okuyun baştan aşağıya.
- Vallahi de billahi de katılacaktır. Gidecektik, o masada Meclis Başkanı’nın davetiyle iftara icabet edecektik. Madem ki milli bir duruş lazımdı, madem ki iç cephe güçlü olsundu, madem ki bu kadar saldırı altındayken Türkiye’nin iktidarı, muhalefeti orada olsundu. Yine balta çektiler arkadaş. Gideceğim iftara. Bu akşam iftara gideceğim. Bu akşam iftara Sincan Cezaevi’ne Tanju’nun yanına gideceğim.
ÖNCEKİ YAZIİran, gıda ihracatını yasakladı
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

